Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

kevser şekercioğlu akın

http://blog.milliyet.com.tr/kevser

25 Temmuz '07

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
1583
 

Huzurlu bir dinginlik

Huzurlu bir dinginlik
 

Hiçbir zaman bir sonraki günün neler getireceğini bilemezsiniz. Bunu şimdi muhteşem bir manolya ağacının açmış çiçeklerine bakarak, rahat rahat kahvesini içen kadın görüntüsüne bakarak “Oturduğun yerden konuşmak kolay” demeyin. Görüntüler her zaman gerçeği yansıtmazlar. İnsanların neler yaşadıklarını ve neler hissettiklerini içlerine çıplak gözle daha derin baktığınızda görebilirsiniz ancak ki bu da çok net bir veri oluşturmaz.

Bugün kahvemin lezzetini bu kadar iyi hissedebiliyorsam bu şu an oluşmuş rastgele bir an değil inanın. Çok güzel mekanlarda, çok özel lezzetleri boğazım düğümlenerek geçirmeye çalıştığım ya da ne zaman bitecek bu işkence dediğim zamanların sonunda ulaştığımı bilmenizi isterim.

Yıllar önce karnımın içindeki minik canlının kıpırtılarıydı beni hayata bağlayan ve ayakta tutan. O kıpırtıların tenime yansıyan görüntülerine küçücük elleriyle dokunarak seven ve yanımdan hiç ayrılmayan minik bir çift mavi gözlerdeki ihtiyaç ve sen olmazsan olmaz bakışları sayesinde geldim bu günlere.

Bir zamanlar, etrafımda bedenimi gece gündüz hareket halinde tutan evet itiraf ediyorum canımdan bezdiren küçücük canlıların, bugün hayatı birlikte alt ettiğim iki yetişkin olmasından gurur duyuyorum. Bu kızlar ne zaman bu kadar büyümüşler?

Yalnız her anlarımızın güzel geçtiğini düşünmeyin sakın. Bazen beyinlerini parmaklarımla çıkarıp, duvara fırlatarak yapıştırmak istediğimi de itiraf etmek istiyorum. Ama ben bu işlemleri yaparken kanlarının akmaması, canlarının yanmaması, acı çekmemeleri ve kesinlikle ölmemeleri gerekiyordu.

Geçmişte biri bana şu an yaşadığım huzurun geleceğini söylese inanmazdım herhalde. Az önce bir serçe balkon demirine konarak bana cıvıl cıvıl bir şeyler anlattı ve uçtu gitti. Küçücük, varlığı gramla ölçülebilen bir canlı huzuruma olumlu yönde ağırlıklar yükleyerek kendi hayatını sürdürmeye gitti. Sanıyorum geçmiş olsun dileklerini iletti, birşeye ihtiyacım olursa yardım edebileceğini söyledi. İfil ifil bir rüzgar yaz sıcağını huzur veren bir serinliğe dönüştürüyor. Adalar’ın özlediğim o tarifsiz tuzlu kokusunu, geçmiş baharlardan kalma mimoza görüntüleriyle birlikte taşıyor rüzgar burnuma.

Manolya ağacının üzerinde yuva kurmuş, üç yavrusunu ağzıyla besleyen kargaya benzettim kendimi şimdi. Uzun süredir kendimi göstermeden izliyorum onları. Yavrularına kızarak birşeyler söyledi, onları doyurduktan sonra. Sanırım “Evin içini temiz tutun, dağıtmayın, içeri pislemeyin canım çıkıyor yorgunluktan temizlerken” demiştir mutlaka. Komşumuz karga ailesinin de babası yok aynı bizim gibi.

Bugünkü aklımla ve hislerimle, çocuklarımla yaşadıklarımı yaşamaktan, çok yorulacağımı bilmeme rağmen yinede vazgeçmezdim. Bazılarını ayıklamak ya da elemek elimde olsaydı yapar mıydım? Aptal mıyım tabi ki yapardım. Olmalı mı olmamalı mı annelik? Annelik, kadının bütün komplekslerini, bütün huysuzluklarını, bütün korkularını alıp yerine savaşçı, korumacı bir ruh, hayata güzel-derin bakabilen gözler ve hayatı ekmek teknesinde güzelce yoğurabilmek için güçlü eller veriyor insana.

Yıllar önce karnımda kıpırdayan minicik varlık bugün içerde hasta yatağında teyzesine “Annemi çok seviyorum ama çok vıdı vıdı ediyor” demesi beni çok güldürdü.

Karnımı okşayan küçük ellerse bugün boyumu çoktan aşmış, yel beyinli sandığım ama varlığıyla ve yaptıklarıyla artık uçmaya hazır bir karga yavrusu olduğunu gösteren güzel bir yetişkine dönüşmüş.

Evimin balkonunda kahvemi içerken karga anneyi biraz soluklanması için yanıma davet ediyorum. Görünüşüne aldanmayın, zarif bir bayan kırmadı beni. Karga da olsa iki yüz yıllık yaşam süren bir canlının kültür birikimini küçümsememek lazım. Oradan buradan sohbet ettik, güçlü kara gözlerine bakarken. Sohbeti, sesinin tonu, söyledikleri çok hoşuma gitti. Uzun ve eğitici bir sohbetti. Çocukları ağlamaya başlayınca izin istedi ve “Bunca yıllık yaşamda çok şey gördüm ama beni ençok etkileyen şey yumurtalarımdan yavrularımın çıkma mucizesidir. Herhangi bir sağlık engeli yoksa mutlaka her dişi anne olmalı bana göre” dedi en sonunda.

Sana katılıyorum Karga Kardeş hoşçakal dedim ve içeri geçtim. Kızımın ilaç saati gelmişti çünkü.

Not: Yarın öbürgün, beni kızdırdıklarında sinsice onları boşama ya da cami kapısına bırakma planları yaparken pişman da olabilirim bugün yazdıklarıma ama bu şu an yaşadığım huzuru, onların varlığı için duyduğum minnettarlığı ve onlara duyduğum sevgiyi bozamaz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yazınıngi başlığı "huzurlu bir dinginlik" anlamadığım şu:huzursuz olunan bir dinginlikte mi var:)? dinginlik zaten huzur getirir. başlıkta anlam hatası var. sevgi ve dostlukla...

Doğan Durgun 
 23.09.2007 18:33
Cevap :
Elbette dinginlik huzur getirir beraberinde ama inan öyle şeyler yaşanıyor ki senin dinginliğin yaşananlara yetmiyor, sevdiklerinin yaşadıklarını da. Sen dingin oluyorsun ama öyle huzursuzlukların içinde buluyorsun ki kendini, dinginliğin deli olmana engel bir kalkan oluyor sadece. Ne demek istediğimi umarım hiç bir zaman anlamak zorunda kalmaman dileklerimle. Dostluklar bulaşıcıdır kabullerimle  23.09.2007 22:41
 

Ben ikiz annesiyim , öğrendiğimde inanamadım yok canım daha neler şaka sandım sonra kara kara düşündün nasıl üstesinden geleceğim diye , evet oldu oluyor zaman zaman ben de olumsuz duygularla sarmaş dolaş oluyorum . canlarımdan kaçmak kurtulmak istiyorum , ağlamalarını duymak istemiyorum ama anne olmak başka bir boyuta geçmekmiş , güneşten , rüzgardan , yağmurdan korumak için siper oluyorsunuz hayır benim canım yok olsada olur ama yavrularım tarafımdan korunsun yeter diyorsunuz .

GÜLDAL BERKER 
 03.08.2007 1:39
Cevap :
Kesinlikle haklısın. Öncesi yok, sanki hep onlarla var olmuş gibisin. Uzun süre kendini unutuyorsun, elbette hatırlıyorsun ama uzun bir süre geçmiş oluyor. İnsansın yorgunlukların bıkkınlıkların oluyor. İkiz annesi olmak çok özel olmalı ama can nasıl dayanır. Allah yardımcın olsun.  03.08.2007 10:35
 

Belki babadır O. ananız olacak o cadı diye başlayan bir konuşma yapıyordur... Yani tariften bizim Himmet Ağabey e benzettim. Yalnız bu bir şaka zira, kargalar tek eşliliğe inanır ve ömür boyu aynı kargayla evli kalır. 200 yıllık bir ömür ve dırdır. Hayat kolay değil hiç bir canlıya...

karga 
 31.07.2007 16:13
Cevap :
Sayın Karga, babalar çocuklar ve evin temizliği için o kadar çaba sarf etmiyorlar inan bana. Evet ya hem tek eşlilik ve 200 yıl dırdır inanılır gibi değil. Elimde imkan olsaydı kesinlikle 200 yıl yaşamak için kullanmazdım, çok uzun:) Hoşçakal  31.07.2007 18:08
 

Doğanın bize verdiği çok özel bir duygu. sadece şuna katılmıyorum; doğurmak kısmına. Bakıp, büyüterek; emek verdikçe "anne" oluyor insan. Sevgiler anne olan olmayan bütün kadınlarımıza; evladı olmayan bir kadın bile, en azından birkaç saat komşu çocuğuna bakmıştır eminim...

derinmavi.. 
 27.07.2007 15:18
Cevap :
Kesinlikle haklısın anne olabilmek için illa doğurmak gerekmiyor burada belirtmek istediğim engeli olmayan herkesti. Doğurup bırakıp kaçanlara da anne demek haksızlık olur ya da çok geniş ve detaylı bir konu geniş zamanlarda konuşuruz umarım arkadaşım. Sevgilerimle  29.07.2007 22:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 353
Toplam yorum
: 1577
Toplam mesaj
: 310
Ort. okunma sayısı
: 869
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

1965 Akçakoca doğumluyum. Evli ve dört kız annesiyim, küçük bir kızın  anneannesiyim. A.Ü. Halkla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster