Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ekim '16

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
124
 

Hücre dünyası

Hücre dünyası
 

Hücreler nasıl yaşıyor, nasıl ölüyor. Hücrenin normal ölümü, intihar ölümü. Normal hücre, kanserli hücre.

Hücrelerin içinde yaşamlarını devam ettirebilmek, beslenmek, toksinlerden kurtulmak, düşmanlardan korunabilmek, üremek, ölmek, intihar etmek vb hayati fonksiyonları yerine getirebilmek için çalışan müthiş bir mekanizma, müthiş bir sistem var.

Evvela hücrenin beslenmesi lazım. Her hücrenin etrafında onu koruyan bir duvar var. Bu duvarda tabir caizse kapılar var ve kapılarda kilitler var. Bu kilitlerin de şifreleri var. Öyle her gelen yiyeceği, her gelen maddeyi içeri sokmuyor. Belki zehir, ne malum. Ben gıdayım diye gelen her şey önce bu kilitlerde ki şifreleri bilmek ve kendini tanıtmak zorunda. Yoksa içeri giremiyor. Gıda hücreden girdikten sonra oksijen ile bir nevi hazım sürecinden geçiyor ve bu hazım sonunda aynen insan metabolizmasında olduğu gibi bir takım zararlı maddeler ortaya çıkıyor. Yani insandaki dışkı gibi, idrar gibi. Bunların da hücrenin dışına atılması lazım. Bunlar da dışarı çıkarken yine hücre duvarındaki kapılardan kendilerini tanıtarak, çıkış şifrelerini bildikten sonra dışarı çıkıyorlar.

 

Hücrelerin ortasında DNA zinciri var, bir nevi hücrenin beyni veya idare merkezi gibi. Bu merkezde birçok genler var. Bu genler DNA nın kopyalanması, hücrenin üremesi, ölmesi, solunumu, intiharı vb pek çok iş emrini çıkarıyor, bu işlerin doğru yapılıp yapılmadığını kontrol ediyor, eğer hücre içinde bir bozukluk varsa onun tamiri için gerekli iş emirlerini de çıkarıyor ve eğer bozukluk tamir edilemeyecek kadar kötüyse o zaman hücrenin kendini imha etmesi için gerekli intihar emrini çıkarıyor. Hücrenin içinde solunumu sağlayan bir nevi akciğer görevi yapan mekanizma ve daha pek çok işlevin yerine getirilmesini hep bu DNA daki genler yapıyor.

 

Kanserli hücrelerde de bu mekanizmalar var ama sistem bozulmuş oluyor. Sistem o kadar bozulmuş ki DNA da ki ilgili genden gelen “intihar et” emri bile yerine getirilemiyor ve kanserli hücre de büyük bir azimle büyük bir yaşam mücadelesi vermeye devam ediyor. Bu çaba, bu gayret o kadar fazla ki kanserli hücre büyük bir telaşla normal hücrelerden de çok daha hızlı bir şekilde üremeye başlıyor, çünkü başına geleceği yani vücutta, bağışıklık sistemimizde bulunan koruyucu ve savaşçı askerler tarafından öldürüleceğini biliyor.

 

Vücudumuzdaki bağışıklık sisteminde lenfositler, lökositler, T hücreleri, makrofajlar, çöpçü hücreler vb daha pek çok değişik görev üstlenen hücreler var, aynen bir orduda tankçı, topçu, havacı, uçaksavar vb olduğu gibi. Bunlar hem mikroplarla, virüslerle, hem de kanserli hücrelerle savaşıyor, öldürüyor. Çeşit çeşit öldürme yolları var. Kimi geliyor harbiden kanserli hücreyi yutuyor. Kimi kanserli hücrenin zarını yanı duvarını delip içeri zehir akıtıyor, kanserli hücre zehirlenip ölüyor. Kimi öldürmüyor ama kanserli hücrenin üstüne bir etiket yapıştırıyor, “ bu düşmandır, ilk görüldüğü yerde öldürülmelidir” diye. Bu etiketi gören çöpçü hücreler etiketli kanser hücresinin icabına bakıyor. Kimi ilaçlar veya yiyecekler kanserli hücre içindeki intihar mekanizmasını tetikliyor, hücrenin bu yolla ölmesini sağlıyor. Kimi ilaçlar veya yiyecekler kanserli hücre içindeki üreme mekanizmasını bloke ederek veya baskılayarak kanserli hücrenin üremesine mani olmaya çalışıyor. Keza kanserli hücrelerin üremesi, diğer sağlam dokulara seyahat edebilmesi için kendilerine bir yol açmaları gerekiyor. Bu yolu açmak için sağlam hücrelerin içine doğru bir enzim salgılıyorlar. Bazı ilaç veya yiyeceklerimiz kanserli hücredeki bu enzim salgılama mekanizmasını baskılayarak kanserli hücrenin bu yolla üremesine mani olmaya çalışıyorlar.

 

Vel hasıl-ı kelam kanserli hücreyi öldürmek veya onun işini zorlaştırmak için pek çok mekanizma var. Yeter ki biz kanserli hücrenin işini zorlaştırmak yerine  onunla mücadele edecek bağışıklık sistemimizin işini zorlaştırmayalım, yani sigara içmeyelim, çok şeker, transyağlar vb malum zararlı maddeleri çok tüketmeyelim. Ve bu mücadele mekanizmasında kanserli hücrenin işini zorlaştırıp, bağışıklık hücrelerimizin ve mekanizmasının işini kolaylaştıracak yiyecekleri, doktor kontrolunda, doğru dozajlarda tüketelim. Mesela mesela, baharatlar, kırmızı biber, karabiber, sumak, zerdeçal, zencefil, tarçın, kekik, biberiye, çörekotu, tarhun, tahin, yeşilçay, avokado, arı poleni, propolis, kefir, yoğurt, balkabağı, hurma, kırmızı pancar, siyah havuç, kan portakalı, nar, şalgam suyu, hurma, sirke, brokoli, karnabahar, lahana, domates,üzüm ve daha pek çok yararlı tabii yiyecekler.

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 326
Toplam yorum
: 181
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 916
Kayıt tarihi
: 10.03.11
 
 

Okullar: TED Ankara Koleji, ODTÜ, Bogaziçi Üniversitesi (Master) İş Hayatı: Philips, Anadolu Endü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster