Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ekim '07

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
713
 

Hüseyin Hüsnü Tekışık

16 Mart 2007 Öğretmen Okullarının 159. kuruluş yıldönümü.. . 159 yıl önce, 16 Mart 1848 yılında kurulmuş ama yaşam süresi maalesef 122 yıl kadar sürmüştür. Bu süre içinde, Öğretmen Okullarından yetişen öğretmenler, birbirlerinden değerli ve kıymetli insanlardı.. Milyonlarca insan yetiştirdiler. Hepsi bu Vatan’a şevkle, arzuyla, hevesle, canı pahasına gayretlerle, özveriyle ve fedakarca hizmet ettiler. Pek çoğu emekli oldu, bir kısmı aramızdan ayrıldı Çok azı da hala devam etmektedirler. Onlarda ayrılınca Milli Eğitimde Öğretmen Okulu mezunu kalmayacaktır. Kalmayacaktır ama, daha önce emekli olup da, hala eğitim ve öğretime değişik sahalarda yardım edenler gibi onlarda faydalı olmaya devam edeceklerdir.

Yaşamının her döneminde, Milli Eğitime, topluma, arkadaşlarına ve öğrencilerine çeşitli şekilde yardım etme zevkini tadan , Nobel Ödülü ne laik olabilecek bir öğretmen den bahsetmek istiyorum. HÜSEYİN Hüsnü TEKIŞIK.

Sayın TEKIŞIK, 1928 de, Giresun’un Şebinkarahisar kazasında, fakir ailenin, Şaziye hanım ve İsmail Hakkı efendinin 5. ve son çocukları olarak dünyaya gelmiştir. İstiklal ilkokulunu, 1942 de birincilikle, Şebinkarahisar Ortaokulunu 1945 de” PEKİYİ” dereceyle, bitirdikten sonra, o zamanlarda, en çalışkan öğrencileri bağrında toplayan öğretmen okuluna girdi. Girdiği Sivas Öğretmen Okulundan “PEKİYİ “derece ile 1948 de mezun oldu. Milli Eğitim Bakanlığı, mezun öğretmenlere, tayin istedikleri iller için bir form doldurtururdu. “İstediğiniz 3 ili sıra ile yazın “ derdi. Tekışık, daha o tarihlerde, bütün yaşamını Yurduna vakfedeceğine karar vermiş ki, cevap olarak “ Vatanımda, Bayrağımın Dalgalandığı Her Yer “ demişti. Onun için İstanbul, İzmir, Ankara, ne ise, Van, Hakkari, Bingöl de o idi. Nitekim Bakanlık onu Bingöl İlinin Karlıova ilçesinin Bahçeköyü ne tayin etti.

Sayın Tekışık, görev başına gidişini şöyle anlatıyor.


Bingöl’ün Karlıova ilçesi Bahçeköyü’ne atanınca, bavuluma Atatürk’ün Nutku’nu, birkaç resmini, bir bayrak ve birde meslek kitaplarımı yerleştirip memleketim olan Giresun’dan sevine sevine yola çıkmıştım Bingöl’e doğru, 20 yaşımda milli eğitime hizmet sevdalısı idealist bir öğretmen olarak…

O yıllarda Bingöl il merkezi, Çapakçur Deresi’nde 80-90 hanelik bir köy durumundaydı ve yokluk içindeydi. İlin tek oteli, marangoz Emin Usta’nın atölyesinin üstündeki ikişer yataklı dört odaydı. Akarsular üzerinde köprü ve ilçelerin düzgün yolları yoktu. Murat Nehri salla geçiliyordu. En modern ulaşım aracı kamyondu. O da her zaman bulunamıyordu. Yollar çoğunlukla yağmurda çamurda karda tipide yürünerek katediliyordu. Bingöl-Karlıova arasındaki 84 km lik yolun yarısını karlara bata çıka yaya yürümüştüm…

Karlıova ilçe merkezi 40-50 haneli bir köy durumundaydı. Elektrik yoktu, fırın yoktu, lokanta yoktu, otel yoktu. Sadece 4-5 bakkal dükkanı bulunuyordu. Her türlü mahrumiyet ve yokluk vardı. Kış altı ay devam ediyordu. Yollar kış boyu kardan kapalıydı. Bu süre içinde hayvanla ulaşım yapmak dahi imkânsızdı. Posta 15 günde bir, insan sırtında geliyordu… Kışın özellikle memurlar yiyecek sıkıntısı çekiyorlardı

İlçe merkezinde ve köylerde okul binası yoktu. Toprak damlar, hatta samanlıklar okul olarak kullanılıyordu. Sıra yoktu, masa yoktu… Öğrenciler kitap, defter, kalem bulmakta zorluk çekiyorlardı. Bahçeköyü’ne gittiğimde, okul olarak 20-25 metrekarelik bir samanlıkla karşılaştım. Öğrenciler duvarların dibine dizilen taşlar üzerinde oturuyorlardı. İlk işim, taşları dışarı atıp meşe sırıklarından öğrencilere oturacak yer yapmak olmuştu. Şeker sandığı tahtalarından bir de yazı tahtası yapmıştım ve kireç taşlarını tebeşir olarak kullanmıştık… Atatürk’ün resmini duvara asınca ve samanlığın önüne diktiğim direğe bavulumdaki bayrağı çekince, Bahçeköy’ü bir anda bayrağımın dalgalandığı görev yapacağım yer olmuştu…Yokluk içinde varlık yaratarak samanlığı dershane haline getirip eğitim öğretime başlamam köylüleri çok sevindirmişti. Geceleri de gençlere okuma yazma öğretiyordum. Köylülerle iyi anlaşıp birbirimizi çok sevmiştik.Ertesi yıl evlenip köye eşimle birlikte gelmem köylüleri daha da çok sevindirmişti.Köylüler, en güzel odalarından birini bize ev olarak verdiler. Uygun bir odayı da okul olarak kullandık.Eşim Ayten Hanım köy kadınlarına yakın ilgi göstermiş ve onlarla çok iyi anlaşmıştı. Genç kızlara okuma-yazma, nakış-dikiş de öğretiyordu… Eşimin bu ilgisi ve çalışmaları da köylüleri çok sevindirmişti. “

Tekışık, Bahçeköy’e gittiği yılın ortasında, İstanbul Eğitim Enstitüsünden bir davet alır. Öğretmen okulunu “PEKİYİ” ile bitirdiği için okula kaydolması isteniyordu. Tekışık, köylüleri çok sevdiği için, köylülerde ondan çok hoşnut olduğu için, yolların da karla kapanmış olması bahanesiyle bu davete icabet etmedi. Tekışık, manav sandıklarından yaptığı masada ve taksitle aldığı daktilo makinesiyle, ilk eserlerini yazmaya burada başlamıştır. Bir taraftan da “ Allah bana verirse , bu köye bir okul yaptıracağım “ dileğini diliyordu.

Burada 2 sene çalıştı. Yaptıklarıyla kısa zamanda eğitim camiasında tanınmaya başlandı. Üçüncü sene Karlıova, eski adı ile, Maarif Memurluğuna atandı. ( Bu ünvanlar önce: İlçe İlk Öğretim Müdürü ve son olarak ta, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü adını aldı )

Tekışık Karlıovadaki çalışmalarından dolayı Bakanlıkça üstün Başarılı sayılıp ödüllendirildi. 1954 de yedeksubaylık görevi için askere gitti.

Tekışık, askerlik görevini topçu teğmen olarak yaptıktan sonra, bir yıl Giresun ilinin Alucra ilçesi Merkez İlkokulunda Öğretmen olarak çalıştı. 1956 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü Pedogoji bölümünün giriş sınavını kazandı. Maddi sıkıntı yüzünden , ikinci defa yüksek öğretim yapma fırsatını kaçırdı. Karlıova’ daki üstün başarısından ve hazırladığı kitabından dolayı Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Genel Müdürlüğü Mevzuat Şubesi’ne atandı. Bu Görevde çalışırken;
“İlköğretim Yazışma Rehberi”
“Başöğretmen ve İlköğretim Müdürlerinin Görevleri”
“İlköğretim İstatistik Rehberi”
“İlkokullar Yönetmenliği ve Mevzuatı”
adında dört kitap yazdı.
Bakanlıkta çalıştığı bir yıl içinde, bir öğretmenin kendini meslekte yetiştirmiş olmasına değil, elindeki diplomaya itibar edildiğini anlayınca, 1957 yılında Pedagoji bölümü imtihanlarına tekrar girdi ve kazandı. Bakanlıktaki görevinden ayrılıp Gazi Eğitim Enstitüsünde öğrenci oldu. Pedagoji bölümünde okurken, bu bölümün teftiş dersi ile ilgili”İlköğretim Teşkilat ve İdare Teşkilatı” adlı kitabı yazdı ve yayınladı. Bu kitap bakanlıkça Öğretmen Okulları için yardımcı kitap olarak kabul edildi.Hüseyin Hüsnü Tekışık, 1959 yılında, Gazi Eğitim Enstitüsü Pedagoji Bölümü’nü bitirdikten sonra Sivas İlköğretim Müfettişliğine alındı.Bu görevde iki yıl çalıştı.1961 yılında Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Genel Müdürlüğü Eğitim Şubesi Müdür Yardımcılığı’na atandı. Bakanlıkta 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile ilgili yönetmeliklerin hazırlanmasında ve 1962 İlkokul Program Taslağı’nın hazırlanıp geliştirilmesinde çalıştı.
Tekışık, 1963 yılında Ankara İlköğretim müfettişliğine atandı.1968 yılına kadar Ankara Program Geliştirme Okulları müfettişliği yaptı. Bu görevi sırasında da öğretmen meslek ve öğrenci kitapları yazmaya devam etti. 1975 yılında, 27 hizmet yılını doldurarak 47 yaşında emekli oldu.


H.Hüsnü TEKIŞIK emekli oldu ama, kendini yoğun bir iş hayatının içinde buldu. Öyle yoğun çalışıyordu ki, kendi ifadesiyle “ Çalışmaktan ihtiyarlamaya zaman bulamadım “ diyordu.


DİLEKLER VE SÖZLER YERİNE GELİYOR


1963 de Ankara’da eşi nin adını verdiği Ayten Tekışık Rehber yayınevi ni, 1974 de Tekışık matbaasını kurdu.

Bahçeköyde iken dilediği dilekleri yerine getirme zamanı geliyordu. Bingöl’ün köylerinde başlayan kitap yazmalar meyvelerini vermeye başladı. Mesleki kitaplar, 10 binlerce ders kitabı ve dergilerle çocuklardan kazandıklarını yine çocuklara verme arzusu O nu daha çok çalışmaya itiyordu.. Çalıştıkça kazanıyor, kazandıkça, okul, kütüphane, halk eğitim merkezi, kültür merkezi, rehberlik araştırma merkezleri açıyor ve Milli Eğiti Bakanlığına hediye ediyordu. : 1981 de Ankara’ ya bir ilkokul; 1984 de, Şebinkarahisara, içinde; halk kütüphanesi, çocuk kütüphanesi, öğretmen kütüphanesi, konferans salonu olan bir Kültür Merkezi yaparak Bakanlığa bağışladı. Şebinkarahisara birde cami yaptırdı.


1980 den itibaren başlayan “ Her ile bir okul” kampanyasında, Hakkari, Van, Siirt, Diyarbakır, Erzincan, Giresun, Samsun, Amasya, Aksaray, İçel, Edirne illerine , 13 okul, 1 kültür merkezi, 1 Halk eğitim merkezi, 1 rehberlik araştırma merkezi açarak, hepsini M.E.B na bağışlamıştır. Bu arada, 1986 dan itibaren, emekli maaşının üzerine bir miktar daha katarak, 50 öğretmen çocuğunu Tıpta, 10 öğretmen ve fakir çocuğu da diğer branşlarda , karşılıksız burs vererek okutmaktadır.

Devam edecek

Burhan BURSALIOĞLU

Emekli Öğretmen

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli bir insanın değerini bizlere hatırlattığınız, unutturmadığınız ve bu "çok değerli" yazınız için teşekkür ediyorum sevgili öğretmenim. Devamını merakla bekleyeceğim. Saygılarımla.

Haluk Seki 
 29.10.2007 23:10
Cevap :
Sayın Yeniplanet, teşekkür ederim. 2. kısım bugün yayına girdi. Umarım faydalı olur. H.H.Tekışık, Türk Milli Eğitimine yaptığı katkıların dışında, arkadaşlık, dostluk, vefalılık örnekleri de vermiş bir eğitimcidir. Tonguç'lar, Yücel'ller unutuluyor mu? Tekışık'da unutulmayacaktır. Çünkü Milli Eğitimin her faydalı taşında onun imzası bulunmaktadır Sayın Yeniplanet, müsterih olun. İyiler asla unutulmaz. Saygılar sunuyorum.  30.10.2007 22:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 27
Toplam yorum
: 20
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 6443
Kayıt tarihi
: 15.02.07
 
 

20.10.1934 Rize doğumluyum. İlkokulu Artvin ve Rize'de, ortaokulu Erzincan ve Ulukışla'da, öğretmen ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster