Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Kasım '19

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
20
 

İçi Boşaltılan Cumhuriyet

29 Ekimde Cumhuriyetimizin 96. yılını büyük bir coşkuyla ve heyecanla kutladı tüm Türkiye. 29 Ekim tatil değil bayram vurgusu ve hatırlatması ise bence bu senenin en iyi farkındalığıydı. Türkiye’nin bu son zamanlarda içerisinde bulunduğu siyasi, askeri, ekonomik ve sosyal sorunların ve krizlerin gölgesinde cumhuriyetin 96. yılını kutlamak her şeye ve herkese genel olarak tüm dünya düzenine rağmen bu günlere devlet olarak toplum olarak gelebilmek elbette ki çok daha önemlidir. Nedeni ise, tarihinde de yine tekerrür eden coğrafi ve  jeo stratejik konumundan dolayı yine aç kurtların hesaplaştığı emperyalist ve sömürgeci zihniyetlerin savaştığı bölgenin tam ortasında kalmasındandır Türkiye’nin. Ve uçurumun kenarında yıkık bir ülkeyi cumhuriyeti kurmakla taçlandıran Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları yanındaki kadro ve milletimizle beraber bu günleri bize armağan eden tüm şehit ve gazilerimizi de şimdiden saygı ve rahmetle anıyoruz.

Kanaatimce bir özeleştiri yapmak hakkımızdır, zamanı da gelmiştir. Cumhuriyetimizin 96. yılını kutladık kutlamasına ama başlığımda da belirttiğim gibi son zamanlarda içi boşaltılan bir cumhuriyet hakikatiyle karşı karşıya bu ülke. Nasıl mı? Örneklerle başlayalım!

Cumhuriyet içinde eğer; ileri demokrasi, laik çağdaş bir düzen anlayış, hak hukuk adalet, yaşama hakkı, kişi hak ve özgürlükler varsa cumhuriyettir. Sosyal bir hukuk devleti, eşit yurttaşlık, herkesin kendini rahatça bulduğu bir devlet varsa ve şeffaflığın, hesap verebilirliğin olduğu, sermaye ve gelir dağılımın eşit ve adil olduğu bir devlet düzeni varsa cumhuriyetten bahsedebiliriz. Ötekileşme, kutuplaşma, kamplaşma ve kişilerin toplumun tüm değerlerine, farklı din, mezhep inanca, ifade ve düşünce özgürlüğüne, örf adet farklı kültür ve medeniyetlere saygı hürmet varsa cumhuriyettir o devlet. İlme bilime fen ve teknolojiye geleceğe yön veren damgasını, mührünü vuran ilerlemeye odaklı çağdaş eğitim ve öğretim veren bir milli ve yerli eğitim varsa cumhuriyettir. Masumiyet karinesi sözde kalan bir obje gibi kalırsa, insanların hayatları adalet arayışı içerisinde bocalıyorsa o bahsettiğimiz övdüğümüz cumhuriyetten eser yok demektir. Cumhuriyetin içi bir bu şekilde boşaltıldı bir de siyasi olarak, rejim olarak demokratik temsil kabiliyetini kaybederek oldu. Orta Doğu eksenli bir siyaset ve yönetim anlayışı cumhuriyeti, demokrasinin çarklarında döndürmekten ve karıncanın sırtında taşımaktan öteye gidemiyor herkes biliyor bu coğrafyada. Nedense her geçen gün cumhuriyetin diline bedenine ruhuna aykırı şeyler oluyor, kanadı yolunuyor ve topal ördek haline getiriliyor. Son zamanlarda Atatürk ve cumhuriyete ait neredeyse her şey yok edilmeyle karşı karşıya. Bir miras bir bilgi birikim emek ve çaba heba ediliyor. Bin bir emekle tuğlası konulan cumhuriyet duvarı ehliyet ve liyakatsizliğin bir hesaplaşmanın rantın ve itibar hevesinin kurbanı oluyor. Eğitimden Ekonomik, sosyal, kültürel ve bir çok alanda geriye gitme gibi büyük bir sorunla baş başayız. Devlet aklı, bilgi ve yönetimi ile bürokratik düzen ve kamu işleyişi bir sarmalın, içinden çıkılmaz bir halin içinde sürüp gitmektedir. Bir ülke her alanda dışa bağımlı olmadığı zaman ve özellikle her şeyi tamamlatan ekonomik bağımsızlık söz konusu olduğu vakit güçlü bir devletten bahsetmek mümkün. İnsanlar bir ülkede adalet arar hale geldiyse toplum ve devlet çürümeye başlamış demektir. Bizim örnek almamız gereken ne batı ne doğudur biz ülke, devlet ve toplum olarak ilk önceliğimiz ve bakmamız icap eden tarihimizdir. Köklü bir devlet geleneğimiz ve devlet tecrübemiz aklımız var.  Neredeyse 200 yıllık bir demokrasi bilgi birikimiz ve geçmişimiz var. Cumhuriyetle taçlandırdığımız bu demokrasi kültürümüzü yok edersek Orta Doğunun çöplüğünden kurtulmamız bir hayli zaman alır. Çoğulcu demokrasinin, parlamenter devlet yönetiminin bu ülkeye bu topluma daha faydalı olacağı tarihimizde bakarak bir kanıya varmamız hiç de zor değil.

Özetle tüm bu yazdıklarımız buz dağının görünen yüzü hepsini yazmaya sayfalar yetmez. Ve son yıllarda cumhuriyetle ilgili bu belirttiğimiz hususlar ne yazık ki gerçekleşmiştir, umarım ülkemiz biran önce düze çıkar ve hak ettiği medeniyetler muvazenesine ulaşır. Bu gidişle biraz zor ama umudumuzu da kaybetmemek lazım.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 34
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 188
Kayıt tarihi
: 15.04.17
 
 

Gazeteci - Yazar ve Tarihçi.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster