Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Mart '12

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
300
 

Hür maviliğin son demi

Hür maviliğin son demi
 

Yürü hür maviliğin son haline kadar, insan bu alemde hayal ettiği müddetçe yaşar.


Hayatı gelişine yaşadığını ve artık hayata dair hiçbir umudunun olmadığını, tüm beklentilerini yitirdiğini ve sadece çocukları için soluk alıp verdiğini dile getiriyordu. Sevdiğim bir insanın ağzından bu sözleri duymak acıtıyordu. Herkesin aynı durumda olduğunu, bir şekilde herkesin artık beklentilerini rafa kaldırdığını gördüğümü ve bildiğimi söyledim. Acıyı paylaşmak ve tek acı çekenin biz olmadığını bilmek de bir nebze olsun teselli olup, insanı yüreklendirebiliyordu bence. Çünkü kişi “onlar bu şekilde yaşayabiliyorsa, ben de yaşayabilirim” düşüncesiyle yeniden hayata sarılabiliyordu.

Ertesi gün, okuduğum bir kitabı tekrar elime aldım. Ben tevafuklara inanırım (dinimizde tesadüf diye bir şey yoktur ama hiç beklemeden karşılaştığımız durumlara Allahın izniyle vuku buldu anlamında tevafuk denir). Rastgele kitabın sayfalarını açtığımda karşıma çıkan ilk cümle şuydu:

Kendi yaşamınızla ilgili bir “amacınız” ve “vizyonunu” var mı?

İlk kıvılcım kitabın sayfalarından gelmişti. Hayata tutunabilmek için kişinin bir amacının ve vizyonunun yani gelecekte ulaşmak istediği bir yerin (mevkinin) olması gerekiyordu. Daha ilk soluğumuzdan Yaradan’ın bizi bir amaç ve vizyon yüklediğinin farkına vardım. Amaç doğru bir yaşam, vizyon cennet. Aynı anda Yunus Emre hazretlerinin “Cennet cennet dedikleri, birkaç köşkle birkaç huri, isteyene sen var anı, bana seni gerek seni” dizeleri aklıma gelerek bir gülümseme kondurdu dudaklarıma. Sonrasında Abdullah bin Ömer (radiyallahü anh)’in  “hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahret için çalışın” sözü aklıma geldi.

Amaç ve vizyon. Yaşam için gerekli iki büyük kavram. Yaşamak için bir amaç olmalı, ne için yaşıyoruz daha da ilerisine giderek niçin yaşamak için yaratıldık? Yaratılma gayemiz ne? Nereye varacağız? Varacağımız yer, yaşadıklarımıza ya da yaşayamadıklarımıza değecek mi? Doğru sonuçlara ulaşmanın yolu doğru soruları sorabilmekte ve cevapların kaynağını doğru yerlerde aramakta yatmaktadır. Sonrasında da harekete geçmek için gereken bir yol haritasının oluşturulması gerekmektedir. Adem Özbay ve Cengiz Erengil “Zirveye Giden Yol NLP” adlı kitaplarında yol haritası hakkında şunları söylüyor: “Yolu yürümeniz ve bazen de tırmanmanız gerekir. Bazı arkadaşlarınızı geride bırakmayı göze almanız gerekir. Çaba göstermeniz ve kararlı olmanız gerekir. ‘Doğru yönde’ ilerlemeniz gerekir. Birçok bilgenin de deyişiyle; ‘eğer yön yoksa yürüme’ de yoktur  aslında”.

Bu noktada defalarca okumuş olduğum, Richard Bach’ın Martı Jonathan’ınına kulak vermek yerinde olacaktır:

“Zamanın birinde bir ülkenin kıyılarından birinde bir genç martı yaşarmış. Genç martı akıllı, güçlü, sağlıklı ve güzelmiş. Ancak gelin görün ki uçamıyormuş. O çok küçükken anne ve babasını büyük bir fırtınada kaybettiği için eğitecek, ona uçmayı öğretecek kimsesi olmamış.

Büyüdüğü zaman uçmayı kendi kendine öğrenmek istemiş. Diğer martılara bakmış ve onların yaptıklarını yapmaya, onları taklit ederek uçmaya çalışmış. Yerde hızla koşup, kanatlarını çırpıp zıplayarak havalanmaya çalışırmış, fakat bir türlü uçamazmış. Genç martılar uçarken onunla uçamadığı ve komik hareketleri için alay ederlermiş. Yaşlı martılar ona acıyarak eğitmeye çalışmışlar. Her bir yaşlı martı uçmanın başka bir türünü göstermiş. Genç martı kendine söylenenlerin hepsini aklında tutmaya çalışırmış. Herkesin söyledikleri kafasını o kadar karıştırmış ki yine uçamamış. Sonunda kendisinde bir şeylerin eksik olduğunu ve hiç uçamayacağını düşünmeye başlamış, ancak sadece yuvarlanıp düşmekle kalmış. Diğer martılar artık iyiden iyiye acımaya başlamışlar ve ona yardım etmeye çalışmışlar, ancak bu onu daha da fazla üzmüş ve yıldırmış.

Günlerden bir gün yaşlı bilge bir martı genç martının yaşadığı kıyılara gelmiş. Genç martının sorununu dinlemiş ve ona bir uçurumu göstererek tepesine tırmanırsa doruğundaki en yüksek kayanın üstünden bir mesaj yazılı olduğunu göreceğini söylemiş. Bu gizli mesajda onun uçabilmesi için gerekli şeyin yazdığını söyleyen bilge martı, genç martının uçabilmek için bu mesaja ulaşması gerektiğini söylemiş.

Dik kayalığa o güne kadar hiçbir martı tırmanamamış. Genç martı kayalıklara tutunabilmek için ayaklarına deniz yıldızları bağlamış ve ağır ağır, düşe kalka doruğa kadar tırmanmayı başarmış. Dorukta bilge martının söylediği büyük kayayı görmüş. Üstünde gerçekten bir mesaj yazılıymış ”Neye İnanırsan Onu Yapabilirsin” yazıyormuş kayanın üstünde.

Genç martı aşağı baktığında yükseklikten başı dönmüş. Çok heyecanlanıp, çok korkmuş. Son bir kez düşündükten sonra gözlerini kapatarak kendini aşağı doğru boşluğa bırakmış. Önce hızla düşmeye başlamış, fakat sonra aklına yazı gelmiş ve kendi kendine “Uçabilirim, uçabilirim, uçabileceğime inanıyorum” diye tekrarlamaya başlamış. Kendi kendine “Uçabilirim” diye tekrarlarken kuşkularını unutuvermiş. Daha önce öğretilenleri yapmaya çalışmak yerine sadece ve sadece kendi yaptıklarına odaklanmaya başlamış. Bir an için bir değişiklik olduğunu fark etmiş. Uçuyormuş, evet o da diğer martılar gibi uçabildiğini görmüş. Kanatlarını açmış, rüzgar da süzülerek uçuyormuş. Hata yapıp yapmadığını düşünmeden sadece uçmuş. Yükselmiş, alçalmış, süzülmüş. Aşağıdaki kumsaldaki martılar uzaktan onun sesini, bağırmasını duyabiliyormuş “Uçabilirim. Uçabilirim. Uçabileceğime inanıyorum”…

Hayata olan bağlılığımızı hiç yitirmeden, herkese, her şeye rağmen “mutlu ve umutlu” yaşayabilmek sanatıdır hayat. Amaç ve vizyonunu oluşturarak misyonuna uygun yaşayabilme yürekliliğidir. Her zaman bir “B planını” bulundurabilme öngörüsüdür. Ve her şeyden öte hayat “hayal edebilme yeteneğidir”.

Şairin dediği gibi: “Yürü hür maviliğin bittiği son hale kadar, insan bu alemde hayal ettiği müddetçe yaşar!”.

Neslihan Sultan PALA

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 35
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 2025
Kayıt tarihi
: 03.09.11
 
 

1970'li yıllarda başlayan yaşam serüvenimde yazmak daima benim için itici bir güç oldu. İstanbul ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster