Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ağustos '17

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
213
 

Hristiyan Fundamentalistler ve Müslümanların Siyaset Üretememe Eksikliği

Hristiyan Fundamentalistler ve Müslümanların Siyaset Üretememe Eksikliği
 

Topraklarımızda rahatça at koşturmak isteyen sözüm ona dost ülkeler; bir yandan Siber saldırı, Finans, İstihbarat, Kitleleri galeyana getirerek KAOS yaratmak, Biyolojik/Viral saldırı gibi XXI. Yüzyıl savaş tekniklerini kullanarak hem birbirleri ile savaşmaktalar, hem de söz sahibi olmak istedikleri ülkelere saldırmaktalar. Öte yandan aynı ülkeler, bölgemizde Güç/Enerji/Petrol/Doğalgaz/Alternatif Enerji/su yatakları gibi alanlarda söz sahibi olabilmek için taşeronlar üzerinden çarpışırken bir yandan da, ülkemizin güneyinde işin özünde Büyük Ortadoğu Projesine (BOP) hizmet eden ama görünürde Kürt aşkıyla! Yanıp tutuşan Avrupa’nın, Türkiye’nin Müslüman Araplarla karasal bağlantısını kesmek için, Truva Atı konumunda İslam’dan uzak, bir Kürt devleti kurdurup, Akdeniz’e kapı açmak için var güçleriyle ülkemize taşeronları aracılığıyla saldırmaktalar. Tabiri caizse, kimin eli kimin cebinde belli değil. (Beni eleştirirken Kürtlüğümden dem vurup insanlığımı yerden yere vururken, Kobane ve Rojava’daki düzenlenmiş kanlı tiyatro için vaveyla koparanların, insan hakları savunucularının "Türkmen Dağındaki" duruma sessiz kalanların vicdanına, insani tarafına ve masumiyetine dikkatinizi çekerim).

Üçüncü bin yıl için düşünülen ve çoğu insanın aklının ucuna bile gelmeyen, bilim kurgu filmlerle altyapısı oluşturulup halk üzerinde algısı yaratılan Transhümanizm, artık dünya sahnesinde sahnelenmeye başlanmış olup, pilot bölge olaraktan bölgemiz kullanılmaktadır. Öte yandan DHKP-C, FETÖ, DAEŞ (IŞİD), PKK, PYD, YPG vs gibi Küreselcilerin ve Vatikan’ın taşeronluğunu yapan örgütleri kullanarak, hedef tahtasına oturtulan ülkemizde; zemin hazır olduğunda, Küreselcilere/NATO kanadına hizmet eden, ordumuzun içindeki vatan hainleriyle darbe girişiminde bulunmak şu dönemde kaçınılmazdır. Ancak milletimizin dik ve sağlam duruş göstermeleri çok önemli. Böylelikle artık eskisi gibi bir zeminin olmadığını hem düşmanlarımıza, hem de içimizdeki vatan hainlerine göstermiş olacak ve bu tür girişimlerin boşa çıkacağını hep birlikte göreceyiz.

 Demokrasi, Özgürlük, Barış, Diyalog gibi söylemleri artık bir kenara bırakıp, Gezi Parkı olaylarında gerçek düşünceleri patlak veren "Zulüm 1453’te başladı" ve "Mercidabık’ın İntikamı Yaklaştı" gibi söylemlerle sözde vatanseverlik örneği gösterdiğini sanan, fakat aslında yurdumuza göz dikmiş mihraklarla işbirliği yapmış olmanın verdiği coşkuyla, yaşadığı toprakların kaybetme noktasında, dans ettiğinin idrakinde olmayan insanlarla iç içe yaşadığımızı üzülerek izlemekteyim. Günümüz dünyasında gayrinizami harbin yürütüldüğü bir ortamda, ülkemizi çevreleyen Vatikan / Küreselciler / AB / ABD / Rusya / İran gibi dost görünen, ülkemizi dar bir kıskaç içerisinde kilitleyen düşman ülkelerin en büyük silahı, maalesef ki içimizdeki işbirlikçileri ve taşeron örgütler. Tarih boyunca eşi benzeri başka hiçbir ülkede görülmemiş hain barındıran bu topraklar, hala barındırmaya devam etmektedir.

 Kabul etmeliyiz ki; Müslümanların siyaset üretememe eksikliği var. Dikkatinizi çekerim, beceriksizlik değil, bilgisizlik değil, doğru zamanda doğru siyaset üretememe eksikliği/sıkıntısı var. Bu durumda kimlere görev düşüyor? Kimlere ve hangi bilinçle görev düşüyor? Diye düşünmeli insanlarımız kendi kendine. Türkiye'nin içinde bulunduğu şartlarla, (sözde vatansever!) iç ve dış düşmanlar her haliyle belli. Dolayısıyla İslam şuuru ve ümmet bilinci ile bütün Müslümanları birbirine bağlayan tek ve ortak dil, Kur’an kalıyor.

 Hıristiyan fundamentalistlerin kafalarında oluşturdukları ve kendilerini kurtuluşa erdireceğine inandıkları İsa Mesih: Yeryüzüne beyaz atına binmiş olarak inecek ve inançsızlarla karşı karşıya geldiğinde ilk saldırıyı dünyanın bütün ordularının başında ve nükleer başlıklarla donanmış bir halde! Milyarlarca kâfirin! Canına okuyacak beş yıldızlı mağrur ve kudretli bir general şeklindedir. Yani İsa Mesih yanında taşıdığı (besbelli tanrısal âlemden yeryüzündeki inançsızlara hediye olarak getirdiği) yeni bir silah kullanacaktır. Bu silah, nötron bombası kadar etkili olacak ve İsa tarafından yönetilen bu savaşta (Armageddon Savaşı'nda) milyarlarca insan, yok edilecektir. Grace Halsel; bu fundamentalist Hıristiyanların yalnızca bu inanç ve beklenti içinde olmakla yetinmediklerini, zaman zaman bu beklentilerin gerçeğe dönüşmesi için bizzat inisiyatifi ellerine aldıklarını ve akıl almaz şiddet ve terör hadiselerine giriştiklerini ya da bunları planladıklarını da örneklerle anlatmaktadır. Hz. İsa'nın gelişinden önce olacağı öngörülen, Kudüs'te Üçüncü ( Hz. Süleyman Tapınağı) Tapınağın inşasını sağlamak amacıyla inşa alanında bulunan Mescidi Aksanın yıkımı için sabotaj planlamak, dünyanın çeşitli bölgelerinde toplu ölümlerle sonuçlanan şiddet eylemleri organize etmek, İsrail ve Yahudilerce Müslümanlara yönelik şiddet ve baskıyı her zeminde desteklemek bu fundamentalistlerin İsa Mesih'in geliş sürecini hızlandırmak (Kıyametin Büyük Alametleri) amacıyla giriştikleri veya destek verdikleri şiddet eylemlerinin boyutlarını ortaya koymaktadır.

 

  Ağustos/2015

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 420
Kayıt tarihi
: 02.07.17
 
 

Türkiye'de kim ne olmasını istiyor?................................................................

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster