Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Aralık '10

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
16596
 

İbni Fadlan Seyahatnamesi'nde Türkler

İbni Fadlan Seyahatnamesi'nde Türkler
 

Okuduğum kitap


Şu sıralar ünlü Arap Seyyah İbni Fadlan’ın Risale adlı seyahatnamesinden derlenip çevrilmiş, “Bin Yıl Önce Türkler ve Ötekiler” adlı kitabı okudum. Atalarımız hakkında bildik olduğu kadar enterasan bilgiler veriyor. 

İbni Fadlan deyince aklıma Antonio Banderas’ın oynadığı “13. Savaşçı” filmi gelirdi. Filmdeki bazı sahnelerin seyahatnamesinden alındığını, kitabı okuyunca anladım. 

İbni Fadlan, 10.yy.da yaşamış bir Arap din alimi ve gezgini. 921 yılında Abbasi Halifesi Muktedir’in Volga Bulgar Kralı’na (Volga Bulgar Devleti-İlk Müslüman Türk Devletlerindendir) gönderilen İslam’a davet heyetinde yer almış, İslam’a davet ettiği Türkler, Slavlar ve Vikingler hakkında gördüklerini, duyduklarını kaydetmiş. Verdiği ilginç bilgilerin bazılarını sizinle paylaşmak istiyorum. 

Türk bölgesine seyahatinde İbni Fadlan’a iki Türk köle eşlik etmiş. İsimleri Boris ve Tekin. İlk olarak Oğuzlar hakkında bilgiler var. Göçebe Oğuzların, bozkır yaşamı hakkında bilgiler veriyor. Temizliğe çok dikkat etmediklerini, din olarak bir şeye tapınmadıklarını, sadece Ata dedikleri büyüklerine saygı gösterdikleri, ara sıra Göktengri’den bahsettiklerini belirtiyor. 

Oğuzlarda kadınların avret yerlerini erkeklerden saklamadan dolaşırlarmış. Buna rağmen zina suçunun görülmediği , çok nadir, böyle bir suç işleyen olursa çok sert cezalandırıldığını anlatıyor. Cezası ölüm olan zina suçunu işleyen; birbirine kavuşturulmuş iki ağaca bağlanır, ağaçlar serbest bırakılır ve suçlunun parçalanması sağlanır. 

Karısı ve çocukları olan bir adam ölürse, en büyük oğlu babasının karısını, annesi değilse, karı olarak alır diyor. Oğuz Türklerinin koyunları boğazlayarak değil başlarına vurarak öldürürlermiş. Misafirperverdirler, misafirlere itimatları tamdır. Öyle ki misafir ihtiyacı olan binek hayvanı, yiyeceği koyunu sahibine sormadan alıp gidebilir. Tabi ki bedelini sonra ödemelidir. Yoksa cezası ölüm olduğunu bildiriyor. 

Bir Türk bir yabancıya misafir olur, misafirliğinde ölürse, ölüm sebebi her ne olursa olsun, yabancı öldürülür. Sebep misafirine iyi bakmamasıdır. Ölüleri oda biçimindeki mezarlara oturur şekilde, tüm giyecek ve yiyecekleri ile gömerler diyor. Ölenin atları varsa, ne kadar olursa olsun, hepsi kurban edilir, etleri yenir kemikleri ve derileri mezarın etrafına konur. Mezara ağaçlardan insan şeklinde oyulmuş küçük heykeller dikerler diyor. 

Türkler tüm sakallarını yolarlar, bıyıklarına dokunmazlarmış. Yanlarında bir gün kaldığı Peçenek Türklerinin, Oğuzlara göre daha fakir olduklarına, koyu esmer tenli, sakalları traşlı olduklarını söylüyor. 

Başkırtlardan, Türklerin en kötü, en pis, öldürmeye en eğilimli topluluğu olarak bahsediyor. Bit bile yediklerini başına gelen bir olayla birlikte anlatıyor. (Genel olmadığını düşünüyorum. Bir veya bir kaç kişinin yaptığının bütün topluma mal edilmesi genelde seyyahların düştüğü nesnel hatalardan biridir.) 

Başkırtların, erkek cinsel organı dahil yılan, turna gibi farklı varlıklara taptıklarına şahit olmuş. Erkek cinsel organa tapana sorduğunda aldığı cevap; “ben böyle bir şeyden geldim” olmuş. Turnalara tapan Başkırt kabilesi de, Turnaya tapınmalarında bir gün bir savaş esnasında tam yenilecekleri sırada düşmanın arkasından bir grup Turnanın ötmesi ve sonuçta savaşı kazanmalarının etkili olduğu anlaşılıyor. 

Başkırtlar 12 büyük tanrıdan bahsediyor diyor. Kış, yaz, yağmur, rüzgar, ağaç, insan, at, su, gece, gündüz, ölüm, yeryüzü tanrıları. Bir de gökte bulunan en büyüklerinin, Göktengrinin varlığına inandıklarını söylüyor. 

İlginç bir kitap.Yazıp yazmama konusunda tereddüt de ettim. Bir arkadaşım, yazma milletin kafasını bulandırma, herkesin herşeyi bilmesi gerekmiyor dedi. Katılmadığımı söyleyemem. Çünkü bulanmak, bulandırmak isteyen çok bu memleket de. Hemen de siyasete bağlicam, durayım bari.  

Türklerin sosyal hayatı olduğu kadar, Slavların, Vikinglerin hayatlarından hem de inanması güç olayların anlattıldığı bilgilerden birkaç olayı sonraki yazıya bıraktım. 

Seyyahlar gördüklerini kendi inançlarına göre yorumlarlar genelde, ama yine de atalarımıza ait bildiklerimiz kadar bilmediklerimizin de olması enterasan. Bunları biliyoruz dediklerimizin yanında hadi be, bu kadar da olmaz dedirten bilgiler de var gördüğünüz gibi. Dikkat ettiğim, Müslüman İbni Fadlan’a göre gördüğü tüm toplumlar genelde edepsiz özelliklere sahip. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Öte yandan Araplar, dönemin en uygar milletiydi" ifadesi için kütüb-i sitte'den bir örnek vermek istiyorum, ki 7. yüzyıl arabistan'ında peygamberin eşinin temizlik ve ahlak anlayışı hakkında bigi sahibi olabilelim: "hz. aişe (ra)'ye bir zat misafir oldu. adam sabahleyin, elbisesini yıkamaya başladı. hz. aişe ona: "sana, (meni) bulaşan yeri [gördüysen] orasını yıkaman kafi idi, göremediğin takdirde etrafını yıkardın. ben, resulullah (sav)'ın elbisesinden (meni bulaşığını) ovalamak suretiyle çıkardığımı biliyorum. o, (bir de yıkamaksızın) onun içinde namaz kılardı." (bir diğer rivayette şöyle gelmiştir: "iyi biliyorum kurumuş meni bulaşığını resulullah (sav)'ın çamaşırından tırnağımla kazıyarak çıkarıyordum.") (kütüb-i sitte, hadis no: 3517).

TUFAN ALTAY 
 11.11.2012 11:10
 

Değerli Metin Bey, Bilirsiniz, bilgi kullanılmadığı ve yeni bir üretime konu edilemediğinde yeraltındanki madenler gibi yararlı olamamaktadır. Bu bilgiden yola çıkarak, Türklerin ve Müslüman Türklerin mukayesesini yapabilir, buradan da AB'ye, neden alınamadığımıza uzanabiliriz. Bu ifade, bilginin kullanımına örnektir. Ve buna bir seyyahın taraflı, abartılı da olsa (bilgisinden) anılarından yola çıkılarak ulaşılmaktadır. Bizlerin hakkında diğer ülke yazarları tarafından binlerce kitap yazılmasına karşın Türkler, Bir Rus, Alman, İngiliz, ABD'li hakkında yazdığı çok fazla görülmez. Buradan da, "neden bilgi toplumu olamıyoruz?" noktasına gelebiliriz. Ancak, asker toplumlarında düşünmek ve sorgulamak yasaktır. Bu nedenler de fazlaca düşünürümüz yoktur. Paylaştığınız için teşekkürler. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 11.12.2010 19:16
Cevap :
ben de çok teşekkür ederim katkılarınız için.  12.12.2010 17:53
 

Siz de bilirsiniz; Reşat Ekrem Koçu da çoğunlukla İstanbul'daki eşcinselleri, kötü kadınları, işret alemlerini yazmıştır. İlginç diye mi, başka bir nedenle mi bilmiyorum:))) Ama yazan kişinin söylediklerinde mutlaka gerçeklik payı da vardır. Ona bakarsanız Vikingler'in çok daha korkunç halleri var. 1000 yıl öncesinden söz ediyoruz; doğal değil mi? Öte yandan Araplar, dönemin en uygar milletiydi. Yazı, şiir ve bilimde ileri olduklarını düşününce Türkler tabi ki ilkel ve kirli kalmıştır. Kadınların öyle dolaştıklarını bilmiyordum. Bu da çok önemli ve ilginç bir bilgi. Demek Vikingler'i de İslama davet etmişler:) Vikingler'deki Vicky'nin tekbir getirerek gemilere saldırdığını düşünsenize:) Diğer bölümleri de takip etmeye çalışacağım. Emeğinize sağlık...

vakayinüvis 
 11.12.2010 18:02
Cevap :
katkınız için teşekkür ederim.  12.12.2010 17:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 144
Toplam yorum
: 161
Toplam mesaj
: 124
Ort. okunma sayısı
: 10437
Kayıt tarihi
: 16.08.07
 
 

Denizli'liyim. Tarih bölümünü bitirdim.MEB'de öğretmenlik yapıyorum. Araştırma tarih kitapları ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster