Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Eylül '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
797
 

Hüzün hazanla elele vermişti

Hüzün hazanla elele vermişti
 

Sararan yaprak gibi düştü, sonbaharın ilk hüznü...


Sararan yaprak gibi düştü, sonbaharın ilk hüznü.
Az kaldı küslüğünün başlamasına doğayla çiçeklerin,
Öbek öbek taşırken dereler, düşen yaprakları…

Yaprak nereden bilsin, kaderinin derenin insafında olduğunu
Dere nereden bilsin, toprağın kendini yutacağını..

Bir kuş uçtu, döne döne süzülerek havada
Acaba zamanı mıydı göç yollarında kanat açmanın…
Karıncalar telaş ederken kuru yapraklar arasında..

Daha da kızarmıştı, dalın en ucunda kalan elmalar
Görenler, olgunluğun verdiği ağır başlılık zannederken
Rüzgârın salladığı dalında, yaşadığı hazanın korkusuydu, .

Önce yağmur damlaları vurdu dallara, yapraklara, çiçeklere
İşbirlikçi rüzgâr, çoktan almıştı soğuğun desteğini yanına...
Damlalar hınçla çarparken sular süzülen yüzüne,
Biiraz daha çekti omuzlarını, sırılsıklam olmuş ceketinin içine..

Önce hafiften bir titreme hissetti, içinden yükselen..
Islak elleriyle silmeye çalışırken gözlerine giren suyu
Ilık nefesi şefkatle yalayıvermişti üşümekten moraran parmaklarını.
Koltuk altlarına soktu, azıcık sıcaklık çalsın diye üşüyen ellerini…
Göğsüne bastırdığında, telaşlı çırpınışını hissetti yüreğinin..

Önce kuytu bir yer aradı, korunmak için yağmurdan
Ilık bir oda düştü aklına, çıtırdayan alevlerin duvarlarında yansıdığı
Burnuna çay kokusu geldi, ürpererek çektiği soğuk havada.
Çıtırdayan odunların alevi vururuken yüzüne,
Uzattı ellerini boşlukda, bir avuç sıcak yakalama umuduyla.

Sıcak simitten yükselen susam kokusu, çoktan filörte başlamıştı kestane kokusuyla
Bir gülümsemeyle tatmaya çalıştı çarpan yüreğinin yaşattığı mutluluğu
Sıcak çayın boğazını yakışını hissetti, yudumlamaya çalıştığı yağmur damlalarında…

Tam keyfini çıkarmaya başlamıştı ki bir anlık mutluluk sandığı özlemlerinin
Haşin rüzgâr daldan düşen yaprakları çarptı olanca şiddetiyle yüzüne
Kızaran elma çoktan teslim etmişti kendini, dalını sallayan rüzgâra
Sert damlalarının toprakta açtığı oyukları kaplayan çamurlu sular dere olurken
Selleşen sular önüne katmakta gecikmemişti sığındığı çatıın altını…

Havadaki mutluluk kokusu dağılmış, çay bayatlamış, simit soğumuş, kestaneler ıslanmıştı.
Giderek artan, tenindeki ürpermenin benliğini kaplayan titremeye dönüşmesiydi.
Keyifliydi, yaşadığı bir anlık mutluluğun verdiği gülümsemeyle
Yürürken ıslak dalların sarktığı soğuk sokaklarda...

Yine o şarkı takılmıştı diline..

“Yağmurdan ellerim… üşüyor yüreğim…
Bu kara bulutlar, kan kardeşi gözlerimin…
Sebebim sensin….  “


Rüzgar biraz daha sertleşmiş, yağmur biraz daha hızlanmış, kararan hava biraz daha soğumuştu
Ama artık üşümüyordu.. Mırıldanarak devam etti yoluna...
Bir çoğumuzun yapmakta olduğu gibi... nereye gittiğini bilmeksizin... .. . bir çoğumuzun yapmakta olduğu gibi..  .  b

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba dost. Muz'u hangi niyetle yerseniz, o tadı verirmiş. Bu hüzünlü Sonbaharı okurken, hangi mevsimde olursak olalım, okuduğunuzda, "muz misali" o tadı vermiyor. Ya?.. Söyleyeyim: Sonbahar hüznünü veriyor. İşte! Bu şiir, bunu söylemek istiyor. Yanılıyorum mu yoksa? Selam ve sevgiler.

Muzaffer Cellek 
 08.12.2011 22:19
Cevap :
Çok haklısın. Gerçekte bütün sonbaharlar birbirinin aynı ama onlardan anlam çıkaran biziz. Nasıl bakarsak, nasıl görmek istersek öyle görüyoruz. Her şey ruh halimize bağlı. Amma... ille de son bahar... çok şeyi hüzünle tetikliyor.. bu da ruhumuzun hoşuna gidiyor. Sevgiyle kal dost..   13.12.2011 11:23
 

nereye gittiğini bilmeksizin okudum satırlarınızı Ahmet bey. çok güzel bir yazı okudum sayenizde. sevgilerimle. ( bu arada bende de bileciklilik var hani. bozüyük desem :) )

Sokrates 
 07.10.2011 13:55
Cevap :
Güzel yorumun için sonsuz teşekkürler. Ayrıca Bilecikli olmanıza da çok sevindim. Sevgiyle kalın.  08.10.2011 10:47
 

Merhaba...önereyim önce de...gelirim gene...eyvallah...

nedim üstün 
 03.10.2011 11:48
Cevap :
eyvallah dost. beklerim, dükkan senin....  07.10.2011 13:28
 

Oldum olası sevmişimdir sonbaharı.Belki yazdan ve bahar'dan daha çok..Dönüm noktasıdır,hayatın ortasıdır ve yaşamla-ölümün aynasıdır.Sonbaharda gençlik giderken , orta yaşın geldiğinide anlarım.Biraz üşürken ,birazda güneşi özlerim..Hava ne çok soğuk nede sıcaktır..Dökülen yapraklar , esen bir rüzgar, yağan yağmur huzur verir gönlüme..işte bu kadar çok severim sonbaharı..Herşeyin sonbahar tadında geçmesi dileğimle selam ve sevgiler...

çalıkuşu 
 29.09.2011 8:27
Cevap :
Ne güzel anlatmışsın son baharı. Gerçekten favorimdir. Sonbahar denince istasyon soğuksuda bahçemiz ve karasu vadisi gelir aklıma. Yerler çimen kaplı, üstlerini gazeller örtmüş, başaklar dallardan rüzgarla dökülür, ayvalar sap sarı, üzümler tatlı, hurmalar olgun, çiçekler ilkbahardaki gibi açar, kelebekler rengarenk ortalığı kaplar.. Rüzgâr hem hafiftir, hem fırtına olur, hava hem sıcaktır, hem üşütür… Koşmak isteği gelirdi içimden, yaşam sevincimden olsa gerek. Neleri hatırlattı bana güzel yorumun. Nasıl da özlemişim. Sevgiyle kal.  02.10.2011 12:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 193
Toplam yorum
: 1060
Toplam mesaj
: 41
Ort. okunma sayısı
: 968
Kayıt tarihi
: 01.08.07
 
 

Bilecik doğumluyum. Emekli Eğitimciyim. Ankara'da ve yazları Kuşadası'nda yaşıyorum Günlük uğraşl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster