Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mayıs '07

 
Kategori
Sivil Toplum
Okunma Sayısı
902
 

Hükümet deviren “e-posta”lar

Hükümet deviren “e-posta”lar
 

Günümüzde muhalefetin şekli de iyiden iyiye değişmeye başladı. Sanal ortama en çabuk uyum sağlayan sektörümüzün de siyaset olduğunu, bana gelen e-postalardan kolaylıkla anlayabiliyorum.

Son günlerin en gözde e-postaları, AKP’nin gayri laik ve gayri ulusalcı yüzünü açığa vuran çalışmalar. Eski gazete manşetlerinden, fotoğraflara, powerpoint sunumlarından, İranlaşan Türkiye hikayelerine kadar müthiş bir furya esiyor, sanal posta kutumda. Dış odaklı güçlerin Türkiye’yi bölme çalışmalarının yansıtıldığı e-postalar, yoğunlaşan laiklik gündemiyle askıya alındı anlaşılan.

Bu tip e-postaların çoğunun asılsız ve abartılı olduğunu gayet iyi bilmeme karşın, beni asıl ilgilendiren kısmı insanlar üzerinde bıraktığı etki. Son yirmi senedir, toplumumuzun apolitik oluşundan dertlenir dururuz. Kendisine yönelik zulme ses çıkarmamasını, haklarının gasp edilmesine göz yummasını, ülkenin gericileştirilmesini görmezden gelmesini, ülkenin sömürülmesine duyarsız kalmasını, sesini çıkardığı her dönemde başına yumruk yemesine bağlar, Çetin Altan’ın deyimi ile enseyi karartırdık.

Anlaşılan esas sorun, ülkeye dair duyulan kaygıları halka iletememekmiş. Şahsen, belki biraz abartı olarak kabul edebilirsiniz ama, son dönemde meydanları dolduran bu kalabalığın oluşumunda bu tip yaygın iletişim kaynağının varlığının etkisi olduğunu düşünüyorum. Bu tip, e-postaların etkisini en azından kendi çevremde gözlemliyorum.

Diğer bir deyişle, bu tip bir iletişimin yönteminin gücü ortaya çıkmış oluyor bence. Ancak bu güç beni mutlu etmekten çok tedirgin ediyor. Çünkü istismarlara çok açık bir yöntem olduğunun örneklerini fazlası ile gördüm.

Eskiden, kitleleri galeyana getirmek için, aslı astarı olmayan, ya da yanlış aksettirilen, ya da abartılan haberlerin yapıldığına görsel medyamızda denk gelirdim. Özellikle sağ basın, yanlışlıkla bir devlet kurumunun başına istemedikleri bir şahıs atandığı takdirde, yıpratma kampanyası eşliğinde bu tip haberleri gündem yaparlardı. Ancak bu tip haberlerinde bir sınırı vardı, çünkü hukukun kuralları içerisinde yayın yapma zorunlulukları vardı. Ancak e-posta ile gelişen iletişim şekilleri en başta, bu hukuk sınırlarının dışında bulunuyor ve bu niyeti kötü olanlar için müthiş bir olanaklar sunuyor.

Bunun kötü örneklerinden birisine 5-6 ay önce gazetelerde denk gelmiştim. Sanal ortamda, Fransız kökenli ve Türkiye’de faaliyet gösteren bir şirketin gıda ürünlerinin çocukların zihinsel gelişimini etkilediğini iddia eden bir e-posta dolaşıyordu ve e-postanın altında da bir profesörün imzası yer alıyordu. Ancak bir süre sonra gazetelerde, söz konusu profesörün konuyla ilgisi olmadığını dile getiren beyanları yayınlanmaya başladı. Ama e-posta o kadar etkili oldu ki, çevremdeki birçok insan o firmaya ait gıda ürünlerini hala almıyorlar.

Bunun bir benzerini bende yaşamıştım. Yine bana ulaşan bir e-postada, eski sistem televizyonların megahertz gücünün çocuklar üzerinde olumsuz etkisini anlatan ve kendi çocuğununda da, bu etkiyi birebir yaşadığını iddia eden Uludağ Üniversitesinden bir araştırma görevlisinin başına gelenler, şahsın kendi dilinden naklediyordu. O anda araştırma gazetecilik hevesim uyandı ve net üzerinde yaptığım kısa bir araştırma ile öyle bir şahsın varlığını tespit ettim. E-posta adresini öğrenerek şahsa bu yazılanların doğruluğunu sordum. Şahısta nezaket gösterip verdiği cevapta, konu ile bir ilgisinin bulunmadığını sadece, kendisine gelen bir maili tanıdıklarına gönderdiğini ama bir süre sonra e-posta’da kendi imzasının yer almaya başladığını söylüyordu.

Bu örnek sadece, kulaktan kulağa oyununun mantığında yer alan dil evriminin, sanal ortam versiyonu olabilir elbet. Ancak söz konusu olan, bu e-postanın insanlar üzerinde yarattığı etki.

Bu tip bir çalışmanın, merkezi bir noktadan sistematik ve profesyonel olarak yapıldığını düşündüğümüzde neler yaşanabileceğini merak ediyorum açıkcası. Nazilerin propaganda bakanı olan Joseph Paul Goebbels'in günümüz versiyonları için internetin ne kadar verimli bir çalışma alanı olduğunu hissedebiliyorum.

Sorgulamayan insanlar ülkesinde, insanları yönlendirmenin basit bir yolunu bulmuş durumdayız. Bu durumda elbet müthiş bir bilgi kirliliği yaratıyor ve tüm kirlilikler gibi bu kirliliği temizlemek de, kirletmek kadar kolay olmuyor.

Eğer AKP, önümüzdeki seçimde iktidarı kaybederse, ben bunu ilk hükümet yıkan sanal dalga olarak adlandıracağım. Ama zannedersem AKP’nin en büyük şansı, internetin hala ülkemizde yeterli yaygınlığa sahip olmamasıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Bibliyofil, Elektronik postama ister tanıdıklardan ister yabancı adres ve kişilerden gelsin bu tür aktarma emaillerle ilgili her defasında aklımdan sizinkine benzer eleştiriler geçmiş ve bunlara ayrıntılı bir yanıt vermek istemişimdir... lakin değmez deyip bu tür emaillere çöp klasörüne yollayıp kesinlikle başkasına aktarmayarak pasif bir tepki veriyorum. Siz konuyu benim de altına imza atacağım bir tarzda öyle anlaşılır ve ayrıntılı işlemişsiniz ki bundan sonra bu tür emaillere yanıt olarak sizin yazınızın adresini göndereceğim. Yazılarınızı ilgiyle takip ediyor, "tebrikler" ve "aynen devam" diyorum.

Meteor 
 17.05.2007 18:54
Cevap :
Mete bey, öncelikle yazıma dair onur verici sözlerinizden dolayı teşekkür ederim. Yazımı başka insanların okumaları için tavsiye etme girişiminiz ise daha da kıvanç verici. Şimdilik bu e-posta salgınının amatör bir çabanın ürünü olduğunu düşünsemde, profesyonel uğraşı alanına girmesine oldukça yaklaştığımızı düşünüyorum. Komplo teorilerine çok yakın toplumlar içinde, ister ticari ister siyasi yönlendirmeler için bu postalar bulunmaz bir fırsat gibi gözüküyor. Bu tip teknoloji eserlerinin, kolay aktarılma avantajını ile elde edebileceği başarılarla mücadele edebilmekte bir o kadar zor. En azından ben kendi çevremi ikna edemiyorum, umarım bizlerde bir yolunu bulabiliriz, açık söylemek lazımsa yazılarınızı yani keşfettim, benimde büyük bir ilgi ile takip edeceğimden emin olabilirsiniz, saygılarımla,  17.05.2007 20:10
 

Öncelikle, süper faydalı bir çalışma olmuş. Ellerine ve emeğine sağlık. Sıkılmadan ve ilgi ile okudum. Bu konuda benim görüşümde aynı yönde. Hatta, bazıları kendi sitelerinin reklamını yapmak için hassas konuları kullanıyor. Asağıdaki linki tıkla, 10 tanıdığına gönder, değer verdiklerine gönder gibi duygusal kışkırtmaları takmıyorum. ama hemen hemen hepsini okuyorum. Çünkü bana müthiş bir farklı bakış açısı kazandırıyor. Ama zaten kendi mozayiğimizi oluşturmuşsak, bize lazım olan bilgiler belli. onları alır, diğerlerini çöpe atarız. Tekrar ediyorum. ELLERİNE SAĞLIK

Abdullah Deveci 
 10.05.2007 9:04
Cevap :
Merhaba Abdullah Bey, yazımla ilgili görüşünüz için teşekkür ederim. Konunun hassas olduğunu bana gelen her mailde bir kez daha görüyorum. Bu konuyla ilgili medyadaki yazıları da takip etmeye çalışıyorum. Örneğin Can Dündar'ın konuyla ilgili yazdığı bir iki yazı vardı. Hele bir tanesi komedi düzeyinde bir skandaldır. Olmayan bir feodyum elementinin ülkemizde varlığı üzerinde yapılan bir çalışmanın e-posta dalgası ile Türkiye'yi nasıl sardığını çok hoş anlatmıştı yazısında Can Dündar. İlginizi çekerse web adresini aşagıda sunuyorum. Kendi bilgi düzeyini geliştirmiş insanlar için elbette sorun olmayabiliyor ama az önce yanıtladığım diğer bir yoruma verdiğim cevapta da bilemeyeceğimiz, reddemeyeceğimiz iddialarda söz konusu olabiliyor. Bunlarla mücadele etmeninde zor olduğunu düşünüyorum, katkınız için teşekkür ederim, http://www.candundar.com.tr/index.php?Did=3139  10.05.2007 12:47
 

Sanal ortamda dolaşan e-postalar yeni beyinleri etkilese de, mantığını kullanabilen her vatandaş, bu gibi maillerin ne kadar ciddi yada ciddi olmadığını kolaylıkla anlayabilir. Ama bizler, çoğunlukla bu tür mailleri işimize geldiği gibi yorumluyoruz.. İktidarı karalama maillerine benzer şekilde, bir "kola"yı karalama maili de kış başlarında bayağı bir dolaşmıştı. Kolanın fazlasının zararlı olduğunu ve bağımlılık yaptığını bildiğimden, bunu evdeki çocuklarıma karşı bir silah olarak kullandım ve şu anda evde kola tüketimini yüzde doksan azalttım. Bağımsız günlere…

yalım27 
 09.05.2007 21:04
Cevap :
Merhaba, insanımızın komplo teorilerine çok yatkın olduğunu biliyorum. Yani belki kola olayı kısmen tahmin edilebilse de, siyasi anlamda bir mesajın doğruluğunu bir çok insanın tartma şansı yok. Mesela bir ara yabancıların Türkiye'de arsa alımı ile ilgili bir mail dolaşıyordu ortalıkta. Güneydoğuda çok fazla arsa alımı yapılıyor diye. Benim buna itiraz etme şansın yok. Ama bir süre sonra tapu kadastro genel müdürü bu yönde bir gelişme olmadığını açıkladı. Bu nedenle özellikle siyasi mesajların yönlendirmeye çok açık olduğunu düşünüyor ve endişeleniyorum. Ama kola olayı zekice kutlarım,  10.05.2007 12:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 453
Toplam yorum
: 1886
Toplam mesaj
: 174
Ort. okunma sayısı
: 1686
Kayıt tarihi
: 14.11.06
 
 

36 güneş yılı. 27 yıl G.antep, 9 yıl İstanbul. İstanbul, 90’lı yıllarda yaşandı, bitti.  Hep şe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster