Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ocak '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
2645
 

I wish I had for us a good life

I wish I had for us a good life
 

Hürriyet web sayfasından


Keşke bizim için de güzel bir hayat olsaydı!

Kim ne derse desin, Hürriyet Gazetesi Türk medyasının amiral gemisidir. Türk medyasından bahsedildiğinde ilk akla gelecek olan gazete Hürriyet Gazetesi'dir. Dördüncü kuvvet olan medyanın demokrasilerdeki fonksiyonu ve gücü inkar edilemez. Bu nedenle Hürriyet Genel Yayın Yönetmenliği çok önemli bir makamdır.

Ertuğrul Özkök 20 yıldır bu görevi sürdürmekteydi. 1990 yılında Çetin Emeç'in öldürülmesiyle bu göreve atanmıştı. Ve 2009'un son günlerinde Sayın Özkök yaptığı bir açıklamayla bu görevinden istifa ettiğini açıkladı. Bu açıklamanın sonundu İngilizce olarak "That was a good life", yani "güzel bir hayattı" dedi.

Bir insanın 25 yılda emekli olduğunu düşünecek olursak 20 yıl neredeyse çalışma hayatının tamamını kapsamaktadır. Ve bu yirmi yılın Hürriyet gibi bir gazetenin genel yayın yönetmenliğinde geçirilmesinin güzel bir hayat olacağını anlamak için de müneccim olmaya gerek yoktur. Yani Özkök sadece yalın bir gerçeği itiraf etmiş.

Girişte de ifade ettiğim gibi medyanın ve özellikle de medyanın amiral gemisi Hürriyet'in ülke yönetimindeki etkisi inkar edilemez. Bu nedenle Özkök'ün görev dönemi de, olumlu ya da olumsuz anlamda, yoğun bir şekilde eleştirilmektedir. Bunu doğal karşılamak gerekir.

Ben bu yazımda Özkök'ü eleştirmeyeceğim. Sadece Hasan Cemal'in 2.1.2010 günlü "Genel yayın yönetmeni nasıl olunur?" başlıklı yazısına atıfta bulunacağım. Benim esas üzerinde duracağım konu, Özkök'ün itiraf ettiği "güzel bir hayat" bizim için de güzel bir hayat olmuş muydu, sorusudur. Çünkü Özkök'ün bu açıklamasını okuduğumda, gayri ihtiyari bu soru aklıma geldi...

Özkök'ün çalıştığı medya grubuyla Ak Parti iktidarının sorunlar yaşadığı düşünülecek olursa, son yılların Özkök için de pek güzel geçmediği söylenebilir. Geriye 1990-2002 yılları kalıyor. Bu yıllar da Türkiye'de yolsuzlukların, usulsüzlüklerin, skandalların, çek-senet tahsilatı yapan çetelerin, mafyanın, faili meçhüllerin, karanlık ilişkilerin, siyaset-bürokrasi-İşadamı üçgeninin zirve yaptığı yıllardır. Siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklarla geçen bu yıllar Şubat 2001 kriziyle iflas noktasına gelmiştir. Hafızayı beşer nisyan ile malüldür, bazıları bu yılları unutmuş olabilirler, bu nedenle durumu ispatlayacak somut bir gösterge vermek istiyorum; Özal'ın 1990 yılında devrettiği Türkiye'nin borçlarının GSMH'ya oranı sadece %15 iken, bu oran 2001 yılında % 90'ı bile geçmiştir. Bu, açık bir devlet iflasıdır!

Aradan 7 yıl geçmesine rağmen, hala bu kötü mirasın kötü etkilerini yaşıyoruz. İki de bir yaşadığımız finans kirizlerini unuttuk, dünya krizine rağmen biz bir finans krizi yaşamadık. Sigortalılarımız kısıtlı sayıdaki sigorta hastanelerinin kapılarında ve sigorta eczanelerinin önünde sabahın beşinde oluşan kuyruklarda akşama kadar beklememekte, acil ameliyatlar için bile altı ay, bir yıl sonraya gün verilmemekte ve çaresiz hastalar bu beklemelerde ve kuyruklarda ölüp gitmemektedirler. Ama; hala işçilerimiz alınlarının terinin gerçek karşılığını alamıyorsa, esnafımız hayatından memnun değilse, emeklilerimiz insanca bir hayat süremiyorsa, sosyal güvenlik kurumu yeterince kaliteli sağlık hizmetleri sunamıyorsa, biliniz ki bunun en önemli sebebi devralınan bu kötü mirastır. Böyle bir manzarada halkın mutlu olduğu da düşünülemez...

Herhangi bir yorumda bulunmuyorum, sadece bir saptama yapıyorum: Demek ki Ertuğrul Özkök için "güzel bir hayat" olan yıllar halkımız için hiç de "güzel bir hayat" yılları olmamış.

Ertuğrul Özkök'ün yerine Enis berberoğlu getirildi. Kişiliğiyle ve objektif yazılarıyla takdir ettiğim Enis Berberoğlu'na başarılar diliyorum. Umarım bu değişim başta Hürriyet Gazetesi'ne, sonra da ülkemize ve demokrasimize hayırlar getirir...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Hasan Basri, Yorumlarını zevkle takip ediyorum.Bazen "TAMAM İŞTE BU" dedirtiyorsun. Bu yazınızda tamda böyle düşündüm "TAMAM İŞTE BU" Biz geçmişi çok çabuk unutuyor yahut işimize öyle geldiği için hatırlamak istemiyoruz.Dolayısiyle şartlanmış insanlar haline geldik,oysa hiçbir görüşe şartlanmadan , olaylara tarafsız ve hakkaniyetle bakmayı bilebilsek,işte hem kendimiz hemde çevremiz için yaşanılır bir ortam hazırlamış oluruz diye düşünüyorum.Acizane şahsi görüşüm şu; Asrı saadetteki ahlak ,adalet ,sosyal anlayış gibi temel kavramların neler olduğunu bireysel ve toplum olarak öğrenmemiz lazım..... En derin sevgi ve saygılarımla Alaettin Demircioğlu

Alaettin Demircioglu 
 08.01.2010 11:56
Cevap :
Merhaba Alaettinciğim, yazılacak çok şey var ama; maalesef bu kadar yazabiliyorum! Şimdilerde bazıları Özal'la Erdoğan'ı kıyaslayıp, Erdoğan'ı kötüleme adına Özal'ı yüceltmeye çalışıyorlar. Oysa aynı kişiler Özal için çok daha fazlasını söylemişlerdi. Kişiliksizlik mi desem, yüzsüzlük mü desem, bilemiyorum! Tabii ki Özal'ın da bir sürü hataları, yanlışları olmuştur, ama tarihi bir gerçek de var ki; Bütün eleştirilere rağmen Özal çok iyi bir Türkiye teslim etmişti ve Özal'dan sonra Türkiye yağmalandı! Özal'ı gönderenler demek ki gerçekte yağma düzeni istiyorlarmış! Sanki 7 yıl önce her şey güllük gülistanlıkmış da bu iktidar her şeyi mahfetmiş gibi konuşanlarda ben iyi niyet göremiyorum. Yine bir yağma düzeni arzulanıyor gibi, gerisi laf-u güzaf bahaneler. Şeriat geliyor, diyorlardı, şimdi de diktatörlüğe gidiyoruz, diyorlar! Asri Saadet görüşünüze aynen katılıyor, değerli katkılarınız için çok teşekkür ediyorum. Selam ve sevgilerimle...  08.01.2010 21:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 337
Toplam yorum
: 1342
Toplam mesaj
: 70
Ort. okunma sayısı
: 3619
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Hukukçuyum... Hukukun üstünlüğünün ve hukukçunun saygınlığının ülkemde gelişmesini ve kalıcı olma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster