Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ekim '12

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
538
 

Hz. İbrahim gibi olabiliyormuyuz yoksa kasaplık mı yapıyoruz?

Hz. İbrahim gibi olabiliyormuyuz yoksa kasaplık mı yapıyoruz?
 

Bildiğimiz gibi İbrahim Peygamberin çocuğu olmuyordu. Bir oğlu olduğu takdirde en çok sevdiği şeyi Allah yolunda kurban etmeyi adamıştı.

Peygamberin oğlu İsmail dünyaya geldi. Vaadini getirmek için sürülerce koyun ve develer kurban ediyordu. Rüyasında "Ey İbrahim sözünü yerine getirmiyorsun. en çok sevdiğin şeyi kurban edeceksin" diye Allah'tan emir gelir. En sevdiği oğlunu kurban etmesine karar verir.

Bildiğimiz gibi İbrahim oğlunu kurban etmedi. Allah ona engel oldu. Oğlunu kurban etmekteyken önce dağ titredi, sonra bıçak ters döndü. İsmail kurban edilmekten kurtuldu. Allah; "Ey İbrahim gerçekten rüyana sadakat gösterdin, bu açık bir imtihandı" diye buyurdu ve gökten Allah tarafından bir koç indirildi, İbrahim Peygaber tarafından koç kesildi, müslümanlara kurban kesmek vacip oldu.

Günümüzde insanlar örf ve gelenek-adet takipçisi mi? Yoksa İsmail'leri var mı dır?

Senin İsmail'in karın, kocan, mesleğin, şöhretin, makamın, gücün belki..

Mesele inanıp, inanmama meselesi değildir.

"Bu uygulama çağ dışıdır" diyenler de var."Sosyal yardımlaşma-dayanışma" diyenler de..

Bugün boğaziçinde adeta kan akıyordu Kızıldeniz misali.

Kesmiş olmak için koyun keserek kasaplık mı yapıyorlar, yosa İsmail'leri var mı bu insanların?

Bizler inandık.

Sorgulayn bir jenerasyon geliyor. Bugün doğan çocuklar buluğ çağına geldiğinde kurban ile ilgili şöyle bir sorgulama yaparsa ne deriz, ne cevap veririz?

- Dağ hangi koşullarda titrer?

- Bıçak hangi kimyasal reaksiyonla ters döner?

- Koç gökten nasıl iner?

- Herşeyi bilen Allah neden İbrahim Paygamberimizi imtihana tabi tuttu?

Bizler inandık, inanıyoruz dedik. Yeni jenerasyon internet portallarıyla herşeyi araştırıyor, öğreniyor. Somut olmayan şeylere pek olur vermiyor.

Eyvah eyvah!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

(6) fiziğiyle, kimyasıyla, biyolojisiyle, jeolojisiyle, astronomisiyle, matematiğiyle psikolojisiyle, tıbbıyla, genetik bilimleriyle, sosyolojisiyle vs vs tüm pozitif ve sosyal bilim dallarının, bilimsel yasalarının da (ki zaten onlar oluşturur şu kainatın temel prensiplerini ve kurallarını yasalarını, o doğruları içerir, bunu araştırır çözmeye bilmeye bulmaya çalışır zaten) Bütün bunların da eşliğiyle desteğiyle ve birlikteliğiyle bir SORGULAMA gerçekleştirmesini diler, ister ve emreder. Çünkü BİLİR yarattığı, bu şekilde yarattığı insanın da “asıl idraka ve bilmeye” de ancak ve sadece sorgulamayla ve araştırarak, bilerek, öğrenerek ulaşacağını. Onun için hiç endişe de duymayınız, eyvah demeyiniz, somuttur bunların da hepsi, yeterki insanoğlu, soyutluklara-ZANlara, önyargılara, peşin peşin hükümlere… yada "gerçeklere değil de muhtelif rivayetlere" kendini fazlaca kaptırmamış, zihnini, görüşünü, düşüncesini kilitlememiş de olsun… Selam ve saygılarımla…

Filiz Alev 
 26.10.2012 18:16
Cevap :
Büyük patlama deneyinde tespit edilen "tanrı parçacığı" bilim adamları tarafından henüz netlik kazanmış değil biliyorsunuz. yeni atom çekirdeğinden bahsediliyor, hatta ders kitaplarının da değişmesi gündemde. bu sonuç bilim adamları tarafından kesin sonuç çıkmadan bişey söylenemez. dini duyguları zedeleyecek bir açıklama dünyayı kaosa bile sürükleyebilir. kolay değil, 15 milyar yıl öncesinden bahsediliyor. bilim sorgulamaya devam ettikçe bizlerin susması gerektiğine inanıyorum..selamlar filiz hanım..  27.10.2012 21:09
 

(5) Mehmet Beycim bizlerin de sadece kuru kuruya inancı değildir bu, bir ezbere, bize dayatılmış bir takım şeyler sonucu değildir “gerçek imanı ve inancı” artık oluşmuş insanlar için. Sorgulayarak anlamaya çalışarak, araştırarak, derinliğine inerek, düşünerek hem Allah’ın izniyle hem de bilimle de üstelik harmanlayarak ve ispatlarına kanıtlarına da ulaşarak erişilmiş bir idraktır gerçek müslümanlıktaki. Kaldı ki yine, Allah’ın da insandan dilediği istediği tam da bu şekilde oluşmuş bir iman ve idraktır, inançtır. Yoksa insanın öyle laf ola beri gele, inandım tamam, Allah birdir, namazı da kılıyorum, orucu da tutuyorum, kurbanı da kesiyorum, hacca da gitmeyi nasip eder de inşaallah bir de hacı oldum mu tamamdır gibilerinden bir yaklaşım değildir. Allah bizzat insana verdiği akıl, muhakeme, mantık, duyu, irade ve duygularıyla ve yine tüm onun hizmetine ve ibretine, kullanımına da sunduğu şu oluş-akış-işleyiş tüm şu kainat ve sistemle, tüm doğada da olan bitenlerle, yani esasen (dvm)

Filiz Alev 
 26.10.2012 18:11
 

(4) inanmayanlara bu imanı ve bağlanışı onlara da göstermek, kanıtlamak içindi de. Ve o ayete bir ilave yorumum daha: Allah zaten insanı biliyor, insana da bir akıl ve irade vermiş ve zaten bir seçim hakkını insana tanımış durumda. Dolayısıyla kendi verdiği hakkı zaten eğer işletmez, geçerli kılmaz, bu hak sanki insana bizzat kendi tarafından verilmemişçesine bu hakka fırsat tanımamış olursa, yani insanı kendi seçiminde özgür de bırakmazsa, o zaman Allah kendi kendiyle kendi hükmüyle bizzat yine kendi çelişmiş olmaz mıydı? Tabii ki seçimi yine Hz.İbrahim yapacaktır ki verilmiş olan seçim hakkının gereği de yerine getirilmiş olsun. Allah’ın onun seçiminin ne olup olmayacağını zaten biliyor olması, onu bu haktan mahrum etmeyi zaten gerektirmez. O apayrı bir durumdur, bilir, ama hakkı yine de ona tanır çünkü insana böyle bir hakkı zaten Allah kendi tanımış vermiş, hatta hatta asıl, insandan,doğruyu bizzat insanın seçmesini,ayırdetmesini ve doğruyu yapmasını istemektedir. Onun için(dvm

Filiz Alev 
 26.10.2012 18:08
Cevap :
ben de iki bayramınızı kutluyorum.. yorumunuz için çok teşekkür ediyorum..selamlar  27.10.2012 10:12
 

(3) söze sadakatin, seçiminin örnek alınmasını, insanlara da bunun ibret olmasını,bundan bir doğru hüküm çıkarmasını temin etmekti.Yoksa zaten kurban farz da değildir ve Allah istememiştir de zaten ondan oğlunu kurban etmesini, Hz.İbrahim’in kendisi böyle dilemiş böyle söz vermiştir Allah’a. Onun için bu ikisi arasında bile çok büyük bir fark vardır zaten.İnsanlara da bunu bir örnek olarak gösterip, böyle bir hidayet bahşetmek, ders vermek, lûtfetmek ve o döneme kadar da her din adı altında da hep insan da kurban edildiği için insanları da oğullarınızı da kurban etmeyin demek içindi. Hatta “bana dua ederken, bir şey dilerken, ettiğiniz duaya, verdiğiniz söze de dikkat edin işte böyle!” anlamı dahi vardır bunda. Derki ilim alimleri de özellikle bunun bir imtihan olduğunu belirten ayetin yorumuyla ilgili olarak:“Maksat senin oğlunun canını almak değildi, maksat, Allah’tan başka hiçbir şeyin sana daha sevgili olmadığını ortaya çıkarmak için seni imtihan etmekti” Yani Hz İbrahim’e(dvm

Filiz Alev 
 26.10.2012 18:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2104
Toplam yorum
: 1096
Toplam mesaj
: 80
Ort. okunma sayısı
: 464
Kayıt tarihi
: 03.07.07
 
 

25.05.1960 doğumlu. Üniversite terk. Müzik, seyahat ve tiyatro sever. Antalya Devlet Tiyatrosu'nd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster