Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Haziran '12

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
657
 

Hoşgör Köftecisi

Hoşgör Köftecisi
 

Adam oturmuş masanın başına, bir yazı yazmak istiyorum diyor. Ama belirlediği bir konu yok. Olsun, ne çıkar. Kafası dolu, dopdolu. Komik olduğu kadar adilane bir yapısı var. Zengini sevmiyor. İşi fakir insanların dünyasında.

Kendisini üzerindeki takım elbiseyi giydi diye, kambur kızın onu kendisinden üstün sayacağını düşünüyor. “Ah biz küçük burjuvaların yalan yaldızlı dünyası. Ne çok yaldızlı, yalancı ve sahteyiz” diyor.

Boğazda bir köyde bir kayıkta demleniyorlar arkadaşlarıyla. Yan taraflarında da hemen bir dükkan. Balıkçı dükkanı. Aman kayığın hemen yanında balıkçı dükkanı olur mu demeyin! Balıkçı dükkanı dediyse, üç kasanın üst üste konmasıyla oluşan bir dükkan işte. Kambur kızla babası işletiyorlar bu dükkanı. Balıklar canlı canlı geliyor. Bir tava, tabakların konulduğu yer. İşte bu kadar. Ekmeğini kapan, karnını doyurmaya geliyor.

Onlar demlenirken adamımız Beşiktaş sırtlarına bakıyor. Aralarından pırıl pırıl sularıyla akan Boğaz var. Sonra kambur kızın babasına yardım etmesini, balıkları servis etmesi, bulaşıkları yıkamasını izliyor. Evet kambur kız, alenen çirkin. Ama izlerken izlerken ona aşık oluyor galiba. Hiç de çirkin değil. Neden çirkin olsun ki. Bana da bakıyor. Öyle bakmak değil bu, bakışları farklı. Evlensek biz, çocuklarımız olsa... ya kambur olurlarsa. Olmayıversin bizim de çocuklarımız. Hem benim de günün birinde sakatlanmayacağım ne malum, ne malum bacağımın, kolumun kesilmeyeceği. Hem o benden daha dayanıklı, daha alışık bu duruma, öylesine doğasına bırakmış ki. Ben sakat kalırsam bu kadar doğallıkla karşılayabilir miyim? Evet ben bu kıza aşık oldum galiba.

***

Taraçada oturuyor adam. Karşıki evlerinde taraçası var. Bir hizmetçi elini başına dayamış pirinç ayıklıyor. Nerden mi anladım hizmetçi olduğunu; giyim kuşamından. Sakın giyim kuşamı kötü diye onu aşağı gördüğümü söylemeyin, onun için söylemedim. Ne hizmetçiler gördüm, burjuva patronlarından çok daha kibarlar.

***

İnsan denize bu kadar aşık olur mu? Kara iklimini hiç sevmiyor.İnsan görse "ne bu yaa bu kadar deniz düşkünlüğü, balık mısın?" diye soracağı geliyor. Karada bir iş bulmuş. Deniz taaa bir buçuk saatlik yol ötesinde. Denizi görüyor görmesine de, kurşun levha gibi. Bir buçuk saatlik yolu yürüyerek aşıyor. Ne yürümek hem de. Bataklıklara bata çıka. Issız pıssız bir yer. İnsan burda bataklıkta ölse diyor, batarak ölmek de ölümlerin en fenası olsa... yok ya dur, ölmek istemiyorum henüz.

Adamımız Sait Faik'in yakın arkadaşı. Çok genç yaşda kaybettiğimiz Orhan Veli. Ne kadar genç diyorum. Bu kadar güzel yazan ve iyi duygulara sahip olan bir insan böyle de erken gider mi kardeşim? Bencillik mi? Evet belki de bencilik. Biraz daha bizim köyde dursaydı da, şu “Hoşgör Köftecisi” gibi hikaye kitapları olsaydı, iyi olmaz mıydı?

Çok iyi olurdu. Kitapta beş öykü var. Beşi de birbirinden güzel. İnsan sanki arkadaşıyla konuşur gibi, ince ince gülümsüyor okurken. Okumak ne demek, sanki kalkmış, ikiniz 40'lı yıllardaki Boğaz köylerinden birindesiniz. Beton dolgudan şükür ki nasibini almamış bir kıyıda, tahta sandalyeleri kıyıya koymuş, çıplak ayaklarınız denizde, o konuşuyor, bu hikayeleri anlatıyor, siz de denizden gelen iyot kokusuyla birlikte onu dinliyorsunuz.

Ben bu kitabı, dışarı çıkarken; ne bileyim sıkıcı bir banka kuyruğuna ya da sıkıcı olan neresi ise yanıma alcam. Eminim sıra bana geldiğinde ne çabuk geldi bu sıra diye sinirlencem.

 


 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu denli basit yazabilmek ustalık işi. Gözlem, insanın çözümlenmesi, sözcüklere kendi duygularıyla aktarılabilmesi...Kesinlikle olgunluk işi, her yönden hem de. Bilmediğim bu öykü kitabı tanıtımı için teşekkürler. Alıp okuyacağım. Selamlar.

Güz Özlemi 
 24.02.2014 11:56
Cevap :
Evet haklısınız. Anlaşılır ve yaşamı olanca basit haliyle insanlara anlatmak zor. Üstelik bunu yaparken hayatın güzel yanlarını anlattığı gibi çarpık sisteme de gönderme yapıyor. Beğeneceğinizden eminim. Şimdiden iyi okumalar dilerim. Selamlar..  24.02.2014 21:13
 

Hoşgör Köftecisi'ni dün akşam aldım ve hemen yolda okumaya başladım. Anlattığınız o taraçalı öyküyü de okudum. Sıra diğerlerinde. Kitap hakkında google'da araştırma yapayım derken karşıma çıktınız. Çok hoş bir yazıydı, teşekkürler, selâmlar Nilüfer hanım.

NURTEN DEMİREL 
 03.08.2012 21:02
Cevap :
Merhaba Nurten Hanım, ben yorumunuza cevap verdiğimde siz okumuş ve kitap hakkındaki düşüncelerini yazmışsınız. Sizin yazınız da çok güzeldi. Ne kadar güzel bi hikaye kitabı yazmış, insana dair hallerin, emeğin, insanlığı ne kadar güzel anlatmış. Ben de kitabı çok beğendim. Çok teşekkür ederim yorumunuz için, sevgilerimle...  04.08.2012 21:16
 

Eskilerde dolaştırdınız beni. Keşke o eski zamanın içinde yaşayıp, ölseydim. Zira o eski zamanı yaşayıp ölenler, mutlak mutlu ve huzurun tavan yaptığına şahittirler, Tebrikler ve de teşekkürler...

Dursun TOMBUL 
 20.06.2012 15:02
Cevap :
Merhaba Dursun Bey, eski zamanlar o kadar güzel ve mutlu muydu? Bence değildi. İyilik de kötülük de Habil'le Kabil'den beri var. Önemli olan kötü yanlarımızı törpüleyebilmek. Belki bizden önceki nesiller birbirine daha tahammüllü ve saygılıydılar, o kadar. Şimdi artık birbirimize ne tahammül ediyoruz, ne de saygı duyuyoruz. İyi ki Orhan Veli ve diğerleri gibi edebiyatçılarımız var da, bize eski günlerin, iyi ve kötü taraflarını çok güzel aktarıyorlar. Teşekkür ederim yorumunuz için. Selamlarımla...  20.06.2012 17:06
 

:) Çok güzeldi..!

Arzu Elif 
 20.06.2012 14:20
Cevap :
Teşekkür ederim Arzu Hanım... :)  20.06.2012 16:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 246
Toplam yorum
: 1381
Toplam mesaj
: 276
Ort. okunma sayısı
: 992
Kayıt tarihi
: 15.02.08
 
 

..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster