Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Şubat '12

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
3475
 

İbni Batuta Seyahatnamesi'nde Denizli

İbni Batuta Seyahatnamesi'nde Denizli
 

İBNİ BATUTA SEYATNAMESİ


İbni Batuta 1304 Tanca doğumlu Berberi kökenli bir seyyahtır. Hac niyetiyle başladığı gezilerini kayda almış ve 14.yy.ın önemli kaynaklarından birini oluşturmuştur.

Mısır, Suriye, Arap Yarımadası, Irak, İran, Doğu Afrika, Anadolu, Orta Asya, Hindistan, Çin, Endülüs, Sudan gibi ülkeleri içine alan yaklaşık 25 yıl süren geziler yapmıştır.

Ben de memleketimle ilgili kısımlarını sizlerle paylaşmak istedim. Seyahatnamesinden anlaşıldığı üzere Anadolu’ya geldiği dönem Türkiye Selçuklu Devletinin parçalandığı, tarihimizde İkinci Beylikler Dönemi diye geçen dönemdir.

İlk olarak bir Ceneviz gemisi ile Alanya’ya gelmiş. Kendi değişiyle ehli sünnet Müslüman halkın haşhaş çiğnediği ve bundan da çekinmediklerini belirtiyor. Genelde öyle midir, yoksa karşılaştığı birkaç kişinin davranışlarını genellemesidir bilmiyoruz. Seyyahların düştükleri en büyük handikap genelde bu gözüküyor.

Antalya’nın Kamereddin adı verilen nefis olduğunu belirttiği bir kayısıdan bahsediyor. Ki aynı ismi Konya’dan bahsederken de kullanmış. Burdur, Isparta, Eğirdir, Gölhisar, Karaağaç üzerinden Denizli’ye gelmiş.

Denizli’ye Ladik-Tonuzlu-Dongozlu  derler diyor. Denizli’nin ismiyle ilgili hem fikir olan görüşte budur. Denizli’nin, büyük, bağ ve bahçelerle, akarsular ve çoşkun kaynaklarla, çarşılarla dolu güzel bir şehir olduğundan bahsetmiş.

Altın işlemeli pamuklu kumaşların dokunduğu, kumaşların kaliteli ve sağlam olduğunu belirtmiş ki Denizli’nin bugün de tekstil açısından bu özelliğini koruduğunu söyleyebiliriz. Şehir merkezinde yaşadığı, kendilerini misafir etmek için kavga eden gruplardan bahsediyor. Bu iki grup Denizli’nin ünlü Ahileri; Ahi Sinan ve Ahi Duman’a mensub olan kişilerdir. Bu misafirperverliği uğradığı bütün Anadolu şehirlerinde rastlamış. Ama misafir etmek için kavga edenler sadece Denizli’de karşısına çıkmış.

Maalesef bu durum bu günün koşullarında zor anlaşılabilecek, kaybettiğimiz kültürümüz. Misafir için kavga etmek. Ne olağandışı bir durum!

Bu sorun kura ile hal olmuş. Misafiri ağırlamayı Ahi Sinan grubu kazanmış. Kurayı nasıl yaptıkları konusunda bir bilgi yok. Sonra Denizli Beyi İnanç Bey tarafından ağırlanmışlar. Ramazanı ve şeker bayramını Denizli’de geçirmişler. Bayram namazından sonra şölensi bir havada mezarlıklarda kesilen kurbanlar fakirlere dağıtılmış, İnanç Bey’in Konağında herkese yemek verilmiş.

Denizli’den Tavas’a geçmişler. Peygamberimizin sahabelerinden bu yöre halkındandır diyor. İlginç bir bilgi. Tavas’ın kalesinin komutanı İlyas (Minas) Bey’miş. Tavas’ta kalenin dışının güvenli olmadığından, davarların ve koyunların otlatmaya çıkarılmadan önce askerlerin etrafta eşkıya var mı diye devriye attığından bahsediyor.

Tavas’tan sonra Milas’a geçmişler. Burada yaşı 150 den fazla olan Ebu Şüşteri adında dindar birinden bahsediyor. Gayet iyi, diri gözüken kişinin duasını almışlar ve duasının gerçekleştiğinden bahsediyor.

Konya’nın Büyük İskender tarafından kurulduğu söylentisinden bahsediyor. Mevlana’nın Farsça olan Mesnevisini oluşturması ile ilgili hikayeyi şöyle aktarıyor:

Şehy Celaleddin öğrencilerine ders verirken medreseye bir helvacı gelir. Şeyh, Helvacıdan helva satın alır ve yer. Helvacı başka kimseye helva vermeden çıkar gider. Şeyh Celaleddin hemen helvacının arkasından gider. Öğrencileri bir süre sonra Şeyhleri gelmeyince Onu aramaya çıkarlar. Fakat onu bulamazlar ve nereye gittiğini öğrenemezler. Yıllar sonra Şeyh çıkar gelir. Artık Şeyh kimsenin anlamadığı farsça şiirler söylemektedir. Öğrencileri Onun bu durumunu kabullenip şiirler kaydetmeye ve öğrenmeye başlarlar. İşte Mesnevi bu şekilde oluşmuş.

Birgi’de de gökten düşen siyah sert yaklaşık bir kantar(?) kadar gelen bir taştan bahsediyor. Acaba bu taş günümüzde de var mı?

Bu seyahatname okuduğum seyahatnameler arasında en sıkıcı olandı. Genelde benzer şeylerden bahsetmiş. Şehirlerarası geçişlerde kopukluklar var. Ege bölgesindeki bir şehirden bahsederken birden Doğu Anadolu’daki bir şehirden bahsetmeye başlıyor. Seyahatnamenin çevirmeni de önsözünde bu durumdan bahsediyor.

Kaynak: İbni Batuta Seyahatnamesi

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 145
Toplam yorum
: 161
Toplam mesaj
: 124
Ort. okunma sayısı
: 10706
Kayıt tarihi
: 16.08.07
 
 

TARİH ÖĞRETMENİ MEB TÜRKİYE DENİZLİ   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster