Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Aralık '12

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
138
 

Hüseyin Erkan Öğretmenim sordu

Hüseyin Erkan Öğretmenim sordu
 

Sınav mağduruyuz: Oğlum, Eşim, Kızım; Tarihi Balta Limanı Yalısının önünde (Foto:A.AK)


 

Bu sayfalardan BİR YARIŞMA VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ başlıklı yazının sonunda Hüseyin ERKAN öğretmenim "...neler derler; doğrusu merak ediyorum ben." diyerek bendenize de soruyordu. 
Faik Akçay araştırmış. 
Bu araştırmanın sonunda ulaştığı sonuç, biri Üniversite kazanan Kızımın, biri de Anadolu Lisesi kazanan Oğlumun, daha bu yıl girdikleri sınavlar üzerine...
"Bu sınavlar, çağdaş konuları öğrenmeyi ölçme yarışıdır" demekte her iki değerli eğitimci de... 
Ve sınavlar, üzgünüm ki yetenekleri ölçemedi! 
Evet, bizce de bu sınav sistemiyle evlatlarımızın bilgileri, becerileri değil, eşitsizlik düzeyleri ölçüldü. 
Üstelik bütün şaibeleriyle, daha doğrusu çocuklarımın ve arkadaşlarının gereksiz, anlamsız, yararsız bilgilerden hangilerini daha çok ezberledikleri saptanmaya çalışıldı. 
Bu yaşlarında "dostluk ve sevgi" fidanları büyütecek iken kendi dünyalarında, rakip oldular arkadaşlarıyla, geri kalanın hayatı sönecek travması ve ömür boyu taşımak zorunda kalacakları sınav sendromuyla...
*
1988 yılında Hubble teleskobu fırlatılmamıştı, uzayın bu kadar büyük olduğu bilinmiyordu. 
Hubble teleskobunun çektiği günümüzün evren fotoğrafını göremeden öldü 1988 yılında Feynman… 
-    Kuantum elektrodinamiği üzerindeki çalışmaları nedeniyle 1965'te Nobel Fizik Ödülüne layık görülen Richard Feynman'dan da,  
-    1955 yılında öldüğünde, Ruslar, Yuri Gagarin’i uzaya bile çıkarmadığından çok şeyi bilmeyen ölümsüz fizikçi Albert Einstein'dan da... 
Yani bugünün ortalama lise öğrencisi, hepsinden daha çok bilgiye sahiptir, diyebilir miyiz? 
Evet, diyebiliriz. 
Ancak bu; "Anlatılmak istenen düşüncenin, dolaylı bir şekilde ifade edilmesi anlamında kullanılan söz"ün, KAPI ARKASI değil de SATIR ARASI olduğunun bile ayırdında olamayan ama "şampiyon" olan gençler üretmekten başka ne işe yarar!..
*
Elbette çocuklarımızın suçu değildir bu!..
Onları, en basit sorularda bile "afallatan, ezberci eğitim sistemidir" asıl sorgulanması gereken. 
*
Biz Oğlumuz Utku Mert'ten dolayı üç yıl, peş peşe son SBS mağdurları olarak milli eğitimin tozlu deneme raflarında yerimizi çoktan aldık bile, kimin umurunda?’..
6’nci ve 7’nci sınıfta tarifi olanaksız, ancak yaşayanların anlayabileceği sıkıntılarla 2012 Haziran'da üçüncüsüne girdiğimiz (SBS) sınavlar da bitti ama hayat bitmeyecek. 
*
Çocuklarımızın gitar çalmak gibi, iyi yüzmek gibi, insan sevgisi, hayvan sevgisi gibi, dersleri arasından biyolojiye, teknolojiye ya da ne bileyim ahlak bilgisine özel bir ilgisi ve yeteneğinin de olduğu…
Stratejik düşünebilme yeteneğini geliştirmeye çalıştığı (örneğin satranç bilgisi gibi)...
Karşılaştığı durumlar karşısında analitik düşünerek davrandığı...
Ya da düşünemedişi… 
Bazı dersleri ise sevemediği, yine kimin umurunda?! 
*
Kim diyebilir "bu sınavlar yetenekleri de ölçtü" kategorize etmeden gençlerimizi, çocuklarımızı!.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ahmet Bey size katılıyorum.1977'de TRT'de Türkiye Üzerine Oyunlar adlı bir belgesel dizi vardı.Başladı bitti.O tür belgeseller artık yayınlanmıyor.Varsa yoksa geçmişi ipe sapa gelmez sözlerle eleştirmek.Tek suçlu TC!Oysa Osmanlı hiç de sütten çıkmış ak kaşık değil.Batıcı kişiliksiz Sadrazamlar ile kardeşin kardeşe kıydığı süreçte onların boğdurulmaktan kurtulmuş yedekli şehzadelerden birinin kandırdığı yılları yaşamışız.Bu yüzden keyfi uygulamalar ile Düvel-i Muazzama'nın bendesi(maşası) Mustafa Reşit ile şürekası Osmanlı Devletine en büyük darbeyi vurmuşlardır.Herşey rağmen en uyanık sultan olan Abdülhamid ise bir süre sonra toplumsal çalkantıları dengeleyebilecek olan Meclisi açmadığı için Türkler de azınlıklar da kurulması imkansız görülen Sultan'a karşı söylemleri ile tepki verdiler.Prof.Öke'nin Musul ile Filistin konulu araştırmalarında da görüldüğü gibi Arap Din Kardeşlerimiz beslendikleri Batıcıların çıkarlarına sarıldıklarından Osmanlı'yı istemiyorlardı.Osmanlı parçalandı.01/02

Ömer Faruk MENCİK YILMAZ 
 23.12.2012 6:32
Cevap :
Sayın YILMAZ; katkılarınız birbirinden değerli gerçekten. Tespitlerinize katılıyorum. Teşekkür ederim. Saygılarımla. A.AK  23.12.2012 13:45
 

Ya sabır kardeş. Ben de ksükünüm feleğe!'Tarihi Balta Limanı Yalısı' Kapitülasyonlar mucidi Osmanlı'yı o müettideleri de fersah fersah aşarak önce İngiltere'ye sonra da diğer Düvel-i Muazzama'ya teslim eden 1838 Osmanlı-İngiltere Ticaret Anlaşması'nın yapıldığı yer değil mi Ahmet Hocam? Bin yaşayasınız. Az önce ailenizin fotğraf altındaki açıklamayı oouyunca aklıma geldi. İşte o Anlaşma ki neler neler kazandırdı Batı'ya. Bir de İngiltere Kavalalının belki de piç oğlu İbrahim'in Suriye üzerinden Kütahya'ya kadar Osmanlı Ordusunu yenerek glrdikten sonra arabulucu olmasınınardından Mısır'a el koymadan; Fransa'yı bertaraf etmeden yıllarca neler yaptığını az da olsa okumuştum. Ki o Anlaşma'ya bağlı olarak ayak bastığı KIBRIS Adası'ndaki Dikelia Üssü dahil o toprakalrdan hiç çımmamış ve Londra-Zürüh Anlaşmaları gereğince 1959'da Garantör Devlet oluvermişti bilmem kaçıncı kazanç olarak,değil mi? Yazıklar olsun bu alanda görev alan müsebbiblere.Osmanlı'nın sicili pek de temiz değil be Hocam...

Ömer Faruk MENCİK YILMAZ 
 19.12.2012 0:42
Cevap :
Aynen yazdığınız gibi Sayın YILMAZ; Dönemin Dış İşleri Bakanı (Hariciye Nazırı) Mustafa Reşit Paşa'dır. Bu akıl almaz sömürü (Ticaret Konvansiyonu) hükümlerini diğer Batılı sömürgecilerle de imzaladı. Fransa'ya verilen kapitülasyonlara karşı "denge politikası" masalını uydurdu ve yıllarca mazlum milletimize yutturdu. Bu ne bilimle ne akılla ne de diplomasi etiğiyle izah edilebilir gibi değil! .. Şimdilerde Mustafa Reşitlerin, Damat Feritlerin, Şehzade Farukların, Ali Kemallerin bugünkü versiyonlarına sıkça rastlar olduk ekranlarda, gazetelerde ve üniversite panellerinde... Akıllarınca tarihi yeniden duruşma salonlarına alacaklar ve İstiklal Savaşı'mızın kesinleştirdiği kararı yeniden yargılayıp hükmünü değiştirecekler. Yemezler... Tarihin hükmü kesinleşmiştir, hakiki Türk Aydınına düşen bugünkü görev kesinleşmiş hükmü uygulamaktır. Artık, Batıyla olan alışveriş bir denge politikasına oturtulmuştur ve Batı sömürgecilerinin tek yanlı talebi söz konusu olamayacaktır. 12 Eylül 1963'e dkt!  19.12.2012 17:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 268
Toplam yorum
: 141
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 986
Kayıt tarihi
: 19.11.12
 
 

Evli, 2 evlat babası, 1965'te doğdu, inançlı, müziksever, insansever, yurtsever, iyi yüzer, ünive..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster