Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mayıs '20

 
Kategori
Üniversitelinin Sesi
Okunma Sayısı
286
 

İÇ SESİM

Bugün yine günleri karıştırdığım günlerin birbirine girdiği bir günün sonundayım. Bugün cumartesi ve hep beklentide olduğum belki de en rahatladığım gündür aslında. Çünkü cumartesileri bir sonraki günde okulun olmadığını bilirsin yatıp yayılırsın saatlerce. Belki de kendi halinde dizi izleyebileceğin ya da bir iki arkadaşla kahve içebileceğin gündür. Ama şimdiki cumartesiler diğer pazartesilerden pazarlardan farksız. Sokağa çıkamadığım bir gün şimdiki cumartesi. Corona denen lanet bir virüsle savaşıyoruz. 

Hayatımda arkadaşlık kavramına çok az yer veririm. Çünkü güvenmem, bazen samimi bulmam, bazen fazla vıcık vıcık bulurum bazense sadece menfaatçilik olduğunu düşünürüm. Şimdiler de bunun küçüklük travması olduğunu düşünüyorum. Zamanı geriye sardığımda ve hayatıma arkadaşım diye koyduğum insanları düşününce arkadaşlık kavramını öğrenemediğimi görüyorum. En çokta birinde kırılma yaşadığımı düşünüyorum. O zamanlar 12-14 yaşlarındayım. Arkadaş olmuştuk, güzel bir kızdı, sınıfın gözdelerindendi ve fazla girişkendi. Görünüşte başta iyi anlaşıyorduk ve o yaştaki biri içinde önemli olan buydu zaten. Küçük yaşlarda insanlara bir önyargın olmuyor kendini korumak için önceden hazırlanmış bir duvarın bulunmuyor. Böylece başına gelenlerle o an tek başına savaşmak zorunda kalıyorsun. Bir gün -hayal meyal hatırladığım- dershanedeydim ve bir konu yüzünden sınıfın ortasında dalga geçiyordu benimle. Herkes gülüyor kahkaha atıyor ve oda sanki kahkahalardan besleniyordu, onlar güldükçe devam ediyordu. O günü asla unutamıyorum. Aslında o günü de değil, hissettirdiklerini unutamıyorum. Çünkü aslına bakarsanız konu neydi hatırlamıyorum bile. Çok iyi arkadaştık ve ne olmuştu da arkadaşını bu şekilde ezikliyordu, dalga geçiyordu? Üstüne üstlük bundan nasıl keyif alabiliyordu? O gün dışında bazı kötü huyları da vardı ama onlardan ne bahsetmek istiyorum ne de çok hatırlıyorum. Ama demek istiyorum ki bazen sizin için önemli olmayan bir şey karşınızdaki insan için bir kırılma yaratabiliyor, bazen sizin için çok basit olan bir şey karşınızdaki için çok önemli olabiliyor. Arkadaşlığımız için görmezden geldiğim bazı huylarını bir kenara koymuştum ama o gün benim sabrım taşmıştı. O gün zorbalığa uğramıştım. Artık benim için arkadaşlık kavramı neydi? Hayatımız gerçekten de küçük yaşlarda inşa ediliyor. Gerçekten de duygularımızın alt yapısı o zamanlar oluşuyor. En saf en masum duygularımız. En savunmasız yaşlarımız. Sonraları yine arkadaşlarım oldu tabii. Lisede çok çok yakın olduğum ve bir gün iftirasıyla karşı karşıya kaldığım bir arkadaşım, üniversitede samimiyetsiz ve menfaatçi birkaç kişi tanıdım. İyi arkadaşlarım da oldu iyi hatırladıklarım ama hiçbir zaman kendime bir dost edinemedim. Hep bir duvarlarım oldu hep bir güvensizliğim. Bu durumu bir kişiye yüklemiyorum ne zorbalık yapan küçük arkadaşıma ne de yeni kavramlarla hayatı anlamaya çalışan kendime. Sadece o günün bir kırılma olduğunu ve üstümde travma yarattığını düşünüyorum. Lisedeyken yine kendime olan olayla benzer olduğunu düşündüğüm bir durum yaşanmıştı. Sınıfımızda sessiz sakin çok zayıf bir arkadaşım vardı. Teneffüslere çıkmazdı, ders de hoca kaldırmadıkça tahtaya kalkmaz ve genelde sınıfta saklanır gibiydi. Görünmekten, bahsedilmekten hoşlanmadığı belli oluyordu. Beki de varlığı sınıf tarafından hiç belli olmuyordu. Teneffüslerde bazen zorla onu sınıftan çıkarıp sohbet ederdim. Zayıf olduğundan bahsederdi el bilekleri o kadar inceydi ki gözükmesin diye yaz kış hırkayı bu yüzden giydiğini söylemişti. Denize gitmeyi sevmiyordu, ekmek hiç yemediğinden bahsetmişti ve aslında sağlıklı bir şey yaptığına inanıyor gibiydi. Bir dönem yükselme yaşadı okul başarısında. Derslerde hocaya yanıt veriyor parmak kaldırıyordu. Bir gün çok parmak kaldırıyor diye sınıfta dalga konusu oldu. Aslında çok sessiz birinin varlığı ortaya çıkmıştı. Ama o günden sonra çekinerek parmak kaldırdığını özgüveninin kırıldığını görmüştüm. Bazılarımız dalga geçmiş bazılarımız görmezden gelmiştik ama orda bir kişinin dönüm noktası yaşanıyordu belki de. Belki de hiçbir zaman hayatında cesareti yüksek olmayacaktı, kendine güveni tam olmayacaktı. O gün hissettiklerimden bugün çıkarttıklarım ise çocukların nasıl yetiştirildiğinin ne kadar önemli olduğu. Onlara sevgiyi aşılamanın, yanlışı güzel bir dille anlatılması gerektiğinin ne kadar önemli olduğunu gördüm. Bunlar bilinen, belki de çok basit görülen şeyler ama hayatımızdaki yeri çok önemli.

Ya sen o kişi olsaydın hiç koydun mu yerine kendini?

Ayfer Gözübüyük, yazarbey bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Samimi güzel bir yazı. Evet, çoğu sorunumuzun çözümü empatiden geçer, bazen fazla acımasız olabiliyoruz, özellikle de çocuklukta.

yazarbey 
 05.05.2020 1:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 151
Kayıt tarihi
: 03.05.20
 
 

Trakya Üniversitesi Beslenme Ve Diyetetik 3/4 ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster