Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Aralık '12

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
5539
 

Hülya görünse de kral, O Ses 'Mustafa Sandal'

Hülya görünse de kral, O Ses 'Mustafa Sandal'
 

O Ses Türkiye Jüri Üyeleri ve Acun Ilıcalı


Hazır söz O Ses Türkiye'den açılmışken ve bu yarışma ile ilgili 2. yazımı da taze yayınlamışken, hiç ara vermeden bir yazı daha yazmak istiyorum. Çünkü bu konuları ertelersem, daha sonra yazmamın bir anlamı kalmayacak. O Ses Türkiye hakkında değinmek istediğim 2 mesele daha var. Birincisi Hülya Avşar, ikincisi Mustafa Sandal ile ilgili.

Bu yarışmayı izleyen herkes biliyor ki; bu program bir formattan ibaret. Aslında bu bir yarışma değil, şov programı… Her ne kadar oraya katılan ve hâlâ katılmak için sıra bekleyen heyecanlı yarışmacı adayları için bu program çok daha başka anlamlar taşıyor olsa da, maalesef ki gerçek bundan ibaret. Geçen sene yapılan O Ses Türkiye'de o kadar muazzam sesler yarıştı ki, ben sırf bu müzik şöleni için yarışmayı takip ettim. Peki, şu anda kaç kişi geçen sene katılmış olan yarışmacıların isimlerini hatırlıyor? Hatırlıyorsa bile kaç tanesini hatırlıyor? Bu yarışma en çok jüri üyelerine yaramıştır. Bunu kabul edelim. Jüri üyelerinin her biri şöhretini bu program sayesinde cilalamış, ününe ün katmış, bir dolu reklam, proje teklifleri ile ödüllendirilmiştir. Buna diyecek bir sözümüz olamaz. Çünkü hepimiz bunun böyle olduğunu biliyoruz ve yine de izliyoruz. O nedenle bu konuda çok fazla şikâyetçi olmamız da, sadece bizim kendi çelişkimizi gözler önüne serer.

Hadise ve Murat Boz; kendilerini bu program sayesinde çok daha büyük bir kitleye tanıtmış ve haklarında oluşan ön yargıları da bu sayede kırmışlardır. Ben de izlerken aynen böyle hissediyorum. Mesela bu program sayesinde aslında Hadise'yi hiç tanımadığımı anladım, kendisi hakkında çok fazla fikrim olmasa da, aklıma onun bu kadar sempatik, esprili, duygusal, içten biri olduğu gelmemişti. Diğer jüri üyeleri için de bu örnekleri çoğaltabilirim. Ancak beni geçen haftaki Pazartesi akşamı (03.12.2012) yayınlanan programda bir şeyden aşırı derecede rahatsız etti. Bu konudan bahsetmeden geçmem mümkün değil. Tamam, O Ses Türkiye'nin gerçek yıldızları jüriler ve bu da bir şov programı anladık da, yine de ortada bir de "yarışmacılar" olduğu gerçeği var. Onlar inanılmaz bir heyecan, heves ve umutla oraya gelip, kendilerine ayrılan o kısacık sürede performanslarını sergiliyorlar. Bu noktada da saygıyı sonuna kadar hak ediyorlar.

Ancak geçtiğimiz Pazartesi akşamı Hülya Avşar'ın sergilediği tavır ve davranışlar; fazlasıyla abartılı ve rahatsız edici bir hale büründü. Durumu özetleyecek olursak; Hülya Hanım'ın yarışmacı alma kotası doldu ve bu nedenle de oturduğu koltuğun önündeki buton pasif hale getirildi, yani kendisi yeni bir yarışmacı geldiğinde eğer onun performansını beğenirse; önündeki butona basamayacak ve koltuğu da şarkı bitene kadar yarışmacıya dönmeyecekti. İşte bu noktadan itibaren iş gerçekten çığrından çıktı ya da daha kibar tabiri ile ortalık fazlasıyla sulandı. Çünkü kendisine getirilen bu kurala maruz kalmayı kabul etmeyen Hülya Hanım; yeni yarışmacı gelmiş ve orada şarkısını seslendirirken türlü türlü muzurluklar yapmaya başladı. Koltuğun tepesine çıktı, ters döndü, ayağa kalktı Murat Boz'un koltuğuna geçmeye çalıştı, sonra onun yanına oturdu, onun butonuna bastı, kısacası yarışmacı şarkı söylerken kameralar Avşar kızını çekmekle meşguldü, bu da yetmedi şarkı bitti, jüri üyeleri yarışmacı ile değil Hülya Hanım'ın bu konudaki aşırılıkları ile uğraşmak zorunda kaldı. Aşırı derecede dikkat dağıttığı için, hiç kimse o yarışmacıya doğru dürüst odaklanamadı. Kameraman ve Acun Ilıcalı dahil..

Gerçi Acun Bey de; Hülya Avşar ile bu konuda eğlenmeyi seçti ve ona bu hareketlerini yapmaya devam etmesi için cesaret verici hareketlerde bulundu. Örneğin Hülya Avşar koltuğa tersten çıkmışken, Acun Ilıcalı da bulunduğu yerden koltuğu çevirdi. Bunun gibi bir dolu saçmalık yaşandı. Tamam herkes çok tatlı, enerjik, aralarındaki uyum da süper, çok iyi anlaşan bir ekip, espriler havada uçuşuyo her daim; bunlara bir diyeceğimiz olamaz da, işin suyunu çıkarmanın da ne alemi var? Çünkü orada heyecan, kaygı ile bekleyen ve oraya umutla gelmiş bir yarışmacı var. Dışarıda da aynı heyecanla ailesi bekliyor. O ilk performansını sergiliyor. Biraz saygı yahu! O yarışmacının tek şansı o dakikalar, başka bir şansı yok. Bu kadar da kör gözün parmağına soka soka yapılmaz ki her şey…

Ama bu konuda özellikle Mustafa Sandal'ı tebrik etmek istiyorum. Çünkü her zaman yaptığı gibi, öyle bir anda bile kendisi yarışmacıya odaklanmak için inanılmaz bir çaba sarf ediyordu. Buradan hareketle Mustafa Sandal hakkında da birkaç söz söylemek istiyorum. Kendisini senelerdir tanırız, dinleriz, izleriz ama ben onu gerçek anlamda bu program vesilesiyle tanıdım ve ona bu program sayesinde çok büyük bir saygı - sevgi besler oldum. Çünkü işini o kadar büyük bir saygı, ciddiyet ve içtenlikle yapıyor ki, karşısına çıkan bütün yarışmacılara o kadar saygılı, cesaretlendirici, teşvik edici ve kırmadan davranıyor ki; hayran olmamak mümkün değil.

Elbette Mustafa Sandal da yeri geldiğinde esprilerini patlatıyor, muhabbetlere katılıyor, şovun bir parçası olmayı her daim başarıyor. Ama hem işine hem de karşısındaki kişiye saygılı ve duyarlı olmayı asla ihmal etmiyor. Elemek zorunda kaldığı yarışmacılara söylediği sözler de ayrı güzel… O kişinin umutlarını kırmadan ve her daim onu da destekleyeceğini ifade ederek, yarışmacıyı oradan uğurluyor. Onun ekibinden elenen hiçbir yarışmacının; kendisini "harcanmış" hissedeceğini sanmıyorum. Çünkü Mustafa Bey buna asla izin vermiyor. Seçmiş olduğu yarışmacıları da müthiş bir disiplinle, ama aynı zamanda dostluğunu, samimiyetini, mütevaziliğini eksik etmeyerek eğitime alıyor. Sahne öncesinde heyecan yaşayacağını bildiği yarışmacılarına; acayip destek ve moral veriyor. Yarışmacının kişiliğine göre, ona özel tüyolar veriyor. Resmen her biri için ayrı ayrı kafa patlatıyor ve bu da ekrana çok net bir biçimde yansıyor. Ölçülü, öz verili, hassas ve sevecen bir Mustafa Sandal izliyorum 2 sezondur O Ses Türkiye'de…

Benim sesim berbattır, ama eğer iyi bir sese ve müzikaliteye sahip olsaydım ve de bu yarışmaya katılma şansı yakalasaydım; kesinlikle kendisinin takımında olmak isterdim. Benim bugüne kadar kendisi ile ilgili olarak çok fazla bir fikrim yoktu açıkçası. Ama ben bu "gerçek adamı" çok sevdim gerçekten. Kısacası benim için O Ses: "Mustafa Sandal" :)   

Katharsis

Dikkat! Yasal Uyarıdır: Bu blogda yayımlanan tüm içeriğe ilişkin haklar blog kullanıcısına (üyesine) ait olup, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun koruması altındadır. Bu blogdan ancak kullanıcının adı ve blog adresi kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir. Aksi takdirde her türlü hukuki ve cezai sorumluluk alıntıyı yapana ve yayımlayana ait olacaktır.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 19
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 6214
Kayıt tarihi
: 13.08.12
 
 

İstanbul Bilgi Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunuyum, yaklaşık 10 senedir psikolog olarak çalış..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster