Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ocak '15

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
115
 

Humeyni gibi "dönmek" için, Humeyni gibi "olmak" gerek!

Humeyni gibi "dönmek" için, Humeyni gibi "olmak" gerek!
 

internetten alınmıştır


Adalet Bakanı Bekir Bozdağ: "Eğer, 17 Aralık girişimi başarılı olsaydı, F.Gülen Türkiye'ye Humeyni gibi dönecekti" açıklamasını yaptı...

İran'ın dini-ruhani liderlerinden Ayetullah Humeyni, Şah Rıza'nın başında bulunduğu Amerikan güdümündeki İran yönetimince sürgüne gönderilmiş ve yıllarca Fransa'da kalmıştı.

Humeyni, Franasa'da sürgün hayatını yaşarken boş durmamış, İran'ın rejim muhalifi halkını Şah yönetimine karşı direnişe geçirmiş ve aylar süren "meydan savaşları" ndan sonra, Şah ülkeyi terketmek zorunda kalmıştı.

İran'da Şah rejimini deviren Ayetullah Humeyni'nin ülkesine dönüşü kelimenin tam anlamıyla "Muhteşem" olmuştu.

İran'ın Amerika güdümündeki Şah rejimini devirip yerine "İslam Cumhuriyeti" kurması, Türkiye başta olmak üzere, tüm İslam ülkelerinde ya büyük bir sevinç ve heyecanla yada müthiş bir korku ve kaygıyla karşılanmıştı.

İran halkının başarısını sevinçle karşılayanlar elbette Batı emperyalizmine karşı duran "İslamcı" kesimlerdi...Korku ve kaygıyla karşılayanlar da İslam ülkelerinin çoğu diktatör yöneticilerini avuçlarında tutan Batı dünyası ile, bunların güdümündeki "Müslüman" yöneticilerdi.

Türkiyedeki, İslamcı akımlar İranın bu başarısını bir çeşit örnek gibi algılamıştı...Her ne kadar İranın İslam yorumu ile Türkiye Müslümanlığı arasında "mezhep" farkını da aşan ayrımlar olsa da Humeyni'nin baskın kişilği bu farkları ortadan kaldırıyor ve Humeyni Batı'ya (ve batıla) karşı kazanılmış büyük zaferin lideri olarak selemlanıyordu.

Humeyni'nin İrana muhteşem dönüşünden korkan ve büyük bir kaygı duyanlar ise, yukarıda değindiğim gibi,Türkiyedeki ve diğer İslam ülkelerindeki Batı güdümlü egemenlerdi...Onların korkusu, İran'da gerçekleşenin kendi ülkelerinde de gerçekleşmesi "tehlike"siydi.

Türkiye Cumhuriyetinin o zamanki devlet anlayışı,  yıllarca İranı  korkunç bir "yaratık" gibi sundu...Türkiye'nin Batı güdümlü basını, Humeyni'nin sarığını yılan kumkuması gibi çizecek kadar ileri gitmişti....Bugün Charlie Hebdo'nun Peygamberimiz için yaptığı karikatürleri andıran çizimlerdi bunlar.

Humeyni, Batının ileri Jandarma karakollarından birin yıkmış yerine İslam Cumhuriyeti inşa etmişti. Amerika başta olmak üzere Batı alemi İran'ın bu başarısını yok etmek için çok uğraştı...Özellikle o zamanlar ABD'nin adamı olan Irak"ın "Sünni" Başkanı Saddam Hüseyin İran'ın üzerine sürülerek sekiz yıl süren ve çok tahribat yapan savaşlar yaşatıldı.

Aynı Saddam Hüseyin, daha sonra yine ABD eliyle idam edildi; ülkesi Irak hallaç pamuğu gibi atıldı... Ama Humeyni'nin İran'ı ayakta kalmayı başardı

Humeyni sadece dini-ruhani bir lider değildi... Aynı zamanda İslami politikalar yürüten siyasi bir liderdi. İran, Humeyni'den sonra da İslam Cumhuriyeti olarak ABD-iSRAİL hattının düşmanı olmayı sürdürüyor.. Buna rağmen de gücünü artırmaya devam ediyor.

Bakan Bozdağ'ın, "Türkiye'ye Humeyni gibi dönecekti" dediği F.Gülen'in yukarda ana hatlarını verdiğim Humeyni karakteriyle benzerliği var mıdır?

Ülkelerine dönüş arzularını saymazsak fazla bir benzerlik olmadığı kesin...Şöyle ki;

1-F.Gülen, Humeyni gibi Batı emperyalizmiyle mücadele eden bir "dini lider" olmak bir yana, tam tersi Batıyla uzlaşmış ve Batı güdümlü dialogculuğu yöntem olarak seçmiş biri...

2-Humeyni, Batı'nın İslama karşı her türlü saldırısına çok sert tepkiler veren bir liderdi...İngiliz himayesindeki Selman Rüşdi'ye (Şeytan Ayetleri'nin yazarı) idam fermanı çıkaran da, Hz.İsa'yı küçük düşüren filmlere karşı mücadele eden de Humeyniydi..

Oysa, bugün F.Gülen ve taraftarları, gerek İsrail'in Mavi Marmar saldırısında, gerekse Charlie Hebdo'unun Peygamberimize hakaret içeren karikatürleri karşısında sert tepki vermek bir yana, onları "anlayışla" karşılayan tutumlar sergiledi..

3-Humeyni, İslamcılık bir yana, İslamın değerlerine karşı duran ABD jandarması bir "Şahlık yönetimi"ne karşı savaş verirken, F.Gülen ekibi, Türkiyenen belki de ilk "İslamcı iktidarı"nı devirmek adına harakete geçti.

4-Humeyni taraftarları, kurulu düzene karşı açık bir "halk hareketi" başlatmış ve bedelini binlerce can olarak ödemiş bir mücadele sergilerken, F.Gülen hareketi, devletin içinde kadrolaşma ve "Sızıntı" marifetiyle devleti ele geçirmeyi planlamıştı.

Velhasılı, ikisinin de hedefleri "muhteşem dönüş" olsa da, gerek amaçları gerekse araçları nerdeyse taban tabana zıt iki liderden söz ediyoruz.

Böyle olduğu için, Humeyni başarılı oldu ve sürgün gönderildiği ülkesini "Muhteşem bir dönüşle" döndü...20.Yüzyılın en büyük "halk devrimi" nin kahramanı olarak tarihteki yerini aldı.

Gülen ise, "muhteşem dönüş" bir yana belki de bir çift "çelik bilezik"le dönmek tahilsizliğini yaşayacak ve tarihe de böyle geçecek.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Ali Bey...Ru-hullah:"Allah'ın ruhu" -- Fet-hullah: "Allah'ın fethi"..."Fethullah Gülen, Humeyni'ye mi özeniyor" adlı bloğumdan(27 Ocak 2014)...Humeyni ile Fethullah arasındaki benzerlik ancak bu kadardır...Eylem birlikteliği ve benzerliği ve arkalarındaki destekler farklıdır...Bu arada İran halkı ile Türkiye halkı arasındaki fark da gözden uzak tutulmamalıdır...Selamlar.

cdenizkent 
 29.01.2015 13:35
Cevap :
Teşekkür ederim, Sayın denizkent...Gülen hareketi İsrail'e sıcak İran'a soğuk duruyor.Ama "masum imam" anlayışı gibi bazı yönleri de benzeşiyor. Benzeşmeyen yanlarına zaten ben de siz de değinmişsiniz...Selamlarımla.  30.01.2015 14:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1645
Toplam yorum
: 4272
Toplam mesaj
: 224
Ort. okunma sayısı
: 808
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster