Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mart '10

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
855
 

İçgüdü

İçgüdü
 

Fransa’nın kuzeyinde, Normandiya ve Brötanya yarımadalarının ortasında bir takım adalar var. Buınların bazıları kıyıya çok yakın olmasına rağmen İngiltere’ye ait. Aynı bizde, Ege’deki Yunan adaları gibi. Birinin adı Jersey adası. TV’de bir belgeselde izledim. 

Bu adaların bir özelliği var. Gelgit olayında çok büyük miktarda alan suya batıyor ve sudan çıkıyor. Gelgit hızı dakikada 30 cm imiş. Bazı yerlerde çukurluklar olduğu için su tümüyle boşalmıyor. Küçük gölcükler kalıyor. Bu yapı insanlara denizin dibinin araştırılabilmesi şansını veriyor. Yengeçler, ıstakozlar, midyeler çok kolaylıkla yakalanabiliyor. İnceledikten sonra yeniden aldıkları yere bırakıyorlar. Bir yerde midye yetiştiriyorlar. Özel olarak üreyebilmeleri için yapay yerler hazırlamışlar. Görevli ya da sunucu anlatıyor: “Bu midyeler, kendilerini gelgit saatine göre ayarlamışlardır. Su gidince kapanır, su gelince açılırlar.” Pek normal değil mi? Buraya kadar bir şey yok. Ama bir cümle daha söylüyor: “Bu midyeleri dünyanın neresine götürürseniz götürün, gittikleri yerde buradaki saat düzenine göre açılıp kapanırlar.” 

Görevlinin söylediği ikinci söz bir öğrenme belirtisidir. Yani midye ne zaman açılıp nezaman kapanacağını biliyor ama yeri değişse de bildiğinden şaşmıyor. Artık gittiği yerde nasıl bir gelgit düzeni olursa, veya gelgit olmazsa ona göre ayarlanamıyor. 

Bunun gibi canlıların yaptığı daha birçok şey vardır. Deniz kaplumbağaları yumurtalarını hep kumsala gömerler. Kuşlar binlerce kilometre göç ederler. Bu işler hep zamana göre ayarlanmıştır. Bu hareketleri milyonlarca yıldır aksatmadan yaparlar. Ama ya bir şekilde aksarsa? 

Deniz kaplumbağalarının soyları tükenme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Çünkü kuma gömdüğü yumurtalardan çıkan yavrların çok azı suya ulaşabilmektedir (yumurtadan çıkan yavru, suyun ne yönde olduğunu bilir. Bu da ayrı bir içgüdü). Çünkü martılar yavruları suya ulaşamadan kaparlar. Bildiğiniz gibi kuşlar, zaman olarak kaplumbağalardan daha sonra ortaya çıkmışlardır. Kaplumbağalar yumurtalarını kumsallara bırakırken martılar yoktu. Orası yumurtalar için güvenli bir yerdi. Kaplumbağa kendisi için uygun olan şeyi yapmayı öğrendi ve uyguladı. Bu bilgi onun genlerine yerleşti. O nedenle de kumsallar kumsallar tehlikeli lduktan sonra da yumrtalarını oralara bırakmaya devam etti. Soyu tükenme tehlikesi ile karşı karşıya olduğu halde inatla aynı yerlere bırakmaya devam ediyor. “Burası tehlikeli oldu, ben yerimi değiştireyim, ” gibi bir akıl yürütemiyor. 

İçgüdüler öğrenilir. Ama herkesin bildiği gibi canlı yaşadığı sırada değil, milyonlarca yıl içinde öğrenilir. Bu öğrenilen bilgi genetik olarak nesilden nesile aktarılır. Aynı zamanda içgüdü bilgisi canlı ile birlikte evrim geçirir ve evrimin doğal seçim yasasına bağlıdır. En iyi hareketi yapan hayatta kalır. Yumurtalarına güvenli bir yer bulan kaplumbağa, soyunu devam ettirir. Ondan üreyen yavrular aynı şeyi yapmaya devam eder. Güvenli bir yer bulamayan tür yok olur. 

Bir bebeğin anne memesini bulması, bir kuşun yuva yapması, yapamıyorsa – guguk kuşlarında olduğu gibi – yumurtasını başka yuvalara bırakmayı öğrenmesi gerekir. Bazı karıncalar iş yapmaz, köle karınca çalıştırır. Artık milyonlarca yılda iş yapmamaya o kadar alışmıştır ki köle karıncaları onlardan ayırınca açlıktan ölürler. 

Rusya’da yaşayan bir ördek sürüsünün göç hareketi de çok iyi bir örnektir. Ördekler yaz aylarında nehir kenarında boş bir alana gelmeyi öğrenmişler. Milyonlarca yıldır aynı hareketi yapmaktalar. Yazı orada geçirip yavrularlar. Kış yaklaşınca ışık durumuna bakarak güneye göç ederler. O sırada da yavruların tüyleri çıkmış, uçmaya yetecek kadar gelişmiştir. Ancak bir gün düzen bozulur. Nehir kenarına insanlar yerleşir. Onlar da mecburen biraz daha, 100 km kadar kuzeye göç ederler. Bilin bakalım ne olur? Dünya yuvarlak olduğu için kuzeyde ışık ördeklerin eski yerlerine göre 15 gün önce azalır. Bu bilgi ördeklere göç etme zamanı geldiğini bildirir. Kuşlar göç edecekler fakat o ne? Yavruların kanatları, tüyleri yeteri kadar gelişmemiştir, o nedenle uçamazlar. Çözüm olarak güneye doğru yürümeye başlarlar! Ördek sürüsü paytak paytak 15 gün yani tüyler gelişene kadar karadan yürürler. Bu arada yol üzerindeki yırtıcılar ve insanlar bol bol ördek eti yerler. Şimdi o ördek sürüsünün soyu tükenme noktasına gelmiş, belki de tükenmiştir. Çünkü ördekler bildiklerinden şaşmamış, değişen duruma ayak uyduramamışlardır. Ancak, bulundukları yerde 15 gün daha kalmayı becerebilecek bir ördek olursa o ve onun soyu hayatta kalacaktır. 

Bunlar hep doğal seçilime örnek oluşturmaktadır. Kural çok basittir. Güçlü olan, doğaya uyum sağlayan hayatta kalır. Bunları yapamayan yok olur. (Burada bir parantez daha açayım, bunu söylemek, Almanlar gibi ari ırktan olmayan kişilerin, örnek olarak çingenelerin, Yahudilerin, toplama kamplarında yok edilmesini gerektirmez. İnsanlarda durum neredeyse tümüyle farklıdır ve başka bir yazı konusudur. Ancak şunu söylersem belki bir fikriniz olur. Einstein bir Yahudiydi. 

Bilim evrenseldir. Bunları bilmek ve kurallarını koymak suç değildir. Kötü bir iş de değildir. Ama birileri aynı atom bombasında olduğu gibi bilgiyi kötüye kullanabilir. O zaman da bilgiyi ortaya koyan değil uygulayan ve uygulatan kötü demektir. Üstelik bu bilgi tam tersine iyi niyetli amaçlar için kullanılabilir. Örnek olarak kuşların, üreme alanları bozulmazsa onlar da yok olmaktan kurtulurlar.) 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 125
Toplam yorum
: 274
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 5854
Kayıt tarihi
: 18.11.09
 
 

İstanbul 1980 doğumluyum. Yüksekokul mezunuyum. İstanbul'da oturuyorum. Dünya ve çevre hakkında düşü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster