Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Aralık '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
327
 

Hukuktan bağımsız yargı

Hukuktan bağımsız yargı
 

ÖZGEÇMİŞ
 
08.08.1960'da Burdur’un Yeşilova ilçesi Güney Kasabasında doğdu. İlkokulu burada bitirdi.
 
1971'deki Burdur depreminden sonra Aydın’ın Nazilli ilçesine göçtü. Ortaokul ve liseyi burada bitirdi.
 
1981 yılında Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni birincilikle bitirdi.
 
Gazeteciliğe 1980 yılında İzmir’in yerel yayın organı Gazete İzmir’de başladı. 1981'de Milliyet Gazetesi’ne geçti. 1985'te Cumhuriyet Gazetesi İzmir Bürosu’na haber şefi olarak geçti. 1989'da Cumhuriyet Ankara Haber Müdürü, 1992 Cumhuriyet İstanbul Haber Merkezi Müdürü, 1993'te Cumhuriyet Ankara Temsilcisi oldu.
 
1993'ten itibaren köşe yazarlığına başladı. Köşe Yazarlığı ve Ankara Temsilciliği görevini birlikte yürüttü.
 
1996 – 2003 yılları arasında TRT’de yayımlanan Pazar Panaroma adlı haber programına yorumcu olarak katıldı.
 
1999 – 2003 yılları arasında NTV’de Emin Çölaşan ve Yavuz Donat’la birlikte Salı akşamları yayımlanan Kapalı Kapılar Ardında adlı haftalık tartışma programını yaptı.
2004 – 2009 yılları arasında ART’de Emin Çölaşan’la birlikte Ankara Rüzgarı adlı tartışma programını yaptı.
 
1996 – 2009 yılları arasında hafta içi her sabah Ümit Zileli’nin yaptığı radyo programına 15 dakika günlük yorumla katıldı.
 
5000 kadar köşe yazısı, 3000 kadar radyo – televizyon konuşması, 28 kitabı vardır.
İktidarda hangi parti olursa olsun yönetimin icraatına eleştirel gözle bakan bir gazeteci yazar oldu.
 
Ayda ortalama 4 konferansa katıldı. Bu konferansların 2'si Ankara’da, 2'si Anadolu’nun herhangi bir kentindeydi. 1996'dan 2009'a dek İstanbul, ilk kuruldukları yıldan 2009'a dek İzmir ve Bursa Kitap Fuarlarının tümüne konferansçı olarak katıldı. Gazeteciliği hep halkın içinde yapmayı tercih etti.
 
5 Mart 2009'da tutuklandıktan sonra koşullar elverdiği ölçüde yazarlığı cezaevinden sürdürmeye çalıştı. Haftada 3 köşe yazısı yazdı. 28 kitabından son 5'ini cezaevinde yazdı.
 
Dünyayı dolaşmayı ana hedeflerinden biri olarak seçti. 80 ülke gezdi. Kitaplarından 8’i gezi üzerinedir.
 
Yargılandığı davanın Muhalifleri susturmaya yönelik Siyasal bir dava olduğunu düşündüğü için siyasete girmeye karar verdi. 12 Haziran 2011'de yapılan genel seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) İzmir Mİlletvekili seçildi.
 
Mart 2009'dan bu yana Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunuyordu. 28 Şubat 2011'den bu yana da hücrede tutuluyordu.
 
**
 
HUKUKİ SÜREÇ
 
İlk Gözaltı
 
1 Temmuz 2008'de kamuoyunda ” Ergenekon Soruşturması ” diye bilinen operasyonlar çerçevesinde gözaltına alındı. 4 tam gün gözaltında tutulduktan sonra Cumhuriyet Savcısı tarafından ifadesi alındı. Kendisine bilgisayarından çıktığı iddia edilen notlar, Ankara’da gazeteci olarak yaptığı görüşmeler soruldu.
 
Serbest Bırakıldı
 
5 Temmuz 2008'de savcılık tarafından tutuklanma istemiyle mahkemeye sevk edildi. Mahkeme tutuksuz yargılamak üzere serbest bıraktı.
 
Gazeteciliğe Devam Etti
 
Serbest bırakıldıktan sonra 6 Temmuz 2008'den itibaren gazeteciliğini aynen devam ettirdi. Cumhuriyet Gazetesinin Ankara Temsilciliğini, köşe yazarlığını, radyo ve televizyon yorumculuğunu sürdürdü.
 
Yeniden Gözaltı
 
5 Mart 2009'da ” ek ifadesinin alınacağı ” belirtilerek Ankara’daki evinden tekrar gözaltına alındı, İstanbul’a götürüldü. 1 Temmuz 2008'de el konan bilgisayarından yeni notlar çıktığı iddia edildi. Balbay, savcılığa gazeteci olarak notlar tuttuğunu, ancak delil olarak ortaya konanların tümünü görmediğini söyledi. Bu aşamada medyada hiç hak etmediği suçlamalarla karşı karşıya kaldı.
 
Tutuklandı
 
6 Mart 2009'da 31 saatlik emniyet, savcılık, mahkeme sürecinden sonra tutuklandı. Bilgisayarından çıktığı iddia edilen notların çoğunu medyadan öğrendi.
Balbay, hapishaneden avukatları aracılığıyla ilk açıklamasını şöyle yaptı: ” Bunlar, benim notlarımdan esinlenerek yeniden oluşturulmuş. “
 
Deliller Sakat
 
İddianame ve delil klasörlerinin yayınlanmasından sonra Balbay’ın ilk açıklamasının doğru olduğu anlaşıldı. Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden alınan bilirkişi raporuna göre Balbay’ın 1998 – 2006 yılları arasındaki 8 yıllık dilimi kapsayan notların tümünün toplam 3.5 dakikada ve aynı anda oluşturulduğu ortaya çıktı. Bu, notların orijinal olmadığını gösteriyordu.
 
Yasaya göre bilgisayar verilerinin delil değeri taşıyabilmesi için el konduğu anda imajının çıkarılması gerekiyor. Balbay’ın bilgisayarına 1 Temmuz 2008'de el konmuştu ama, imajı 7 Temmuz 2008'de çıkarılmıştı. Oysa Balbay’a 5 Temmuz 2008'de, “bilgisayarınızdan çıkan notlar” diye başlayan sorular sorulmuştu. Yani, Balbay’ın bilgisayarı açılmış, ondan sonra imajı çıkarılmış. Bu, yasaya göre delillerin sakatlanması demek.
 
TÜBİTAK Raporu Balbay’ı Doğruladı
 
Mahkeme heyeti, Balbay’ın Boğaziçi Üniversitesi’nden aldığı raporun ” hüküm aşamasında ” değerlendirileceğini açıklaması üzerine, mahkemenin kendisinin bir bilirkişi raporu istemesi talep edildi. Mahkeme bunu kabul etti. TÜBİTAK uzmanı Dr. Hayrettin Bahşi hazırladığı raporu 03.01.2012'de yargılamanın yapıldığı 13. Ağır Ceza Mahkemesine sundu.
 
Bilirkişi raporunun bu bölümü şöyle: ” Belirtilen tarihler arasında ( 01 TEmmuz 2008 – 07 Temmuz 2008 ) herhangi bir değişiklik yapılmadığı teknik açıdan kesinlikle söylenemez. “
 
Adli Emanette Bilgisayara Girilmiş
 
TÜBİTAK raporunda Balbay’ın bilgisayarına adli emanette girilmiş olduğu vurgulandı. Buna göre, 14.01.2010'da saat 10.40 ile 15.17 arasında bilgisayara girilmişti.
 
Mahkemenin istemiyle hazırlanan bu bilirkişi raporu, bilgisayar verilerinin hukuki açıdan delil değerini yitirdiğini gösteriyordu.
 
Avrupa Siber Suçlar Sözleşmesi’ne göre bu tür veriler kesinlikle delil olarak kullanılamaz.
 
Santral Telefonu Balbay’a Yazılmış
 
İddianameye Balbay’ın telefon konuşmaları da konmuş, ancak bunlardan suç unsuruna yönelik bir soru dahi sorulmamıştır. Telefon konuşmalarının içeriklerinden çok iddianame kapsamındaki kişilerle kaç kez konuştuğu listelenmiştir. İddianamede kamuoyunca tanınan pek çok kişi olduğu için onlarla Balbay’ın çok yoğun bir temasının olduğu havası verilmeye çalışılmıştır. Ancak telefon dinleme belgelerinden Balbay’ın Ankara Temsilcisi ve köşe yazarı olduğu Cumhuriyet gazetesinin Ankara Bürosu’nun 11 hatlık santral telefonuna Balbay’ın kişisel telefonuymuş gibi işlem yapıldığı görülmüştür. Büroda 70 kişi çalışıyor. Onların tüm görüşmeleri Balbay’ın kişisel görüşmesi gibi rakamlandırılınca, ortaya devasa bir liste çıkmıştır.
 
Bu durum insanlığın yüzlerce yılda evrensel hukuk ilkesi olarak benimsediği “suçun kişiselliği” ni ortadan kaldırmaktadır.
 
Kitaptaki Belgeler Suç Sayıldı
 
Balbay’ın 28 kitabından 8'i belgelere dayalıdır. Bunlar, İran, Irak, Suriye, Siyasal İslam ve yolsuzlukla ilgili kitaplardır. Bu kitaplarda kullandığı belgeler iddianameye, ” devlete ait gizli belge bulundurmak ” şeklinde suç delili olarak girmiştir.
 
İki Müebbet İsteniyor
 
Balbay’a yönelik suçlamalar ve bunun karşılığı olarak istenen cezaların tümü yukarıda açıklanan sözümona delillere dayandırılıyor. Şöyle ki:
 
Balbay’ın hükümeti devirmeye teşebbüs ettiği iddia ediliyor. Bu suçlamanın karşılığında ömürboyu ağırlaştırılmış hapis cezasına çarptırılması isteniyor. Delili ne? Sadece sonradan oluşturulduğu kanıtlanmış gazetecilik notları, yazdığı haber ve köşe yazıları.
 
Balbay’ın hükümetin yanısıra Meclis’i de görevini yapamaz hale getirmeye teşebbüs ettiği iddia ediliyor. Bunun karşılığında da ikinci kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması isteniyor. Delili ne? Sadece oluşturulan notlar, gazeteci olarak yaptığı görüşmeler, yazdığı haberler ve köşe yazıları.
 
Halkı Silahlı İsyana Teşvik Etmiş
 
Balbay’a yöneltilen bir başka suçlama da halkı silahlı isyana teşvik etmek. Bundan da 20 yıla kadar hapsi isteniyor. Delili ne? Bunun için herhangi bir delil de gösterilmiyor. Bununla ilgili Balbay’a hiçbir soru da yöneltilmedi.
 
Ortada Örgüt Yok
 
Balbay’ın bütün bu “suçları” silahlı bir terör örgütünün üyesi olarak işlediği iddia ediliyor. Bunun için de ayrıca 10 yıl hapsi isteniyor. Varlığı iddia edilen Ergenekon silahlı terör örgütü yıllardır ortaya çıkarılmış değil. Balbay, varlığı kanıtlanmamış bir örgüte üye olmadığını kanıtlamaya çalışıyor!
 
Mumcu – Kışlalı – Balbay
 
Balbay Cumhuriyet gazetesinde 24 Ocak 1993'te bir terör saldırısı sonucu öldürülen Uğur Mumcu’nun sütununda yazmaktadır. Balbay’ın gazetedeki oda komşusu da 21 Ekim 1999'da yine terör saldırısı sonucu öldürülen Prof. Ahmet Taner Kışlalı’dır. Balbay bu duruma dikkat çekip, ” bir terör saldırısına karşı hazırlıklıydım ama, terörist ilan edilmeyi beklemiyordum ” demektedir.
 
**
 
Mustafa Balbay, 9.Aralık.2013 tarihinde İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, Anayasa Mahkemesinin, tutukluluğunun makul süreyi aştığı ve seçilme hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yaptığı başvuruyu haklı bularak, 5 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmettiği kararı sebebiyle tahliye edildi. (Balbay, Ergenekon Davası’nda 34 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.)
 
**
 
Özgeçmiş ve hukuki süreç bölümlerini Mustafa Balbay’ın kendi sitesinden aldım.
Bu kadar gündemde olan bir konuyu detaylı özetlemekti niyetim…
Diğerlerini de kapsayan bir örnek olsun istedim…
 
Sanırım okurken bile yoruluyor insan…
 
Yorarak 4 yıl 9 ay yatırdılar, 5 bin lira tazminatla da tahliye ettiler…
 
Sırtında 34 yıl 8 ay duruyor…
 
Köşe yazarları 5 bin liralık tazminatı tutuklu kaldığı 4 yıl 9 aya bölüp günlüğünü hesapladılar. İki simit parası çıktı….
 
Halbuki, kaç tane Pazar kahvaltısı kaçırdı Balbay…
 
Bu ülkedeki birçok ibretlik olaydan biridir bu…
 
Böyle uzun özgeçmişiniz olur,
 
Bir sayfa dolusu hukuki süreç geçmişiniz olur,
 
Adınızı bir iddianameye yazarlar,
 
5 yıl hücreye tıkarlar…
 
Herkese bir gün lazım olacak olan hukuk sistemini istedikleri gibi işletirler,
 
Silahı kalem olan adamı silahlı terör örgütü üyesi yaparlar,
 
Temel hak ve özgürlükleri hiçe sayarlar,
 
Düşünceyi susturmaya çalışırlar…
 
Verirler 5 yıla karşılık 5 bin lira, bozdur bozdur harca…
 
Senin keyfin yerinde tabi…
 
Balbay sesi fazla çıktı diye 250 tane Pazar kahvaltısı kaçırdı…
 
Sen, sessiz sedasız, her Pazar, ballı kaymağı afiyetle yiyorsun…
 
Sus bakalım…
 
Devran dönüyor…
 
Ömrümüz yeterse sana da hukukun lazım olduğu günü göreceğiz…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 34
Toplam yorum
: 13
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 687
Kayıt tarihi
: 17.02.09
 
 

İstanbul'da yaşıyorum. Yakın siyasi tarihimizle ve genel politik konularla ilgilenmeyi severim. F..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster