Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Neslihan ERDOĞDU Serbest

http://blog.milliyet.com.tr/kariyerkoc

12 Mart '13

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
483
 

İÇİ BOŞALAN KAVRAMLARDAN BİRİ;DENEYİM

İÇİ BOŞALAN KAVRAMLARDAN BİRİ;DENEYİM
 

HER ADIMIN AYRI KEYFİ VE TADI VARDIR VE DE ÖĞRETTİKLERİ


 

Bu aralar kavramlara takılıyorum..Daha doğrusu kavramların herkes için farklı olması ya da başka  bir değişle kavramların  içinin boşalmasına…Bu nedenle oluşan haksızlıklara ve mağduriyetlere…

Bakıyorsunuz herkes herkesi seviyor…Canım,cicim ama altı boş..Sevdiğini söyleyenler sevdiğini iddia ettiği kişi ya da durum ya da şey için bir şey yapmıyor…Özveri,çaba,anlayış,destek,mücadele,emek yok…Ama seviyor… nasıl oluyorsa…Sadece sözcük olarak “seviyorum” ifadesi yer alıyor…Çünkü söylemek kolay…Yapmak,hayata geçirmek ve emek harcamak zor..

Herkes dostluktan, herkes paylaşımdan, herkes vefadan herkes özveriden, herkes hoş görüden bahsediyor…

Ama herkesin kendi anladığı bir içerikle…”Sevgi” kendine göre, ”dostluk”  öyle, ” vefa “aman bu zamanda ne demode çıkarlara uymadı mı koy ver gitsin, ”özveri mi “o da eskide kalmış, kendimi yoramam valla…

 

Gerçek şu ki bu belki kuşaklar arası farktan belki, yaşam koşullarından belki, kişilik özelliklerinden bilinmez.. Ama kavramlarla ilgili olarak büyük farklar yaşanıyor..

İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban..olarak tanımlanıyor TDK sözlüğünde..

Bu durumda kelimelere ya da kavramlara  kişiler tarafından aynı anlamlar yüklenebilmeli…Aynı anlamlar yüklenirse “aynı dili konuşmak” olarak tabir edilen bir ortak payda yaratılabilir.

Aynı dili konuşmak neden önemli? Bu olmadığında kavramları ve duyguların içi bomboş kalıyor..

Bu da derin bir güvensizlik  ya da  hayal kırıklığı yaratıyor…Hatta bu bazen mesleki güven sorunu yaratabiliyor, sırf bazı kendini bilmezler yüzünden…

Şöyle basit bir örnek  ile anlatabilirim…

“Deneyim” 

 “Bilgi ve beceri kazandırıcı bilinçli ya da bilinçsiz kişisel edinim ve yaşantı“ olarak TDK’da tanımlanıyor.. Vikipedi’de ise;  Tecrübe ya da deneyim, bir konuda zamanla elde edilen bilgibirikimidir, şeklinde açıklanmış

Bu durumda “deneyimli kadromuz”, ”deneyimli öğretmen”, ”deneyimli doktor”, ”deneyimli anne”, ”deneyimli futbolcu”, ”deneyimli şarkıcı” ,”deneyimli şoför” ,”deneyimli dişçi” demek için neye ihtiyaç var?

Söz konusu konuda ya da alanda  zaman içinde bilgi ve beceri kazanmış, birimli ve  yaşantı ile edinilmiş bilgiye sahip  kişidir, deneyimli şarkıcı, deneyimli öğretmen, deneyimli doktor, deneyimli şoför, deneyimli dişçi, deneyimli koç, deneyimli öğrenci koçu.

Deneyimli şarkıcı, iki şarkı ezberleyip kendini sahnede bulan biri olamayacağı gibi, deneyimli şoför de ehliyetini alır almaz  trafikte aşık atan değildir, deneyimli doktor-uzman doktor olmak için gereken yıllar, deneyimli öğretmen, eğitmen için de aynı değil midir? Bir şeyi bilmek ile uygulamak, uygulamak ile anlatmak arasındaki farkı ziyan ettiğimiz öğrenciler bilir…

 

Biz böyle bir kavramla karşılaştığımızda önce sıfatı sorgular olmalıyız..Deneyimli birinden bahsediliyorsa  hangi alandaki deneyim niteleniyorsa o alanda “ne kadar eğitim almış ?”,”ne kadar zamandır çalışıyor?”, neler yapmış, hangi konularda çalışmış?…gibi..

Yoksa “deneyim” lafını kullanmak tıpkı “sevgi” gibi kolay ve ucuz olur…

Deneyim ile elde edilen hiçbir şey, kitapların ya da  alınmış sertifikaların yarattığı  güce eşit olamaz.

 İnsanın kendine güvenmesi, gelişmesi ve gelişmek isteyenlere katkı sunmak istemesi son derece takdir edilmesi gereken bir şey olmakla beraber bu kadar da cesurca, gözü kara olmamalı..

Eğer kişi kendi yapabilirliklerinin farkına varıp başkalarına da yararlı olmak duygusu  ve heyecanı ile bir şeyler yapmak isterse bunun yolu cahil cesareti olmamalı..

Bu konu günümüzde en çok kişisel gelişim alanında ciddi boşluk yaratmakta ve bu boşluk yüzünden kendini ”uzman”, ”eğitmen “sanan epey insan türeyerek, kişisel gelişime ihtiyaç duyan pek çok kişiyi de  kandırıp ,  bu kişilerden hizmet alanlar ise kurbanlar olmaktadır.

Bilinçli tüketici olmanın temel koşulu olarak; bu alanda deneyimlerini ifade eden  kişilerin deneyimlerini doğum tarihlerinden itibaren mi saydıklarını ya da bugüne kadar ne tür çalışmalar yaptıklarını belgeli istemek   kurban olmamak için bir yol olabilir..

İçi boşalmış  tek kavram deneyim olmamakla beraber, bu alanda pek çok kişinin mağduriyeti ve yarattığı haksızlık nedeniyle öncelikle bu kavramı ele alarak başlamak istedim…

Elbet arkası gelecek…

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

herkes bahseder çünkü kendi içn bekler vermek istese zaten anlatmaz bazen emek de verrirsn ama karşındaki değer verdiği şey sende yoksa kullanılırsın kısacası kimse için kendi değerinden kaybettiricek kadar vermenin bi anlamı yok zaten buna değecek birininde bu kadar talepkar olacağını sanmıyorum işi yokuşa sürmektir ..ederi kadar verirsen o zaman değerin bilinr ..bazılarını ne yapsalar sveriz emek veririz sanki o bize emek verdiğindenmi .. bizim istediğimz şey onda olduğundan.. seven her halkrda zaten sever sevmeyenede ne yaparsan yap kıymet bilmez küçüçük bahanelere sığınır

savas barka 
 13.03.2013 7:58
 

Eğer sizde şu aralar kavramlara takılıyorsanız bence çok doğru bir yoldasınız. Ne zaman yayına tam olarak hazır edebileceğimi bilemiyorum ama bende kavramların başımıza çok çok sorun getirdiğini düşünüyor ve bir blog hazırlıyorum. Herkesin kendine göre müslüman, laik, demokrat, sağcı veya solcu olması her zaman ilgimi çekmiştir. Sevgi ve özellikle aşk kavramının içinin boşaltılamasının ötesinde iyice ayağa düştüğünü düşünüyorum. Kendinize iyi bakın, selamlar

Matilla 
 13.03.2013 0:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 157
Toplam yorum
: 153
Toplam mesaj
: 46
Ort. okunma sayısı
: 846
Kayıt tarihi
: 10.09.07
 
 

HAYAT YÜZ ÇİZGİLERİ YÖNÜNDE İLERLER.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster