Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ağustos '08

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
1123
 

İblis, beklediğimden erken geldi

İblis, beklediğimden erken geldi
 

İblis, Yazan: Moha SOUAG, Türkçesi: Ülkü Öztürk (Zelin Artuğ)


Uzun kış gecelerinde İblis'le saatlerce karşı karşıya oturdum. Sivri dişleri ve boynuzlarıyla, cehennem alevine benzer sakalıyla, yılan yuvasına benzer kıvrımlı suratındaki iki küçük delikten oluşan gözleriyle bana bakıp duruyordu monitörden. Farklı bir dilden konuşuyordu, yanındaki yöresindeki kişilerle. Bazen de bir anda görünmez oluyor, monitörü kendisi gibi başkaca karanlık güçlere bırakıyordu. Başkan Dush Cold ve maiyetindekiler gibi... Hepsi de farklı bir dilden konuşuyorlardı. Ama ben konuşulanları anlıyor, masa üstündeki bir word dosyasına kendi anadilimde kaydediyordum.

***

Itoub...Bir inşaat işçisi. Geceleyin damda yatıyor, transistörlü radyosundan savaş haberleri dinliyordu. Hangi savaştı bu ? Birinci...ikinci...dördüncü...Ne bilsin ! Kendini bildi bileli Araplar birilerine ve bir şeylere karşı savaşıp duruyorlar ve hep kaybediyorlardı. Itoub, ruhunu koyu karanlıkların sultanı İblis'e vermek koşuluyla, bütün cinlerin kendi emrinde olmasını diledi. Dileği hemen kabul edildi. Kentin ışıkları birdenbire söndü. Yıldızlarla ay, Itoub'a yaklaştı; ay gümüş köpüğüyle onu sardı, şefkatle göklere taşıdı.

(...)

Itoub, boğuk ve titrek bir sesle konuştu:
- Arapları savunmak adına, cin ordularına kumanda etmek istiyorum !
İblis, göklerde patlayan bir kahkaha savurdu, yeryüzünden kıvılcımlar saçıldı...
- Cesaretin hoşuma gitti. Şimdiye dek gördüklerim içinde, en iyi Arap lideri olacağını hissediyorum. Bana her konuda boyun eğeceksin ! Şu andan itibaren, en büyük kötülükleri yapan adamlarımdan biri sen olacaksın !

***

Faslı yazar Moha SOUAG, bazı okurlar ve edebiyat çevreleri için " aykırı bir çağrışım" olarak nitelendirilen fantastik türde kaleme aldığı "İblis" romanını 2000 yılında yayınlamış.

O dönemde, I. Körfez Savaşı o anlık sona ermiş, bu savaş ABD'ye çok şey kazandırmış, ABD dünyanın tek süper gücü olma ve bu konuda karşısında ayak direten güçleri ikinci plana atma konusunda bir kez daha istediğini yapmıştı. Emperyalist hırslarıyla koyun gibi sağdığı halklara yenilerini eklemiş, sömürgeci müttefiklerini öncelikle Ortadoğu'dan, sonra da Kuzey Afrika'dan çıkarma planları yapmaya başlamıştı.

Yıllarca Fransa'nın şamarlarından, son dönemde de bütün üçüncü dünya ülkelerinin halkları gibi ABD'nin şamarlarından sersemlemiş bir coğrafyada yaşamakta olan Moha SOUAG, İblis romanında, sıradan bir inşaat işçisi olan Itoub'un şahsında, yakın tarihin bu utanç verici karelerini, geriye sıçramalı bir yazı tekniğiyle, birer yapboz parçası gibi, yığmış okurun önüne. Eksik parça yok. Geriye, kitabı Türkçeleştirmek kalıyordu bana.

Yaz başında, İblis dosyasını derleyip toplayıp Kalkedon Yayınları'na verdim. Artık, İblis monitörden Fransızca konuşamayacaktı benimle. Kalkedon'da fotoğrafı çekilecek, parmak izi alınacak, Türkçe sınavından geçecek ve sonbahara doğru geri gelecekti.

Bizim İblis, dersine iyi çalışmış, sınavını çabuk atlatmış olmalı ki daha yaz sıcakları bitmeden monitörde göründü. Kitapçıların raflarında yerini aldı. Artık Türkçe konuşuyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İlginç bir kitaba benziyor. İblise alakam mevcut. Harika teori ve taktikleri var. Hayranım :)))) Teşekkürler. Alıp okumaya çalışacağım. Sevgiler...

Davut BİLGİÇ 
 16.10.2008 7:40
Cevap :
Kitap ilginç. Okumanızı öneririm tabi. D&R kitabevlerinde bulabilirsiniz; örneğin, Taksim'de... İnternet aracılığıyla kitap edinmek de mümkün şimdi... Bu bilgiyi, zaman zaman kitabı bulamadığını söyleyen blog dostlarıma da küçük bir bilgi olarak iletmek istedim sizin aracılığınızla. Okuduktan sonra izlenimlerinizi yazarsanız, okurun görüşü hakkında da bilgilenmiş olurum. Sevgiler, selamlar..  16.10.2008 11:21
 

Yıl 1990. Titreyengöl' de bir otelde çalışıyordum. O gün bütün otel boşalmıştı. Oysa öncesinde Turizm altın yılını ya da yıllarını yaşıyordu diyebilirim. Ondan sonra sürekli eksiye doğru yol alan bir rota izledi. Neler oluyordu? Belki de istediği buydu o kan emicilerin. Hiç bir ülkenin kendi ayakları üstünde yükselememesi. Belki değil öyleydi. Şimdi yerlerde sürünüyor turizm. Bakmayın siz otellerin dolu olduğuna. Kitaba gelince. Aktardığın kadarı ile mutlaka okunması gereken bir kitap olduğu kesin. Eğer bir gün, kitapları elime bir alırsam bir hayli uzun süre gideceğini tahmin ediyorum. İş ki ele alabilmekte. Bloglardan çıkabilirsek tabii:) Bazen sormuyor değilim hani. Bu MB bize iyilik mi ediyor kötülük mü ediyor diye ama iyilik ediyor herhalde yanı ağır basıyor:) Ne dersin. Yoksa nasıl okuyacaktık her biri ayrı tat da ve lezzette yazıları değil mi? Sevgiler

Ayrıntıda gezinmek 
 18.09.2008 20:15
Cevap :
Yarama dokunmuş gibi oldun. Elimde yeni bir kitap var. Çarçabuk okumam gerekiyor. Biterse çevirip çevirmeyeceğime karar vereceğim. Benim işim daha da zor. Yalnızca okumak değil ki derdim.. Çeviriye başladığımda sürünen kitap değil, muhtemelen ben olacağım. Çünkü çoğu kez soyutlarım kendimi kitap bitinceye kadar. Sancılı bir dönem olur. Çeviri, teknik bir iş gibi görünse de pek öyle değil. Yazarı, üslubunu, dünya görüşünü, iyi özümsemen gerek. Sonra kitabın içine gireceksin. Dışında kalırsan çeviri kuru ve yapay olur. Karakterleri iyi canlandıracaksın gözünde. Örneğin bir serseri barmenden içki isterken: "doldur!" der; "tekrar istiyorum!" demez. Orijinalde böyle diyebilir. Öteki dilden çok Türkçe'ye hakim olmalısın. İyi Türkçe olsun diye anlam dışına da çıkamazsın! Bu kitaba başlarsam, MB işi aksar. Yoksa ben de çok seviyorum blogta gezinmeyi. Alıp başımı gitmişsem, bilin ki yeni bir kitapla döneceğim. Yine de arada bir, en azından blogları okumak için uğrarım. Bir kucak dolusu sevgi..  18.09.2008 23:48
 

Bir dilden diğerine çeviri yapmak nasıl bir duygu merak ederim.. Başka bir dili bilmek ne güzel.. İblisin Türkçesi'ni okumak isterim..sevgiler, saygılar

yucel evren 
 29.08.2008 11:20
Cevap :
Derler ki..."Güzel olan (çeviri) sadık olmazmış; sadık olan da güzel olmazmış...Gelin görün ki insanoğlu estetiğe önem verir; hem güzel olsun ister (çeviri), hem de sadık. İnsana ve emeğe değer veren çevirmenin işi, tam da bu noktada zorlaşıyor. Yapılan iş değil de aldığınız sorumluluk büyük. Son iki kitapta (Acı Çay / İblis) şanslıydım, çünkü bu iki kitabın yazarı Moha Souag, yazarken kalemi elinde boş bırakan, böylece gereksiz olandan süzdüğü doğru sözcükle çok şey anlatan bir yazar. Türkçe ile Fransızca'yı birbirine düğümlüyorsunuz baştan. Kilim gibi dokumak kalıyor geriye. Okuyunca haber verin, bana da. Sadık bir okurunuz olarak, sizin gözlemleriniz benim için çok önemli. Sevgiler, saygılar.  29.08.2008 12:15
 

Kutlarım sizi öncelikle. Çevirmenlik yazarlıktan daha zor ve daha sorumluluk yüklü bi iş bence... Anlamları, duyguları okuyana doğru aktarmak, başka dilden dile aktarırken yapmak ustalık ister, yürek ister, yılmaz, kararlı bi çaba ister. Ve koca bi emek ister. Yaşadığım yerde artık kitapçılar, film, oyun satar oldu. Kitap bulmak, hele aradığın kitabı bulmak olanaksız. Kitaplarımı genellikle İnternet kitapçılarından alıyorum. ve umarım İblis'i de bulurum en kısa sürede... Sevgilerimle.

kırıkkalp 
 28.08.2008 11:21
Cevap :
Sevgideğer öğretmenim, Çevirmenlik yazarlıktan daha zor değil kuşkusuz, ama sorumluluk gerektirdiği doğru. Önce, yazarı, dünya görüşünü, üslubunu iyi tanımanız gerekiyor. Hem güzel bir anlatım bulacaksınız, hem de orijinale sadık kalacaksınız. Kitabı çevirirken, kitaptaki kahramanlarla birlikte mekandaki cadde ve sokaklarda dolaşıp, evlerine konuk olacaksınız. Onlarla gülüp, onlarla ağlayacaksınız. Yoksa "çeviri" değil, "deviri" ile karşılaşma riski var okurun. Çevirmenin en büyük ödülü, sizin gibi aydın ve güzel yürekli insanların, o koca emeğin değerini bildiklerini görmeleridir. Daima sevgiyle kalsın güzel yüreğiniz. Teşekkürler.  28.08.2008 11:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 133
Toplam yorum
: 798
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1014
Kayıt tarihi
: 04.07.08
 
 

Yaşam, sorulardan ve yanıtlardan oluşmuş. Her soru, aynı zamanda kendinin yanıtı... Çift yumurta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster