Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ekim '19

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
41
 

Hukuk Fakültesinde Yaşananlar

Türkiye'nin bir üniversitesinin hukuk fakültesinde yaşanan olaylara birilerinin göz yumma-ma-sı gerekiyor.  Çünkü; o üniversitedeki hukuk fakültesinde Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi ana bilim dalı öğretim elemanının görevine son verildi.

Bu işin şakası şu yüzden yok. Gelecekte  adâlet dağıtmaya ya da  adâleti savunmaya aday gençler, bu ana bilim dalındaki  en ehil hocalarını kaybettiler. Onun yerine ilâhiyat  fakültesinden başka bir hoca görevlendirildi.

Bu görevlendirmenin öznesi, -akademik  liyâkat ve ehliyet prensipleri  ihlâl edildiğinden-,  bir  ilâhiyat fakültesi hocası olamaz. Daha doğru ve bilimsel bir ifâdeyle, Kara Avrupası hukuk sisteminin benimsendiği bir ülkede bir İslâm ilâhiyatçısı, hukuk fakültesinde, hukuk felsefesi ve hukuk sosyolojisi dersi verme-me-lidir.

Aman ha,  yeni hocanın ilâhiyatçı olmasından ötürü, bahane aradığımı ,  her fırsatta  kutsal dinimize saldırı için pusuda bekleyen kitleden olduğumu sakın düşünmeyin. 2007’den beri yazmakta olduğum Milliyet gazetesindeki bu sayfalardaki yüzlerce köşe yazım, sanırım bu hususta yeterince tatminkâr olacaktır.

Ne acıdır ki, güyâ yargı reformu teklifinin TBMM Adalet Komisyonu’nda kabûl edildiği bugün (08.10.2019) yargının müstakbel mensubu olan hukuk öğrencilerinin profesyonelce eğitilmesine düşürülen bir  gölge,   bu ülkenin bir üniversitesinde gerçekleşiyor.

Sorun şu ki, Türkiye’deki hukukçu akademisyenler arasında  bu konuya sesini çıkaran eleştiren yok.  Bir kişi hâriç.

Kral çıplak diyen kişi ise  ulusal, uluslararası ve hattâ uluslarüstü düzeyde adını 21.yüzyıl hukukçu akademisyenler  tarihine altın harflerle daha şimdiden yazdırmış olan Prof.Dr. Kemal Gözler’den başkası değil.

6 Ekim 2019 tarihinde ilk kez yayımladığı makalesinde bu konuyu etraflıca ve diyalektik bir yöntemle ele almıştır. Öyleki, şu cümlesiyle durumun fecaat boyutunu çok çarpıcı şekilde ifade etmiştir:  “O hocanın hukuk öğrencileri karşısına çıkıp, hukuk felsefesi dersini nasıl verdiğini merak ediyorum.”

Aslında sâdece bu da değil, durum bu kadar ciddî iken  ve aslında içten içe böyle ciddî bir muhalefet de oluşmuşken, öğrencilerin karşısında ve hattâ daha ilk derste o hocamızın  nasıl bir saygınlığı olacak?

Olacağı şu: Hoca öğrencilerinin nezdinde  "kendi bindiği akademik saygınlık dalını" istemeden de olsa kesecek.

Vize ve final sonuçları fakültenin ilân panolarında açıklandığında,  "doğru bir değerlendirme" yaptığı konusunda özellikle geçer not almayan öğrencilerini iknâ edebilecek mi?

Bir matematik hocası, kimya dersi anlattıktan sonra, bir de üzerine kimya sınavı yapsın. Geçer not vermediğinde itiraz eden öğrenciye karşı haklılığını ne kadar koruyabilirse, ilâhiyatçı hocamız da haklılığını işte tam da o kadar koruyabilecektir.

Bu yanlıştan bir an önce dönülmeli. İş daima ehline verilmeli.  Kim olursa olsun. 

Alınmaca gücenmece yok.

Sabrın sonu ile

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 399
Toplam yorum
: 1354
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1735
Kayıt tarihi
: 08.01.07
 
 

>Haziran 1975 doğumludur. >Samimîyetsiz gözlerdeki, yapmacık sözlerdeki haset ve kıskançlık k..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster