Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ocak '08

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
449
 

Hüzün ve kırbaç

Hüzün ve kırbaç
 

Nietzsche, meşhur sözünde öğütlediğinin aksine kendini bir kadına kırbaçlatırken(!)


İkisi de doğa yasalarına göre varlığını sürdürdüğüne göre aynı bedenin belli prensipleri olması gibi ruhunda belli prensipleri olmak zorunda.

Bu önermeyi rahatlıkla ilişkiler için de söyleyebiliriz.

Örnek olarak bilimsel bir dilden uzak bir üslupla en temel iki prensibi yazalım:

1. Saklan ki bulunasın
2. Kaç ki kovalanasın

Bu iki prensibi değerlendirmeye alan her kişi, kendi deneyimlerinde izlerini bulmakta da zorlanmayacaktır.

Belli kuralları olan bir oyunda rolümüzü fazla ciddiye alan oyunculara benziyoruz. Zeki insanların bir zaman sonra insanlara gülmeye, dolayısıyla mizah yapmaya başlaması bundandır. Zeka daima gülümser insanlar karşısında.

Hayatımız uyaranlara cevap vermekle geçiyor. İçgüdülerin ve sezgilerin uşağı olmuşuz, benliğimizin... Ne var ki birçok kişi memnun bu durumdan, "ne yapayım ben böyleyim" diyen şarkılar dinliyor ve kendi haline kederleniyor; yaşadığını hissetmesinin tek yolu bu.

Sevgi, kendini tamamlamış benliğin bir taşması, kendini yansıtması, paylaşmasıdır. İki enkazın yıkılmamak için birbirine yaslanmasının adı sevgi değildir.

Ben de mi "hüzünlü insan" rolüne bürünsem diyorum. Birçokları çok başarılı bu konuda. Öyle ki kendi zayıflıklarını, acizliklerini bu görünüm altında "asaletle"(!) taşıyabiliyorlar. İşin içine biraz da masumiyet katıyorlar. Güzel bir karışım, özellikle göz boyamada etkili.

Özellikle kadınların bu hüzün modelini başarıyla yaşadıkları ve hayatlarını içgüdülerinin ve sezgilerinin edilgenliğinde geçirdikleri her iki cins tarafından da deneyimleniyor. Hüzünlerine kaynaklık eden eksikliklerini tamamlayabilecekleri birini bulduklarını sandıkları an ona teslim oluyorlar.

Kadınlar elbette hayatı içlerinde taşırlar, bu sebeple sürekli başka birine de kendi sahip olduklarından vermek isterler. Elbette bu davranış annelik içgüdüsüne dayandığından doğanın en soylu karakter özelliğidir. Buna saygım var. Ancak genelleme yapabileceğimiz kadar çok sayıda kadının, kendilerinin de söylediğini işittiğim gibi, güce ve himayeye hayati bir zaafları var. Bu yüzden bir Nietzsche okuru olarak filozofun bir kitabında bana yıllar önce öğütlediği ama o zamanların toyluğuyla reddettiğim hakikati, kitaptaki Zerdüşt gibi, avaz avaz bağırmaması için ben de “paltomun altında saklıyorum”:

"KADINLARA MI GİDİYORSUN? KIRBACINI UNUTMA!"

Kadınlara saygılarımla :)))

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Şimdi bu yazıyı önerilerime almaz mıyım ??? alırım ,alırım,,,yüreğinize sağlık

Kundelas- Sevdakılıçaslan 
 19.02.2008 23:36
Cevap :
Böyle bir yazıda bir kadının onayını, takdirini almak önemliydi:) Teşekkürler...  21.02.2008 13:07
 

saklan ki bulunasın kaç ki kovalanasın.ne kadar adinece fakat yaşamın en büyük kuralı bu.

Burak SİNKİLER 
 18.02.2008 14:08
Cevap :
Öyle sevgili kuzenim, sen beni uyarmıştın ama ben de yaşayarak öğrenmiş oldum işte bu acımasız doğa kurallarını:) Şimdi daha iyiyiz sanırım ikimiz de, sanırım tüm kızlar kırbacı haketmiyor:)))  21.02.2008 13:09
 

:))))))))

Esma KAHRAMAN 
 23.01.2008 23:50
Cevap :
İyi geceler:)  24.01.2008 0:45
 

Sevgi paylaşımdır ve hayatımda ilk kez iki enkazın birbirine yaslanmasından çok daha fazla bir bütün olan bir ilişki yaşıyorum. Bunları senin gözünden de aynı penecereden görebilmek çok güzel. Kalemine sağlık:)

Nazlı Gürkaş 
 23.01.2008 18:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 13
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 533
Kayıt tarihi
: 17.01.08
 
 

"Olabildiğince az şey dilemek ve çok şey öğrenmek istiyorum. " "Türdeşi yaratıklarla temelli olarak..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster