Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ocak '10

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
9163
 

I. İnönü Savaşı oldu mu?

I. İnönü Savaşı oldu mu?
 

İnöni savaşları,r.alıntı


Türk Kurtuluş Savaşı’nın üzerinde en çok tartışılan bölümü, I.İnönü Muharebesi’dir. Resmî Tarihe karşı çıkanlar, “Yalan Söyleyen Tarih Utansın” diyenler, özellikle Türk değerlerine çürük bir mantıkla bodoslama dalan Yalçın Küçük ve papağanları bu savaşın olmadığını iddia ediyorlar. Bu soruyla çok karşılaştım ve durumu bilmeyenler genelde şu karşılığı verdim:

“Deplasmana giden bir takımın son anda geri çekilmesi üzerine sonuç ne olur? Hükmen yenilgi… I.İnönü Savaşı’nda da aynı durum oldu. Yunanlılar; muharebe meydanında güçlü savunma yapan ve 10 Ocak gecesi baskın yaparak onlara kayıplar verdiren yeni Türk Ordusu’nun genel durumunu bilmedikleri için, karşısında tutunamayacaklarını düşünerek, 11 Ocak 1921 sabahı İnönü mevzilerinden geri çekildiler. Bu nedenle hükmen yenik sayıldılar.”

Durumu tam anlayabilmek için savaş öncesi, gelişmeler ve sonrasını gözden geçirelim.

*SAVAŞ ÖNCESİ

Büyük Yunanistan’ı gerçekleştirmek üzere, 15 Mayıs 1919'da İzmir'i işgal eden Yunanlılar, ileri harekâtı sürdürerek, Milne Hattı olarak belirlenen Ayvalık-Soma-Akhisar-Aydın hattına ulaştılar. 22 Haziran 1920'de iki koldan tekrar ileri harekâta geçen Yunan kuvvetleri, Kuzey Grubu ile 30 Haziran 1920'de Balıkesir'i, 8 Temmuz 1920'de Bursa'yı işgal ettiler. Salihli- Afyon istikametinde ilerleyen Güney Grubu ise, 29 Ağustos 1920'da Uşak bölgesini ele geçirdi.

Bu gelişmeler sırasında Kral Aleksandr bir maymunun ısırması sonucunda ölünce, yapılan seçimler ardından kurulan Yunan hükûmeti, İtilâf Devletleri’nin güvenini kazanmak açısından Anadolu’da askeri bir başarı elde etmenin gerekli olduğunu düşünüyordu. Kral Konstantin, Meclisin açılışında yaptığı konuşmada, savaşa devam edileceğini açıkça belirterek, yeni Yunan Hükümeti’nin Anadolu’da bir ileri harekâta girişmesini siyasi anlamda zorladı. Batı Anadolu’daki Türk kuvvetlerinin 1920 yılı sonlarında Çerkez Ethem Ayaklanması ile uğraşması, bu siyasî zorlama için uygun bir askerî ortam sağladı. O sırada Türk kuvvetlerinin esas unsurları Çerkez Ethem kuvvetleri ile mücadele ederken, cephe hattında büyük ölçüde örtme kuvvetleri bulunmaktaydı. İngilizlerin işgali altındaki İstanbul’da bulunan Yunan Askeri Heyeti, Batı Anadolu’da askeri anlamda belirgin bir hareketlilik olduğunu, Yunan Genel Kurmayı’na rapor edince, Yunan kuvvetlerinin bir an önce harekete geçmesine karar verildi.

*SAVAŞIN NEDENLERİ

1-Anadolu'daki Millî Kuvvetlere karşı harekete geçmek için uygun zaman ve mekân kollayan Yunanlıların, Çerkez Ethem ayaklanmasının bölge üzerinde yaratmış olduğu bunalımdan yararlanmak istemeleri.

2-Henüz kurulmuş olan yeni ordunun daha fazla güçlenmesine fırsat vermemek istemeleri.

3-Ayaklanma ve düzenli ordunun kuruluş aşamasında olmasının ülkeyi sokabileceği güç durumu fırsat bilerek Sevr anlaşmasını zorla kabul ettirip, Megalo İdea içinde gördükleri paylarını

4-Müttefiklerine Venizelos’un iktidardan düşmesinin Anadolu’daki saldırgan politikalarını etkilemeyeceğini kanıtlamak istemeleri.

TÜRK- YUNAN KUVVETLERİNİN DURUMU

TBMM.HÜKÛMETİ………….YUNAN KRALLIĞI

Komutan: İsmet Bey ……...Anastasios Papoulas

Güçler : 10.000………….....30.000

I. İNÖNÜ SAVAŞI

6 Ocak 1921 günü Bursa’dan Eskişehir yönüne, Uşak’tan Afyon yönüne iki kol hâlinde ileri harekâta başlayan Yunanlılar, 9 Ocak'ta İnönü mevzilerine kadar geldiler. Yunanlılar'ın, 2.000 tüfek, 150 ağır makineli tüfek, 50 top ve 200 kılıçdan oluşan ordusu Bursa’daki üç tümenden ikisi ile saldırıya geçtiler. Uşak bölgesindeki Yunan birliğinin asıl hedefi, buradaki Türk kuvvetlerini karşılarında tespit etmekti.

Buna karşılık Batı Cephesi Komutanı Albay İsmet elindeki 6.000 tüfek, 50 makinalı tüfek, 28 top ve 300 kılıç kuvvetini İnönü cephesine sevk etmiş ve düşmanı burada durdurmayı kararlaştırmıştı.

9 Ocak 1921 günü mevzii ilerisindeki Türk emniyet kuvvetleriyle Yunan öncü kuvvetleri arasındaki muharebeler karanlık basıncaya kadar bütün şiddetiyle devam etti.

Yunan kuvvetleri 10 Ocak 1921 günü saat 06.30’da Adalar Tümeni ile Kovalca-Akpınar, İzmir Tümeni ile de Yeniköy-Teke-Hayriye savunma hattına taarruza başladı. Bir kısım kuvvetleriyle de Söğüt-Gündüzbey doğrultusunda ilerliyordu.

Havanın çok sisli olmasından faydalanan Yunan birlikleri, özellikle demir yolu güneyindeki 11’inci Tümen bölgesinde hızla ilerleyerek İntikam Tepe’yi ele geçirdi.

Buradaki muharebeler saat 14.00’e kadar devam etti.

10 Ocak 1921 günü saat 16.00’da Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa’nın teklifi ve M.Fevzi Paşa’nın emriyle Türk birlikleri Beşkardeşdağı-Zemzemiye-Oklubalı hattına alındılar. Cephe karargâhı da Çukurhisar’a taşındı.

Yunan birlikleri Akpınar-Kovalca hattını işgal ettikten sonra taarruzlarını durdurarak bu hatta kaldılar. Cephenin 61’inci Tümenle takviye edilmeye başlanması, Türklerin ne pahasına olursa olsun savunmaya devam edeceklerini göstermişti. Bu durum karşısında Yunanlılar muharebe meydanında Türk Ordusu karşısında tutunamayacaklarını anlayarak, 11 Ocak 1921 sabahı İnönü mevzilerinden çekilmek zorunda kalmışlardır. Bu zorunlu çekilişin ardındaki neden, askerî kitap ve anılar dışındaki ders kitaplarında pek geçmez. Necmi Yaprak’ın dedesinin anılarına dayanarak anlattıklarını okuyunca hemen bağı kurdum:

“Tarihimizde I.İnönü savaşı olarak geçen tarihi gerçeği anlatmak istiyorum. Dedem ve adamları cephe dönüşü akşam üzeri İnönü'ye varmışlar. İnönü o zamanlar büyük bir köy. Nöbetçiler yerlerine geçtikten sonra dinlenmeye geçmişler. Daha zaman geçmeden nöbetçiler geri döner ve ileride kalabalık Yunan ordusunun ovada kamp kurmuş olduklarını söylerler. İnönü'ye 4-5 km uzaklıkta. Hemen acele köyü boşaltıp doğuya doğru göçe başlamışlar. Dedem ve adamları yerlerinde kalmışlar. İki adamını Batı Cephesine bağlı 12. süvari birliği komutanı Yarbay Halit Bey'e (Deli Halit Paşa) göndermiş. İnönü'ye gelmeden hemen önce onun yanından ayrılmışlar. Dedemin gücü az olmasına rağmen nöbetlerine devam etmişler. Bereket Yunan ordusu yerinden kımıldamamış. Gece konaklamaya çekilmişler. Gecenin saat dokuzunda bin kişilik Süvari Birliği ile Deli Halit Paşa gelir. Durumu inceleyip, çevreye daha çok nöbetçi yerleştirmiş ve görünmemeleri için saklanmışlarını öğütlemiş. Gece saat üç sıraları Yunan kampına dört bir koldan ani baskın yaparak 10 bine yakın yunan ordusunu darmandağın etmişler. Eski TRT Genel Müdürü Turgut Özakman yazmış olduğu “Çılgın Türkler” romanında, olayın baskın olarak anlatılması dedemin anlattıklarının doğruluğunu teyit etmektedir. Deli Halit Paşa'nın 12. Süvari Birliği Batı Cephesi Komutanı olan İsmet Bey'e (İnönü) bağlıdır.” Bu anı, konuyla ilgili bilgileri reddederek savaşın olmadığını ileri sürenlere halk diliyle bir yanıttır…

Çetin Altan bir makalesinde, olayı kahramanından şöyle aktarır:

“Paşam gönderdiğiniz iki telgraf birbirinin zıttı:

1.telgraf: ‘Tutunamıyoruz-İsmet’

2.telgraf: ‘Düşman bozuldu, kaçıyor1-İsmet’

Bu durumu nasıl açıklarsınız?

İnönü; ‘Bir muharebede galip-mağlup yoktur aslında… Kim daha geç kaçarsa, ona galip denir!’ karşılığı verir.”

Bu savaşta düzenli Türk Ordusu henüz kuruluş aşamasında olmasına ve Çerkez Ethem ayaklanmasını bastırmakla uğraşmasına rağmen çetin bir savunma yapmış ve sayıca kendisinden çok üstün olan düşmanı geri çekilmeye zorlamıştır. Yunanlılar ise, İnönü’de uğradıkları bu yenilgiyi, bu harekâtın taarruzî bir keşif olduğunu ileri sürerek gizlemeye çalışmışlardır.

*KAYIPLAR

Türk tarafı………………Yunan tarafı

Ölü:….. 4 subay, 118 er…..8 subay, 48 er

Yaralı:.12 subay, 85 er……9 subay, 145 er

Tutsak: .5 subay, 29 er

Toplam: 252……………...Toplam : 210

Trikupis'e göre Yunan kayıpları

-105'i Subay olmak üzere 2000. (Kayıpların yaralıları içerip içermediği belirtilmemiş.)

Yunan Askeri Ansiklopedisine göre Yunan kayıpları: (TIH, 2/3, s.246)

-Ölü: 8 subay, 48 er

-Yaralı: 9 subay, 145 er

*SONUÇ

A)Türkler Yönünden:

1-İnönü’de kazanılan bu zafer yeni Türk devleti'nin iç durumunu güçlendirmiştir.

2-Türk halkına büyük bir moral güç ve ümit vermiştir.

3-Düşman karşısındaki mücadelenin düzenli bir ordu ile kazanılabileceği görülmüştür.

4-Düzenli ordu - Kuvay-ı Milliye tartışması son bulmuştur.

5-Zafer T.B.M.M.'nin otoritesini güçlendirmiş, saygınlığını arttırmıştır.

6-Artık vergi toplama ve askere alma işlemleri düzenli bir hal almıştır.

7-İstiklal Marşı kabul edilmiştir.(12 Mart 1921)

8-İsmet Paşa, albaylıktan tuğgeneralliğe yükselmiştir.

9-Son olarak meclis bu zaferin kendisine kazandırdığı prestijle 20 Ocak 1921'de Teşkilat-ı Esasiye Kanunu adıyla yeni bir anayasa kabul etmiştir.

B)Batı Yönünden:

1-I. İnönü zaferi Dünya kamuoyunun dikkatini Türk milliyetçilerinin mücadelesine çekmiştir.

2-Türklerin Anadolu'da askeri bir mücadele gösteremeyeceğini sanan İtilaf devletlerini ortamı bir daha gözden geçirmek zorunda bırakmıştır.(Türklerin ‘ordu millet’ özelliği hatırlatıldı)

3-İtilaf devletlerini Sevr anlaşmasını kabul ettirebilmek için bazı hükümleri yumuşatma ve bunun için de Londra'da bir konferans toplama zorunda bırakmıştır.

6-Moskova Anlaşmasından önce 1 mart 1921'de İngiliz egemenliğinden kurtulup Türkiye gibi Sovyet Rusya’dan destek sağlamaya çalışan Afganistan'la bir dayanışma anlaşması yapıldı. İki ülke bu anlaşmayla Doğu'yu istila etmek veya sömürgeleştirmek isteyen emperyalizme karşı ortak mücadele kararı almışlardır. Afganistan Türkiye'nin Hilâfet dolayısıyla İslâm dünyasındaki liderliğini kabul etmiş Türkiye de Afganistan'a öğretmen ve subaylar göndererek eğitim alanında yardım etmeyi üstlenmişti.

5-Ruslarla uzun devam eden görüşmeler bir sonuca ulaşmış ve 16 mart 1921'de Moskova Anlaşması imzalanmıştır.

*ÖNEMİ

* TBMM'nin kurmuş olduğu düzenli ordunun Batı Cephesi'ndeki ilk başarısı; TBMM. Hükümeti'nin moralinin ve otoritesinin artmasını sağlamıştır. Böylece devlet mekanizması işlemeye başlamış, vergilerin düzenli olarak alınması ve askere alma işlemleri düzen içine girmiştir.

* Yunanlılar İnönü’de uğradıkları bu yenilgiyi, bu harekâtın taarruzî bir keşif olduğunu ileri sürerek gizlemeye çalıştılarsa da; İtilaf devletlerin Yunanistan’a güveni azalmıştır.

KAYNAKLAR:

1-Ergün Aybars : Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, s.270-271, İzmir-1984

2- Genel Kurmay Başkanlığı Harp Tarihi Dairesi Resmi Yayınları. Türk İstiklal Harbi - II. Cilt - Batı Cephesi - 3. Kısım.

3-Çetin Altan, Sabah: 14.03.1998

4-Turgut Özakman, Vahidettin, M. Kemal ve Milli Mücadele, 7. basım, s.473, 500

5http://www.tsk.tr/8_TARIHTEN_KESITLER/8_8_Turk_Tarihinde_Onemli_Gunler
/Birinci_Inonu_Zaferi/Birinci_Inonu_Zaferi.html

6-http://www.e-tarih.org/sayfa.php?sfid=535&PHPSESSID=a8f996ea8b2bf99d24ba6132a66cea63

7-http://tr.wikipedia.org/wiki/Birinci_%C4%B0n%C3%B6n%C3%BC_Muharebesi

8-Necmi Yaprak: Tarihimiz gerçek mi? http://www.sendeyaz.biz/Yazi/18720/tarihimiz-gercek-mi-.html

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hocam bazı yakınlarınızı kaybettiğinizi öğrendim. Başsağlığı diliyorum. Selamlar...

Mesut KARİP 
 19.01.2010 13:41
Cevap :
Teşekkür ederim. Yüreğiniz keder görmesin. Esen kalınız.  20.01.2010 1:08
 

İlgine, bilgine sağlık. Onları boş ver. Anadoluyu aldığımızda burada yaşayanlar buharlaşmadılar ya.. Türk de olamadılar... Onları, bu tür söylemlerinden tanıyoruz.

Ahmets 
 15.01.2010 20:17
Cevap :
Teşekkür ederim. Gerçeği söylemeye kalkışanları da rahat bırakmıyorlar. Esenlikler dilerim.  16.01.2010 0:22
 

bu bizim sınavımız Ayten,onların yarattığı sarsıntılar bizim kılımızı bile kımıldatamaz.Merkezimizde olmaya tüm gücümüzle evam edeceğiz.Kanserli bir hastanın virüsleri yenerek yaşama merhaba dercesine.Bu bizi çok daha üst düzeylere fırlatacak eminim.SEVGİMLE.

Şerife Mutlu 
 13.01.2010 19:09
Cevap :
Sevgili Şerife bu sınavdan da alnımızın akıyla çıkacağımızın umudu her zaman yüreğimde var. Bazen karamsarlığa düşünce maziyi düşünüyorum. O zaman kanserli hücreleri eriteceğimize inancım artıyor. Biz çok sınavları atlattık, bu da geçer inşallah. Teşekkür eder, sevgilerimi iletirim.  14.01.2010 1:55
 

Canmehmet arkadaşıma katılıyorum,tarih taraflı bilgilerden arındırılmadıkça gerçeği görmemiz mümkün olamayacak.Aynen şuna benzer,bir insan hem yalan söyler,hem de bu gerçeğini inkar ederek ben yalan söylemiyorum der.bu insanın kendiyle buluşması imkansızdır.Ancak kendi yalan söylediği gerçeğini kabul ederse kendini görür ve düzeltir,ama egosuyla hayır ben yalan asla söylemem diyerek direnirse kendine ulaşamaz.Örnekte olduğu gibi,tüm taraflardan arınarak gerçğe ulaşmamız gerek.Emek dolu bilgi ve özenli çalışmalarına teşekkür ederek....SEVGİLERMLE..SEn den öğrenmek güzel....

Şerife Mutlu 
 13.01.2010 10:07
Cevap :
Sağol sevgili Şerife... Ben de mümkün olduğunca farklı kaynakları inceleyerek yazılarımı ortaya koyuyorum. Canmehmet Bey'in yazılarına hem değer veriyor, hem de ilgiyle okuyup, zamanında görmediğim bilgileri ediniyorum. Ama günümüzdeki sinsice, saygısızca tarihimizi altüst etme çabalarına da üzüldüğüm bir gerçek. Olmuş bitmiş ne deşiyorsunuz? demek gerek. Geçmişte haksızlığa uğradığına inananların yakınları, birlik beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bir sırada gerilimi tırmandıracak şeyler yazıyor, alay ediyor. Sahte kahramanları alaşağı edeyim derken, aslında zeminde deprem yaratıyorlar. Değerli yorumun için teşekkür eder, esenlikler dilerim.  13.01.2010 16:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 228
Toplam yorum
: 1200
Toplam mesaj
: 138
Ort. okunma sayısı
: 2649
Kayıt tarihi
: 03.08.08
 
 

Emekli eğitimci, araştırmacı yazar, şairim. Ülkemin cennet ile cehennemi bir arada yaşadığı bir zama..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster