Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mayıs '16

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
5587
 

Hz. Peygamber Hakka yürüyünce Hz. Fatıma'nın başına gelenler-1

Hz. Peygamber Hakka yürüyünce Hz. Fatıma'nın başına gelenler-1
 

Hz. Fatıma'tül Zehra


Bilindiği üzere Hz. Fatıma (s.a) çok genç yaşta hayata gözlerini yumdu. Peki Hz. Fatıma neden erken yaşta vefat etti. Onun vefat etmesine neden olan şey neydi? Gerçekten Hz. Fatıma’nın evi darp edildi mi? Hz. Fatıma dövüldü mü?

Tarih boyunca Hz. Fatıma’nın başına gelenler hep örtbas edilmeye çalışılsa, dile getirilmemeye çalışılsa da gerçekler zaman zaman dile getirildi. Şimdi Hz. Fatıma’nın önemini ve Hz. Fatıma’nın evinin önemini kısaca açıklayıp ve Hz. Fatıma’ya yapılanları kaynakları ve delilleri ile birlikte irdeleyelim.

Hz. Fatıma’nın Önemi

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (saa);

“Fatıma, benim bir parçamdır, her kim onu öfkelendirirse beni öfkelendirmiştir.” [1]  diye buyurarak kendisinden sonra Hz. Fatıma’ya nasıl davranılması gerektiği konusunda çok önemli bir ipucu vermiştir bize.

Ve Kuran’da Peygamberi üzen ve incitenlerin dolayısı ile Hz. Fatıma’yı üzüp incitenler için şöyle buyrulmuştur;

“Allah’ın Resulünü incitip, eziyet edenler için mutlaka elem verici bir azap vardır.” [2]

Ve yine bir başka hadiste Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

“Ey Fatıma! Kuşkusuz Allah senin öfkelenmenle öfkelenir ve senin
hoşnutluğunla hoşnut olur.”[3]

Hz. Fatıma, böyle yüce makama sahip olduğundan âlemlerin kadınlarının efendisidir. Hz. Resulü Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ey Fatıma! Âlemlerin kadınlarının efendisi, bu ümmetin kadınlarının efendisi ve mümine kadınların efendisi olmaktan razı değil misin?”[4]

Kur’an ve Sünnette Hz. Fatıma’nın Evinin İhtiramı

Bu ayet: “(Allah’ın bu nuru) birtakım evlerdedir ki, Allah (o evlerin) yücelmesine ve içlerinde isminin anılmasına izin vermiştir.”[5] Nazil olduğunda, Peygamber bu ayeti camide okudu. Bu sırada birisi yerinden kalkarak “Bu özellikteki evler hangi evlerdir? Ey Resulullah!” diye sordu. Allah resulü (s.a.a) “Peygamberlerin evidir” diye buyurdu. O esnada Ebu Bekir yerinden kalkarak “Ey Resulullah! Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın evini işaret ederek acaba bu evde onlardan mıdır?” diye sordu. Resulullah: “Evet, onların en üstünüdür.”[6] diye buyurdu.

Hz. Fatıma’nın Evine Karşı Hürmetsizliğin Anlamı

Değerli İslam peygamberi (s.a.a) dokuz ay boyunca bu eve gelerek Hz. Fatıma ve aziz eşine selam vererek[7] bu ayeti okudu: ” “Ancak ve ancak Allah, ey Ehl-i Beyt, sizden her çeşit çirkinliği, kiri gidermek ve sizi tam bir temizlikle tertemiz bir hale getirmeği diler.”[8] ilahi nur merkezi olan ve Allah’ın yüceltilmesini istediği bu evin ihtiramı çok yüceydi.

Evet! Öyle bir ev ki “Ehl-i Aba” ve “Ehl-i Kisa” olanları kuşatmıştır. Allah bu evi azamet ve yücelikle anmıştır. Böyle bir evin tüm Müslümanların tam bir ihtiramına haiz olması gerekmektedir.

Artık görmemiz gerekmektedir, Peygamber (s.a.a) bu dünyadan göçtükten sonra bu evin ihtiramı ne kadar korunmuştur?! Bu eve nasıl hürmetsizlik edilmiştir? Kendileri bu hürmetsizliği itiraf etmişlerdir. Bunlar kimlerdi ve bu olaydaki hedefleri ne idi?

Hz. Fatıma’ya Yapılanlar

Bu eve karşı bu kadar kesin buyruklar olmasına rağmen bazıları maalesef bu eve karşı saygısızlıkta bulunmuş ve oranın hürmetini kırmışlardır. Bu konu üzerinden öylesine geçilecek ve saklanacak bir konu değildir.

Hz. Fatıma’nın (s.a) evine karşı hürmetsizlik yapıldığının anlaşılması ve ondan sonra yaşanan olayların kesin ve kati tarihi gerçekler olduğunun ortaya çıkması için ehli sünnet kaynaklarında geçen metinleri burada zikrederek bunun bir efsane olmadığını ortaya
koyacağız. Bu da bilinmelidir halifeler döneminde Ehl-i Beyt’in (a.s) menkıbe ve faziletlerinin yazılmasına olağanüstü bir kısıtlama getirilmişti, buna rağmen “bir şeyin hakikati onun koruyucusudur” sözündeki gibi bu hakikatte zinde bir şekilde tarihi ve hadis kitaplarında kaydedilmiştir.

Belgeleri, ilk yüzyıldan başlamak suretiyle sırasıyla getireceğiz bu şekilde bu yüzyıldaki yazarların zamanına ulaşacağız.

1- Ehli sünnetin meşhur muhaddislerinden İbn Ebu Şeybe (159-235), “el-
Musannef” adlı kitabında sahih senetle şöyle rivayet etmiştir:

Resulullah’tan (s.a.a) sonra halk Ebu Bekir’e biat ettiği sırada Hz. Ali ve Zübeyr Hz. Fatıma’nın evinde oturup konu hakkında istişarelerde bulunmaktaydılar. Bunu duyan Ömer İbn Hattab, dışarı çıkarak Fatıma’nın yanına gelerek dedi ki: “Ey Allah Resulünün kızı! Vallahi
insanlar arasında bize en sevgili kişi babandır. Babandan sonra ise bize en sevgili kişi sensin. Allah’a yemin ederim ki bu sevgi, bu kişilerin senin evinde bir araya gelerek toplandıkları sırada evini ateşe vermeleri için emir vermeme engel değildir!” Ömer bunları deyip gittikten sonra Hz. Ali ve Zübeyr, Hz. Fatıma’nın yanına geldiler. Hz. Fatıma (s.a) Hz. Ali ve Zübeyr’e hitaben şöyle söyledi: “Biliyor musunuz? Ömer buraya gelerek eğer siz, bir daha burada bir araya gelecek olursanız siz içinde olduğunuz sırada evi yakacağına Allah’a
yemin edip gitti. Allah’a yemin ederim ki! Yemin ettiği şeyi yerine getirecektir!”[9]

Tekrar diyorum bu olay Musennef adlı kitapta sahih senetle yayınlanmıştır.

2- Ehli sünnetin bir diğer büyük muhaddisi ve tarihçisi olan “Ahmed b. Yahya b. Cabir Belazuri” (ö. 270) “Ensabu’l- Eşraf” adlı kitabında bu konuyu şöyle yazmaktadır:

Ebu Bekir, Ali’ye biat etmesi için birini gönderdi, ama Ali ona biat etmedi. Sonra Ömer fetile (ateş yakmak, tutuşturmak için kullanılan bir şey) ile birlikte Hz. Fatıma’nın kapısına dayandı. Kapının önünde Hz. Fatıma’yla karşılaştı. Hz. Fatıma, Ömer’e “Ey Hattab’ın oğlu!
Evimi yakmak mı istiyorsun?! Ömer: “Evet, bunun kendisi babanın gönderildiği şeye yardımcı olacaktır…”[10]

3- Ehli sünnetin çok meşhur tarihçilerinden ve ediplerinden olan “Abdullah b. Müslim İbn Kuteybe Deyneveri (212- 276) “el- İmamet ve Siyaset” kitabında şöyle yazmıştır:

Ebu Bekir, kendisine biat etmeyip Hz. Ali’nin evinde toplananları aramaya koyulmuş ve Ömer’i bu iş için onların peşi sıra göndermişti. Ömer, onlar Hz. Ali’nin evinde olduğu sırada oraya gelerek dışarı çıkmaları için bağırdı. Ancak onlar dışarı çıkmaktan kaçındı. Bunun
üzerine Ömer odun getirmelerini isteyerek şöyle dedi: “Ömer’in canı elinde olana andolsun ki dışarı çıkın yoksa içindekilerle birlikte ateşe vereceğim!” Birisi “Ey Ebu Hafs! (Ömer’in Künyesi) Peygamberin kızı Fatıma da buradadır.” dedi. Ömer: “O da olsa fark etmez.”
Dedi.[11]

İbn Kuteybe, bu hadisenin geri kalanını daha acıklı ve yakıcı olarak
naklederek şöyle yazmaktadır:

Daha sonra Ömer bir grupla birlikte Fatıma’nın evinin önüne gelerek kapıyı çaldı. Hz. Fatıma onların seslerini duyunca en yüksek sesle “Ey babacığım! ey Resulullah! Senden sonra Hattab’ın oğlu (Ömer) ve Ebu Kuhafe’nin oğlu (Ebu Bekir) ne kadar da kötü davranıyor!” diye feryat etti. Hz. Fatıma’nın bu feryadını ve ağlama sesini duyan topluluk bu işten vazgeçip ayrıldılar. Ancak Ömer ve başka bir topluluk orada kaldı. Sonra Hz. Ali’yi dışarı çıkarıp Ebu Bekir’in yanına götürerek biat et dediler. Hz. Ali (a.s) eğer biat etmesem ne olacak?” dedi.
Bunun üzerine “Kendisinden başka ilah olmayan Allah’a and olsun ki
boynunu vuracağız…!” dediler.[12]

Tarihteki bu kesit, kesinlikle Şeyheyn’e (Ebu Bekir ve Ömer) sevgi besleyenlere ağır gelmekte ve üzüntü vermektedir. Dolayısıyla bazıları İbn Kuteybe’nin bu kitabından şüpheye düşme eğilimine gitmişlerdir! Halbuki tarih konusunda uzman olan İbn Ebi’l Hadid bu eserin ona ait
olduğunu söyleyerek o kitaptan konular nakletmektedir. Maalesef bu kitabı basarken tahrif etme eğilimine gidilmiş ve kitaptaki bazı tarihi gerçekler silinmiştir! Halbuki aynı konular o kitaptan nakledilerek “Nehcü’l Belaga” kitabının şerhinde yer almıştır!

Zerkuli, “El- İ’lam” kitabında bu eserin İbn Kuteybe’ye ait olduğunu bilmekte ve şöyle eklemektedir: “Bazı alimler, bu kitap hakkında bazı atıflar da bulunmaktadırlar, yani kitap hakkında bazılarının şek ve şüphe içinde olduklarını söylemekte ve kendilerine bu nispeti
vermemektedirler. İlyas Serkis gibi alimlerde bu kitabı ona nispet vermektedir.

4- Ehli sünnetin önemli alimlerinden ve tarihçilerinden Muhammed b.
Cerir Taberi (ö. 310)meşhur tarih kitabında Hz. Fatıma’nın evine karşı
yapılan saygısızlığı şöyle nakletmiştir:

“Ömer bin Hattab, Hz. Ali’nin evine geldiğinde Talha, Zübeyr ve muhacirden bir grupta orada idi. Ömer onlara hitaben şöyle söyledi: “Allah’a and olsun ki ya dışarı çıkıp biat edersiniz ya da evi yakarım!” O sırada Zübeyr elinde kılıcıyla dışarı çıktı. Ansızın ayağı kayarak elinden kılıcı yere düştü. Oradakiler ona saldırarak onu tuttular.[13]

Tarihin bu bölümüne bakıldığında Ebu Bekir’e tehdit ve zorla biat alındığını göstermektedir, ancak bu şekilde alınan bir biatin ne gibi bir değeri olacağına okuyucularımız karar versin.

5- İbn Abd Rabbe Endülüsi olarak meşhur olan Şahabuddin Ahmed, (ö. 463) el-Akdü’l Ferid kitabında “Sakife” olayına yer vermiştir. Ebu Bekir’e biat etmekten kimlerin kaçındığı konusunu bir başlık altında getirerek şöyle yazmaktadır:

 Ali, Abbas ve Zübeyr Fatıma’nın evinde oturmuştu. Ebu Bekir, Ömer’i onlara göndererek dışarı çıkmamaları halinde onlarla savaşmasını istedi! Ömer ibn Hattab, evi yakmak için bir miktar ateşle birlikte Fatıma’nın evinin yolunu tuttu. Evin önünde Fatıma ile karşılaştılar.
Hz. Fatıma ona “Ey Hattab’ın oğlu! Evimizi yıkmaya mı geldin?” dedi. Ömer: “Evet, yakacağım. Veya siz de ümmetin dahil olduğuna dahil olun!”[14]

Buraya kadar eve karşı girişilen saygısızlıklara yer verildi. Şimdi de onların bu kastlarının sadece tehdit ve yıldırma ile Hz. Ali ve yaranlarının biate mecbur bırakılmadığı ortaya çıksın diye alınan bu uğursuz kararın uygulamaya konulduğuna yer vereceğiz.

Kaynak:


[1] – Fethu’l Bari, Şerh-i Sahihi Buhari, c. 7, s. 84 ve ayrıca Buhari
bu hadisi Nübüvvet alametleri bölümünde, c. 6, s. 491 ve “evahiru
mağazi, c. 8, s. 110’da bu hadisi zikretmiştir.

[2] – Tövbe Suresi, 61. Ayet.

[3] – Müstedrek-i Hakim, c. 3, s. 154; Mecmeu’z Zevaid, c. 9, s. 203
ve Hakim “Müstedrek” adlı kitabında Buhari ve Müslim’in hadisin
sıhhatinde gerekli gördüğü şartlarda hadisler zikretmiştir.

[4] – Müstedrek-i Hakim, c. 3, s. 156

[5] – Nur Suresi, 36. Ayet

[6] – Durru’l- Mensur, c. 6, s. 203 (Nur Suresinin tefsiri) ve Ruhu’l
Meani, c. 18, s. 174

[7] – Durru’l- Mensur, c. 6, s. 606

[8] – Ahzap Suresi, 33. Ayet

[9] – Müsennef, İbn Ebu Şeybe, c. 8, s. 572, Kitabu’l- Meğazi.

[10] – Ensabu’l Eşraf, c. 1, s. 586 Kahire baskısı.

[11] – el-İ’lam Zerkuli, c. 4, s. 137

[12] – el-İmamet ve’l Siyaset, İbn Kuteybe, s. 12, Mısır baskısı.

[13] – Taberi Tarihi, c. 2, s. 443 Beyrut baskısı.

[14] – Akdü’l Ferid, c. 4, s. 93

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 447
Toplam yorum
: 53
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 964
Kayıt tarihi
: 20.09.13
 
 

06 Mayıs 1974 Çorum Sungurlu'da doğdu. Yaşamının büyükçe bir bölümünü Mamak’ın gecekondu mahallel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster