Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Eylül '14

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
1056
 

Hz Muhammed'in kimlik ve kişiliği üzerinden Sünnet Analizi

Hz Muhammed'in kimlik ve kişiliği üzerinden Sünnet Analizi
 

Kimlik ve kişilik aslında bir biriyle karıştırılabilen kavramlar. 

Bunu basitçe izah edecek olursak devletlerin verdiği Kimlik kartları vatandaşlarının kimliğini oluşturmaktadır. Ancak adına "eğitim" denilen resmi okulların, camilerin ve kışlanın dayatmaları da herkesi aynı düşünmeye iten bu kimliklerin verilmesidir. 

Aynı eğitimi alan, okul cami ve kışlada aynı tezgahtan geçen dünyadaki vatandaşların birbirinden farklı kimlikler oluşturabilmeleri neredeyse mümkün değildir. Kişilikler ise bu kimliklerin öğretileri üzerinden gidebilmektedir. Dünyadaki genel manzara bu şu anda.

Ya Hz. Muhammed’in kişiliği ve kimliğini neydi? Sünnet hangisinde bulunuyordu? Kuran’da Hz. Muhammed’in kimliği ve kişiliğine nasıl bir atıf vardı? Kuran'da kimlik ve kişilik neydi? Nasıl inşa olurdu?

Aslında Hz Muhammed’in kişilik ve kimliğine şahadet eden biz Müslümanlar bunu ağzımızla söylemekteyiz ama bir türlü ne söylediğimizin farkında değiliz.

O’nun abd(KUL) ve Resul(Elçi) olduğuna şahitlik ederken aslında Kulluk Hz Muhammed’in önce Kişiliği sonra Kimliğidir, oysa resul yanı onun kimliğidir. (Müslümanlar önce Resulü abartıp abd yanını çok ama çok az umursamışlardır, bunun gerisinde ki neden cemaatlerin adam bağlamak için Şefaate aracılık yapmaları vardır).

Dönelim abd (kul) olma meselesi üzerinden Kimlik ve kişilik analizine...

Hz Muhammed’in Arap olması, Haşimi soyundan gelmesi onun ırksal kimliğidir.

Yetim olması, çok evlilik yapmış biri olması, Hz Fatma’nın babası olması onun medeni kimliğidir.

Sarık takması, sakal uzatması, 40 yaşından sonra bir mağaraya çekilmesi, amcası Hz Hamza’ya yapılana misliyle ceza verilmesini istemesi (Kuran engel oldu), elleriyle yemek yemesi, beyaz elbise giymesi, asa kullanması onun sosyal kimliğini oluşturmaktaydı.

Bu kimliklerin hiç biri sünnet değildir.

Hz Muhammed’in el-Emin (Etik ve adil olmasından dolayı GÜVENİLİR) olması, eşlerini hiç dövmemesi, komşularına ve arkadaşlarına iyi davranması, yemeğini ve parasını paylaşması, insanlara gülümsemesi, antlaşmalara riayet etmesi, Hudeybiye antlaşmasında “Rasulullah” yazısını müşrik itirazı üzere başlıktan sildirmesi, yemesinde, içmesinde, yürümesinde, dinleme ve konuşmasında dengeli bir tavır içinde olması onun KİŞİLİĞİNİ oluşturmaktaydı. İşte asıl sünnet bu kişilikteydi. BU kişilik onun nasıl abd(Kul) olunur sorusunun da yanıtıydı. Aslında bu kişilik Kuran’ın öğütlerinin uygulanmasından başka bir şeyde değildi.

1- Hz Muhammed önce KUL (abd) sonra Resuldü. Yani önce pratik ve emek odaklılık söz konusuydu çünkü elçilik ancak KULLUK ta prototip olmaktan geçerdi.

2-Hz Muhammed'in şefaatçi kimliği ancak şefaat edebilme kişiliğine kalmıştır, bu ise ancak kimliğini taklit eden değil ancak ve ancak kişiliğini ortaya koymaktan geçer.

Günümüz Müslümanları onun yemeği nasıl yediği ile ilgilendiler daha çok, nasıl paylaştığı ile değil. Onun elbisesinin kıyafetinin nasıl olduğu ile ilgilendiler daha çok asla yürümesinde devesine binişteki (Tevazulu tavırlar) tutumlar umursanmadı. Kibirli sarıklı sakallı adamların ciplerin içinde ki tavırları hiç uymuyordu ona.

1- Müslüman olmak bir kimliktir. Bu kimlik adil ve etik bir kişilikle tamamlanır.

2- Kul olmak bir kimliktir. Bu kimlik başkalarına sorumlu ve vicdanlı davranmayı gerektirir.

3- Mümin olmak bir kimliktir. Bu kimlik Allaha güven duymayı ve başkalarına güven yansıtmayı gerektirir. Aynı zamanda asla Allah'tan umut kesmemektir. Başkalarına çare olmaya çalışmak ve umut olabilmektir.

İşte bu üç unsurun kimlik ve kişiliği tıpkı Hz Muhammed’in KUL(abd) ve RASUL (elçi) olmasıyla örtüşür.

Çünkü Müslüman, kul ve mümin olmuş KİMLİK’ TEN yansıyanlar Hz Muhammed’den yansıyan EMİN’lik ile aynı şeritten SIRAT (Street) caddesinden gider.

Sünnet konusunda El-Emin Kişiliği geriye atan, parmak yalama, uzun cübbe ve sakal sarık şekil kimliğini ortaya koyan diğer bütün görüşler sadece çarpıtan SIRAT’I (Street’i) köprü sanıp ve nereye gittiği belli olmayan yan yollardan ibarettir.

Bugün hadis zannedilen ve bunun üzerinden yanlış bir sünnet tasavvuru oluşturulan kertenkele katletmeyi, kadını uğursuz ve namussuz gören yalan hadisleri öne çıkaranlar aslında hem peygambere hakaret etmektedir hem de İslam’a en büyük zarar vermektedir.

IŞİD bile kafa keserken bu hadislerle kesmektedir.

İslam ümmeti oturup kimlik ve kişilik konusunu iyice düşünmelidir, bunu yapmazsak IŞİD yarın iktidar olup diğer gelenekçi ATAİST (ATASININ DİNİNE SORGULAMADAN İNANANLAR)LA kafamızı da keser.

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 722
Toplam yorum
: 418
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 3407
Kayıt tarihi
: 23.01.09
 
 

A.Ü İktisat Fakültesi mezunuyum, daha önce Kazakistan ve Hollanda'da eğitmenlik ve tercümanlık iş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster