Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mart '14

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
457
 

Huysuz ve tatlı kadın

Huysuz ve tatlı kadın
 

Büyük hayaller kırılsa bile büyük vedaları hak eder. Duygudan olmasa bile saygıdan.  Bazen o kadar boşaltılır ki içi, dönüp bakınca ağlayamazsın ama üzülürsün. Emeğe üzülürsün, harcanan zamana, duyulan heyecana.. Hangi ara büyüdüm bu kadar? Keşke giden mide ağrısı değil de kalp ağrısı bıraksaydı. Kalbim hala ağrıyacak kadar taşlaşmamış olsaydı aşk adına. Kimse kimsenin belki herşeyi olamaz şarkıda dediği gibi ama çok şeyi olabilir, olmalıydı. Oluyordu eskiden. O kadar oluyordu ki giden ateşten bir gömlek bırakıyordu geriye. İnsan her hücresi ile geceler boyunca yanıyordu. Çok yandım, anlatamadım. O zaman bu soğuk neden şimdi? Neden üşüyorum bu kadar?

Sevgisizilikten  mi yoksa bu hallere artık bu kadar aşina olmaktan mı?.. Hangisi daha çok can yakardı eskiden?.

Hatırlamıyorum..

Bir soğuk ki.. Komik ama aklıma eskiden bozulan yoğurtlar geliyor. Yoğurt muhakkak buzdolabında muhafaza edilmeliydi. Yine de 2-3 güne tüketilmeyince bozulurdu. Oysa şimdi hiç bozulmayan yoğurtları buldu bizim başarılı üreticilerimiz. Günlerce dolapta duruyor ama tadı hiç değişmiyor. Yoğurda yakın ama tatsız tuzsuz. O bozulmayan yoğurtlara döndük bizde. Saklama koşullarımız değişse ve kullanım süremiz bitse bile bozulmuyoruz. Tadımız tuzumuz değişmiyor. Eskiden sevdiceğimden ayrılınca, değil ilk gün insan olarak kalabilmek sonraki haftalarda bile ekşi tadımı normale döndüremiyordum. Şimdi klasik yurdum insanı kıvamında, sanal & sosyal ortamlarda geyik yapıyor, rutine devam ediyorum.

O kadar rahatsız edici bir durum ki, dedim belki duygudan değil ama saygıdan gecemi ağıtlara teslim edeyim. Belki ağlayamadım, yanamadım ama oturup bir efkarlandım. Yazacak kadar.

Bana hep yaz diyen Tülay Hanım'a demiştim, eski ve mühim hikayelerin derin kökleri olamıyormuş diye. Kök salamadığın topraklara bir kez tutunamamışsan asla tutunamıyormuşsun. Bir kez filiz verememişsen ya da daha ilk günden üstüne topuk ile basılmışsa, bir daha da yeşermiyormuş o tohum. Duygusu çorak topraklarda gönül kuruyormuş binbir cefa ile taşınan suya rağmen.

Gönlümden kervanlar göçüyor.. Eskiden an'lar göçerdi, şimdi ben göçüyorum kendimden. Göçecek birşey kalmadı, hepsi aşina hepsi daha önceden gitmiş. Gönderecek umudum ya da hayalkırıklığım kalmadı. Yaşanmamış hikayeler limanına dönemiyorum, o kadar alıştım ki liman oldum. Başka konukları ağırlıyorum. Dostlarımı sokuyorum limanıma, dinlendirip gönderiyorum. Çöplerini alıyorum, çöplerini ayıklıyorum. Ve bir daha gelmemelerini tembihleyerek yelkenlerini dolduruyorum nefesimle.

Gidene sözüm kalmayacak kadar gardımı yüksek tutmayı öğrendiğim için, kendime verdiğim sözlere uyuyorum. Tavukların yemleri topraktan didiklediği gibi didiklenmiş hayatımda, kendime söz verdiğim yeşil çimleri büyütmek için yeni bir sayfa açıyorum yine.

İnsan kendisini sevmeyi öğreniyormuş. Kendisi için temiz bir evi, mis gibi kokan nevresimi, sporla canlanan bedeni istiyormuş. Şarkıları kendisi için dinlemeyi, filmleri kendisi için izlemeyi.

Anlamazdın diyor ya şarkı o kült filmde. Anlamadığımız kendimizmişiz. Kendimizi ne kadar es geçmişiz. Aşk elbette büyük, sevgi elbette köklü ama gitmeyen ve bitmeyen ne var ki?. Kendinden gidebileni hiç görmedim. Ne kendimde ne başkasında.

Şarkılar benim için, uçsuz bucaksız gökyüzü, okuduğum her şiir, kitaplarda altını çizdiğim her satır. Alınterimle kazandığım her dinlenme dakikam ve zevklerim. Ailem ve dostlarım.

Müzeyyen Senar ne güzel söylemiş benim için : Şarkılar beni söyler, dillerde nağme adım, dillerde nağme adım. Huysuz ve tatlı kadın :)

20'ler ve 30'lara dair çok ağıt yakabilirim ama 40'lar üzgünüm ki izin vermiyor. Hep hikayeler biriktirdim sanırdım ve anlatmak isterdim oysa kendimi biriktirmişim geçen yıllarla. Kendisini sevmeyeni kimse sevmiyor. Sevdiği halde mi başkasına sevdiremiyor? Üzgünüm.. Zannedersem kayıp değil.

Bir sihirli, bir büyük muamma ki hayat dediğin; Allah özene bezene her kelimesini her satırını özen ile yazmış. Okumasını bilene, okumak isteyene, okumaya vakit ayırana. O sihir her günümü, her gününüzü, her daim gönlünüzü aydınlatsın..

Yaşanmamış hikayeler, söylenmemiş sözleri çok yazdım çok anlattım. Eskiden eksikliğim olarak görürdüm oysa konuşulan kadar konuşulamayanmış hikaye. Görülen kadar görünmez olanmış suret. Dillenen kadar susulan, lal olanmış hakikat. Görünen deryada damla iken yazılan bilinmez ama çok keyifli bir yol imiş sağlık var iken. Biz çocukken Barış Manço bangır bangır söylerdi şarkısında : Halk içinde muteber bir nesne yok Devlet gibi, olmayanda Devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. Sıhhatle kalın.. Bugüne kadar hayatınızdan gitmemiş ne kadar sevdiğiniz varsa sımsıkı sarılın. Etiketi hiç mühim değil. Aile mi, dost mu, evinizin kedisi ya da köpeği, sokaktaki sahipsiz dostunuz mu?. O çok değerli, o çok renk hayatınızda; sizin gökkuşağınızın bir parçası olan.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Zaman zaman hepimiz bunun farkına varırız ama zaman zaman geçince çoğumuz unuturuz....Seni anladığım kadar da yazdıklarına katılıyorum sevgimle kalemin susmasın ...

Tülay EKER 
 01.04.2014 19:13
Cevap :
Unutuyoruz çünkü kendimiz ile sevdiklerimiz arasında savruluyoruz. Tercihimiz hep onlardan yana ama gerçek şu ki sonunda hepimiz yalnızız. Kendimi sevmek milat oldu bana :)  10.10.2014 14:07
 

birinin herşeyi olmak istemek için seninde onu vanilyalı pasta olarak görmemn gerekr vanilyalı pasta olarak gördğn herkes mide ağrısı bırakır kalp için önce yemeği düşünmemk lazım

savas barka 
 06.03.2014 18:53
Cevap :
Çok iyiydi :)) Tamamdir...  07.03.2014 11:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 34
Toplam yorum
: 31
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 922
Kayıt tarihi
: 18.03.12
 
 

Edebiyatı, okumayı ve yazmayı çok seviyorum... Günlük hayata ve kavramlara dair söyleyecek sözüm ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster