Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Temmuz '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
2271
 

Hür doğdum,köle yaşarım

Hür doğdum,köle yaşarım
 

Dünyanın en ağır yükü üstünde yaşayan öküzleri taşımaktır.


 

Sevk ve idareden uzak, denetim ve gözetimden yoksun, başarısızlığı örtbas etmek için, her gün yeni bir gündem, yeni bir söylem yaratıp, esas gündemi unutturmaya çalışmak moda oldu.

Ülkeyi yönetenlerin ürünleri olan bu söz ve söylemler içi boş, değersiz, bilgisiz, yetkisiz, çürümüş, güçsüz  ve dermansız kalmışlığın belirtileridir..

Ne diyorlar;

Kendi yerine ceketini dahi duvara asarsa  yine kazanır.

Dünya öküzün boynuzları üzerinde  yoruldu, öküz yorulmadı.  

İşte bu içi kof, dışı çürük sözler, söylem itibariyle toplumla dalga geçmek, ciddiyetten uzak keyfi tutum ve davranış biçimini sergilemekte. Sonuçta başarısızlığa doğru gitmeye ve kıymetten düşmeye işaret etmektir.

Bence duvara asılan ceketin ölçülerine, kumaşına, rengine ve en önemlisi ceplerin dolu yada boş olup olmadığına iyice bakmak yeterlidir.

Öküzlerin de çeşitleri vardır. Öyle her öküze de öküz denmez, Mesela Adem'e çift sürmesi için gönderilen öküzlere paha biçilmez. İspanya öküzleri ayrı bir değer taşır. Yani diyeceğim o ki öküz olmak öyle kolay bir iş değildir. Alimlerin ve bilginlerin işine karışmak olmasın ama dünyanın en ağır görevi dağlardan, taşlardan sonra üzerindeki öküzleri taşımaktır.

Biz henüz tam anlamıyla hürriyete sahip bir toplum olmadığımız halde demokrasi, demokrasi diye yırtınıyoruz.. Hür olmayan bir toplum demokrasi ile tanışsa, konuşsa, Can ile Canan olsa ne olur.

Demokrasi yahu arkadaş sen önce hür ol ondan sonra gel benimle arkadaş ol demez mi? Vay efendim ben iyi idare edilmiyorum, iyi yönetilmiyorum, iyi yönlendirilmiyorum, böyle idareye layık değilim diye şikâyet edemezsin.

Tencere tava çalmak yasak, Tencere tava çalanları yüzde elli ihbar edecek. Bakınız bu her iki azılı suç aletlerine yasak geleceğini biliyordum. Aylar önce  " Kumaş ölçüleri ( 13 ) "  başlıklı dizelerimde yazdım.

Ne yazık ki benim sözlerimin kulpları, yada kulakları yok ki tutulsun. Tekrarlıyorum  " Söz uçar yazı kalır" Pek yakında ülkenin bütün mutfaklarında genel bir arama yapılacak, ele geçen tüm tencereler, tavalar göz altına  alınacak. Vefakar ve cefakar halkımıza duyrulur.

Yürüyüş yapmayacaksın, Gezi, parkı adını ağzına almayacaksın.Şikayetleri dile getirmeyeceksi, bu yasakları deldiğinde işte o zaman yüzde elliye söylerler senin/benim ağzımıza Antep biberi doldururlar.

Sonra sen hangi haklarla şikâyette bulunuyorsun. Bu gücü bana millet verdi iktidar gücümü kullanırım  derse belki yine tahtalı, belki bu kez camlı camekânlı sandığı önünüze koyarsa, bu yetmiyormuş gibi başkan, üye, gözlemci, temsilci, boya, matbaa, kâğıt kalem masrafını da bize yüklese. Eh kazara bir de kazanırsa siz o zaman görün bu güzel ülkede kendimizi nasıl gurbette sanırız.

Otur oturduğun yerde kardeşim  Sen önce hür ol, kölelikten kurtulondan sonra sitemde bulun. Hiç unutma böyle saçsız başa böyle tarak gerekli. Sen ülkeyi yönetenlerden daha iyisini mi bileceksin.

Hâşâ, estağfurullah hür doğmuş ama yönetilenler tarafından köle görülenler eleştiri hakkına sahip olamazlar. 

Gerçeklere dönelim;

Ülkeyi yönetenlerin kriz ve kargaşaya yol açacak söz ve beyanlarına dikkat etmesi gerekli..

Toplumun hassasiyetleri dikkate alınmalı. Parti ve siyaset çıkarları ülke menfaatlerinin üstünde tutulmamalı. Kişilerin çıkar ve menfaat ilişkileri toplum menfaatlerinden sonra gelmeli. Esas gündemin önü kapatılıp, perdelenip, yeni gündemler oluşturulmamalı.

Ülkeyi yüzde elli, yüzde elli gibi çok tehlikeli beyanlarla değil, ülkenin "tümü " sözleri  beyan edilmeli. İktidarı ellerinde bulunduranlar muhalefetten çıkaracağı  şahsi, kin ve hırsı o tarif ettikleri halkın yüzde ellisinden çıkarmamalı.

Toplum yönetildiğinden habersiz. Ruh olarak yönlendirilmiyor, vücut olarak beslense de beyni aydınlatılmıyor. Baştakiler bulundukları yerde meşgul, yönetilenler müşteki/mağdur önünü göremiyor, ilerleyemiyor. Hey beyler lütfen ilerleyin diyen bir dayı da görünürlerde görünmüyor.

Kıssadan küçük bir hisse:

Kölelerin  alınması ve satılması serbest olduğu dönemlerde, amcalar tarafından satılmak için iyi bakımlı, müşteri alımlı yeğenlerini pazara götürmüşler. Bunu haber alan dayılar tebdili kıyafetle pazara koşmuşlar yeğenlerini satın almışlar.

Bilmem şimdi böyle dayılar var mı?

Elbette şikâyeti dile getirenler hoşnut olmayan mağdur ve müştekiler kendi güzel ülkelerinin yollarına, insanlarına, mallarına zarar ve ziyan vermesinler, kırmasınlar, dökmesinler haklarını kanuni yöntem ve yollarla dile getirsinler.

Şöyle bir düşünüyorum nefes alıp vermek siyasetçilerin elinde olsa, inanın toplumun nefesini keserler.

Vaktiyle meşhur Büyük Doğu dergisinin kapağında kulaksız büyük bir baş resmi yapılmış ve altına

“Başımıza kulak istiyoruz” diye yazılmış.

Elbette bunun çok anlamı var,. Bu anlamlardan biri de kulaklar olmayınca baş duymaz...

=====================================

Burakgazi diyor ki; 

Tükenmiş vicdan, silinmiş asalet,

Yüreklerden çıkmış, gitmiş merhamet,

Bağban uzanmış,yatmış derin uykuya,

Topraktaki kökler çürüyor, dallar kuruyor,

Yapraklar sararmış, güller soluyor,

Bağımızda, baykuşlar, kargalar ötüyor,

Kuşlar uçup gitti, bülbüller ötmüyor,

Bu bağbandan artık beklenmez İhsan

Ya Rabbi sen uyandır bağbanı bu derin uykudan...

 

 Mehmet BURAKGAZİ / MERSİN

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Güzel yazılmış bir iğneleme. İğnenin ucu hem siyasete hem millete batıyor. Ben sadece demokrasi ve özgürlük sıralaması yapılmasına muhalifim. Bu iki kavramın gerçekliği iç içedir. Sıraya konulabileceğini sanmıyorum. Yani özgürlük kıtlığında demokrasi, demokrasi bolluğundaysa daha çok özgürlük istemekte bir yanlışlık yok; bence yerinde bir doğru davranıştır.

Muharrem Soyek 
 28.07.2013 13:07
Cevap :
Kıymetli yazarımız,üstadımız sayın Muharrem Soyek: Öncelikle bu biçarenin yazısına zaman ayırıp okuma zahmetine ve paha biçilmez yorumunuz için teşekkür ediyorum.Üstadım saçsız başa dişli tarak gerekmez.Biz bu olanları hak etmişiz.Öncelikle düşünmeliyiz biz kimiz, ne kadar değerli, ne kadar doğruyuz.Sonra ne kadar doğrularımız,ne kadar yanlışlarımız var.Henüz hür değiliz, demokrasi,demokrasi diye uzun havalar okuyoruz.Ben kabahati yönetenlerde değil kendimde görüyorum.Üstadım hakkınızı helal ediniz.Selam ve saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.   28.07.2013 18:34
 

Yine zehir zembereksin hey koca şair...

Kerim Korkut 
 28.07.2013 11:56
Cevap :
Kıymetli Kerim Korkut:Ayırdığınız zamana,gördüğünüz zahmete ve yarım satırlık yorumunuza teşekkür ediyorum.Selam ve saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.  28.07.2013 18:36
 

Haklı söze ne denir ki değerli Mehmet bey, Kumaş ölçüleri 13 de den aldığım dersi de unutmadım, saygıyla selamlar

Cemile Torun 
 25.07.2013 0:57
Cevap :
Kıymetli Cemile Torun ;Kumaş ölçüler ( 13 ) teki rumuzların hepsi yeni tarafımdan duyulmadı,tanınmadı o nedenle size dönüş yaptım.saygıyla sordum,saygıyla cevap aldım. sizin haricinizde 5 kişiye daha mesaj yolladım onlarda size benzer cevaplar verdiler.Sizin aldığım dersi unutmadım şeklindeki sitemli beyana çok,çok üzüldüm.Halbu ki Sayın yazarımız bağ ve bahçemizde daima saygıya, ve her türlü takdire şayandır.Son aylarda yazarların sayfasına rahatlıkla girip yorum yazan, aradığınızda buharlaşmış yerinde yeller esen isimler var.Sayfamı biraz koruma amacındayım.Hiç kimseye ders vermeye,yetkili ve mezun olmadığımı cümle aleme beyan etmişim.Selam ve saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.  25.07.2013 12:46
 

"Toplumlar hak ettikleri şekilde yönetilir" diye bir söz vardır. Biz hak ettik mi, bu yönetimi böyle yönetilmeyi? Kendimizi öylesine kaptırdık ki rehavete tüm değerlerimiz birer birer elimizden giderken karşı çıkamadık. Ahlakımız,kültürümüz, tarihimiz örfümüz adetimiz birer birer elden giderken yok sayılırken sesimizi çıkarmadık seyrettik. Bayrağımıza, milletimize, devletimize, Atamıza,soyumuza hakaretler edildi ses etmedik, yuttuk... Topraklarımız satılıyor, milletimiz bölüştürülüyor ses etmedik izledik.. Eee kusura bakmayın ama, halimize şikayet etmeye hiç gerek yok... Değerli Mehmet Bey, halimiz ahvalimiz. Çok güzel özetlediniz. Yüreğinize sağlık. Selam ve saygılarımla, esenlikler diliyorum.

Hanife MERT 
 24.07.2013 15:34
Cevap :
Kıymetli Hanife MERT :Saçsız başa dişsiz tarak gerekir.Böyle yönetilmeyi hak ettik.Tatlı sözlere,vaatlere kandık.Ülkemizde Siyaset gerekmiyor.Siyaset bitmiştir ticaret başlamıştır.Mal sahibi .yada çoban koyunlarını,kuzularını en güzel otlak yerde otlatır,soğuktan korur,akşamları onları sağlam ve muhkem yerde barındırır,Etli olsunlar,sütlü olsunlar ki satılsınlar,sağlıklı olsunlar ki çoğalsınlar.Benim ülkemde insanlar koyun ve kuzular kadar bile şanslı değiller.Kıymetli Hanife MERT artık derinliklere inmeyeyim.çünkü ben yüzme bilmiyorum derinliklerde boğulurum.Zahmet,zaman ve paha biçilmez yorumunuz için teşekkür ediyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.  26.07.2013 19:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 545
Toplam yorum
: 6355
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1560
Kayıt tarihi
: 12.04.12
 
 

Bingöl'de, Baharın son ayında, ikindi üzeri un ambarı (kiler) arkasında, ebesiz, hemşiresiz, Emin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster