Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Mart '07

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
650
 

Huzura varış ve duruş!

Okuyucunun huzuruna çıkışın kendine mahsus, çok hususî bir mahiyet arzettiği hissini taşımışımdır hep. Bu benim bu mânada ilk huzura çıkışım; saygı değer okuyanlarım (okuyanım varsa eğer)!.. Daha evvel farklı şekillerde huzura çıkışlarımız olmuştur; bebekken eşe dosta takdimlerimizle her bir şeyden habersiz; talebelik vesilesiyle, ilk mektepten itibaren kara tahta sahnesinden öğretmenlerin huzuruna bilgili veya bilgisiz ama her halde de heyecanla; müsamerelerde, cemiyet toplantılarında sahnelere, kürsülere davetlerle, tercihlerle, seçimlerle, desteklerle, akışlarla her seferinde de iç kabartmalarla; düğünlerde, derneklerde mikrofonda ağzınızın içine bakanların huzuruna bazen, fütursuzca, keyifle, bazen, naz, endâze içinde romantizm inceliği biraz da kendini kabul ettirme, beğendirme jest ve taktikleriyle... Ama her biri, hususî, bir, huzura varışı, duruşu önceden gerektirmeyen, o anda olduğu gibi olan şeyler.

Şiir yazmak da başka... Şairin mutlak sanatkâr ve o işin erbâbı olması lâzım geldiği doğru ama, nedense insan oğlu doğrudan sahneye atılıp, bir şiir okumak ya da, yazmak ister ki, ben bile, şiir demeseniz de, şiir yazdım. Eh, şahsi meselelerimizi, iç heyecanlarımızı yazsak da olur, tavrı da kendimizi ilgilendirir. Gel gör ki, umuma hitap eden bir makale, düz yazı öyle değil.

Üniversitede çıkarttığımız ve benim tanzim ettiğim bir duvar gazetesinin takdim, fıkra ve köşe yazılarının, bir de cemiyetcilik hayatımda, Cemiyeti temsil ettiğim kürsüde takdim edeceğim hitabe ve yönetim raporlarının; cemiyet vitrininde görüşe sunulması için hazırladığım metinlerinin -ki bunlar, alışılmış rutin işler- dışında (mesleğimin, vazifemin icabı, seminerler, raporlar, kitap veya ders notları hazırlıkları bu nev'î bir katagoriye dahil edilmezse) her hangi bir yerde, neşredilmek üzere hazırlanmış tek bir eserim olmamıştır.

Bu dediğim şey, insanın huzurda olmadan huzura varışıdır. Ben buna, 'Huzura Varış Ve Duruş' diyorum.

Bu duruşa daîr düşüncelerim benim huzura varışım ve duruşum olacak! Yazacağınız şeyin sizin değil, belki, paylaştığınız, ama mutlaka yanında olacağınız size de müessir olan cemiyetin meseleleri; sizin de elemlendiğiniz cemiyetin dertleri; çare aradığınız ve sırf şahsınıza ait olanını son plâna atarak, o ele aldığınızın halli için kendinizi paraladığınız ve o imkânınız da varsa, varınızı yoğunuzu, hatta canınızı da ortaya koyduğunuz cemiyetin dâvalarının sizin; sizin dâvanız olması lâzım geldiğini düşünüyorum...

Bunun için, huzurunuza çıkmanın benim için nasıl ciddî bir imtihan olacağını idrakimin mâruzatı olarak kabul edin lûtfen bu hazırlık yazımı. Ve elimden gelirse, bu temas ettiğim meselelerden yakalayabildiğim tipik hadiselerden tespit ettiğim örnekler takdime niyet ettim.

Selâmlar, saygılar...

(Pendik, 18.1.2006. Bu hissim, her huzura çıkışta benim; içimdeki, hiç değişmeden taptaze yaşadığım heyecanımın ifadesidir.)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 26
Ort. okunma sayısı
: 689
Kayıt tarihi
: 06.01.07
 
 

Zağgiliyim; Erzurum'un Kargapazarı dağları eteğindeki bu ücrâ, çiçek yurdu, şirin mekânda Dünyâ'ya g..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster