Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Kasım '06

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
622
 

İçi dışı bir... mi?

Sizin de çevrenizde vardır değil mi böyle ahkam kesenler? Pek bilirler herşeyi, herşeyin profesörü sanırsınız. Eleştirirler, akıl verirler, danışman olurlar herkese. Mükemmeldirler, hiç hata yapmaz sanırsınız, hep mutludurlar ve ona sahip olanlar ne de şanslıdır...

Birgün, o hayran olunan, herşeyi bildiğini düşündüğünüz kişinin aslında o kadar da iyi olmadığını farkedersiniz. Kendi hayatına baktığınızda, size yapma dediği şeyleri yaparken, söyleme dediği şeyi de söylerken buluverirsiniz. Şaşırırsınız, bu o mu, dersiniz kendi kendinize. Peki nedir onları böyle yapan? Acaba, özgüven yoksunu ve kendini tanımayan biri midir karşınızdaki, yoksa aslında yapamadığı, beceremediği şeyleri başkasına tavsiye eden bir zavallı mı? Ya da belki çok iyi tanıyordur da kendini, başkalarına farklı göstermek istiyordur, dışarıdakiler zayıflıklarını görmesin diye uğraşıyordur, kimbilir...

Bu tip insanları sebepleri her ne olursa olsun özgüvensiz kişiler olarak nitelendiriyorum. Özgüvenin formülü çok basittir aslında. Olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol. İş ahkam kesmeye geldi mi, herkesin diline pelesenk olmuştur bu ünlü söz. Ama bunu başarabilen kişi sayısı parmakla gösterilecek kadar azdır.

Hadi, diyelim ki özgüveniniz yok, eksik olduğunuz konuda tam tersi görünmeye çalışmak yerine fikir beyan etmeden de durabilmelisiniz. Sordularsa, ille de fikriniz merak ediliyorsa ahkam kesmek, aslında yapamadığınız şeyler hakkında yaparcasına ukalalık yapmak yerine bu konuda fikriniz olmadığnı söylemeniz, susmanız en iyisidir.

Bu konuda, özellikle insanların çoğunda görülen şey insanlara davranış biçimleridir. Aşkın çok nadide olduğunu ve değer verilmesi gerektiğini söyler bazıları mesela, hayran bırakır bu konuşmalarıyla sizi kendine. Oysa sevgilisine ne kadar hoyratça davranışları olduğunu sadece onu seven kişi bilir. Aldatır, ağlatır, kırılmasına aldırmaz... Ya da ne bileyim işte, kadına çok değer verdiğini söyleyen erkekler... Öylesine saygılıdırlar, öylesine koruyucudurlar ki kadınlara karşı... Kapıları açıp ilk yol verenlerin başını çekerler, sigaranızı ilk yakan erkektir (ki erkeklerin niye bu saçmalık için bu kadar yarıştıklarını hiç anlamamışımdır ya ) , bir kadına kaba davranan bir erkeğin karşısına ilk o çıkar, a ne ayıp, diye... Dışı seni yakar, içi beni, diye bir deyim var ya. Bu, onları anlatmak için biçilmiş kaftandır. Evine gelir, tek derdi acıkan karnıdır. Yorgundur, uzanıp dinlenmek herşeyden daha önemlidir. "Kadın dırdırı" onların en sinir olduğu şeydir. Bütün gün onu bekleyen eşi, onun için sadece bir aşçı olmalıdır o anda. Konuşmayan, başka bir isteği olup olmadığını sormak dışında sesini çıkarmayan bir garson... Ola ki, birşeyler konuşmak isterse tersleyiverir hemen, kızdı mı lafını esirgemez, beğenmedi mi eleştirir... Hayatındaki en değerli kadını hoyratça harcarken dışarıdaki tüm kadınlara karşı naziktir. Üzgünüm ama beyler, ülkemizdeki çoğu erkek maalesef böyledir ve işin kötüsü bunun farkında bile değilerdir.

Bazı insanlar da vardır ki hiç bilmedikleri konuda guru sandığımız... Farzı misal, televizyonlara çıkıp yemek tarifleri ve püf noktaları veren birini düşünün. Evinde yemek yapamadığını düşünebilir misiniz? İşte, bu kadar uçuk palavralar atabilen kişiler vardır etrafımızda. Uzaklarda aramayın, belki de yakınınızda, yanıbaşınızdadırlar. Belki, ev hanımlığından pek anlamayan, pasta kek pişiremeyen bir komşunuz... Ben çok şahit oldum onlara, biliyor musunuz? Kendini olduğundan farklı göstermek adına, ben çok iyiyim demek adına, giderler, pastaneden ev yapımı çörekler alırlar ve getirip evdeki fırının içine, tepsiye dizerler. Kendim yaptım derler. Tanrım, bu ne özgüvensizlik, bu nasıl ikiyüzlülük diye isyan etmişimdir o manzarayı görünce. Hatta bana da teklif edilmiştir bu tarz şeyler. Gönül rahatlığıyla, gocunmadan söyleyebilirim ki, bu konularda inanılmaz beceriksizimdir ben. :) Bu işin profesyoneli varken neden daha kötü birşey yedireyim ki insanlara, sırf ben yaptım demek için? Yine böyle birgünde hayretle karşılamıştım adı lazım değil bir hanımın, hadi bunları tepsiye dizelim teklifini. Saf saf sormuştum, neden diye. Aldığım cevap daha da ilginçti. Aa, ne ayıp... Nedir ayıp olan? İnsanları kandırmamak mı, uğraşmış gibi görünmek mi? Hem nereden biliyorsun ki uğraşmadığımı? Hamur yoğurmak mıdır uğraşmak? Yo, uğraştım ben. En güzelini aradım, en lezzetlisini sunuyorum. Bilemiyorum, belki de fazla aykırıyım ben bu dünyaya. Dünyada normal olan bu belki de, ben yanılıyorum.

İlle de ahkam keseceksek bir konuda, o pastanın tarifini vermek haz verecekse bize, o zaman öğreneceksin evvela. Hergün uygulama yapacaksın, ta ki birgün, işte bu, dediğin ana kadar. Ondan sonra da haklı yere böbürleneceksin. Dizelemeyeceksin o çörekleri fırına, önce yapacaksın, sonra yaptım diyeceksin. Hiç bilmiyorsan, oturup tarifini vermeye kalkmayacaksın pastaneden aldığın o şeyin. Susacaksın, susmayı bileceksin gerçeği yaşayamıyorsan, bunu da itiraf edemiyorsan.

İşte böyle canlarım... Ben bu hayat görüşümden asla vazgeçmediğim için, bunu da hayatımın her noktasına uyguladığım için altın günlerinin pastalarının yanındaki güncel konu da oldum, kırıldım da, incitildim de... Ama biliyor musunuz, dışarıdakilerin hiç önemi yok. Hiç kimseye hesap vermek zorunda değilsiniz. Tek kişi var sizinle hesaplaşmaya hakkı olan, kendiniz. Kendi kendinizle kaldığınızda, aynaya baktığınızda rahat rahat gözlerinin içine bakabiliyor musunuz karşınızdakinin, başınızı eğmeden, gözünüzü kaçırmadan? İşte bu, en büyük ödülüdür felsefenizin, diğerlerine inat. Çünkü diğerleri asla sizin kaldığınız kadar fazla kalmazlar hayatınızda. O zaman bırakın olmadığınız birşey gibi görünmeyi. Görüntünüzse özendiğiniz şey, o zaman o olmak için çabalayın. Başarmadan da ahkam kesmeyin sakın. Olmadan olmuş gibi yapmayın. Kocaman sevgilerimi yolluyorum size yine her zamanki gibi. Kalın sağlıcakla...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Melda'cım aşk konularının dışında harika bir yazı. Ama mükemmel ya da hata yapmayan insan yok ki. Hata yapıp bu hatalardan ders alan insanlar var belki sadece, ya da hataları kabul etmeyip hep karşıdakini suçlayanlar. Bu arada hamur yoğrmayı ben de bilmiyorum. Sadece hazır yufka. Sana gelince hazırcı olacağız galiba karşılıklı:)) Sevgiler kocamannn sana.

Deniz 
 04.11.2006 13:24
Cevap :
:))) Bence de öyle. Bildiğim iyi pastaneler var, kafanı yorma. Ayrıca, yorum için de teşekkür ederim. Mükemmel birinin yaşadığını ben de sanmıyorum ama sorun, bunun farkında olmayan insanlar. Bırak olduğu gibi kalsın diyemeyenler... Sevgiler canım...  04.11.2006 13:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 132
Toplam yorum
: 698
Toplam mesaj
: 177
Ort. okunma sayısı
: 2417
Kayıt tarihi
: 24.09.06
 
 

Dünyayı, yaşamayı ama adam gibi yaşamayı, arkadaşlığı, dostluğu ve en önemlisi çocuğumu, müziğimi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster