Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ekim '08

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
319
 

İçimdekilerle ilişkilerim

Düşüncelerimi toparlamaya zaman kalmıyor. Sanki birileri bir şeyler beni istemediğim nerdeyim diye kendime soracağım anlarda bile kendimi başka düşüncelerde erken veya geç olarak buluyorum. Kendimi sorguluyorum bana neler oluyor? Yok çok uzun zamandır akıntıya kürek gidiyorum. Haberler düşünceler söylemler ha patladı ha patlayacak dışı cafcaflı balonlar. Ne lüzum var bu denli karın ağrısıyla dolaşıp yüzü tebessüm saçmaya ne hal , derler ya; neyse halin çıksın falın, artık falda kifayet etmiyor. Çünkü doğru bilinenler hep silinti kazıntı çıktı Kim sesini çıkarıyor toplumun bir kısmının dinlediği kafalardaki örümceklerin zararı az anlaşılır gibi oluyor o, siliciyi bir daha görmek mümkün olmuyor. Dini eğitim verilen yerlerin bir çoğunda benim izlediklerimde önce kişinin düşünce süzgecini ele geçirmek onu yaşadığı bulunduğu yere mahkum kılmak esastır. Zira ayrılırsa nasıl olur o dünyanın yükü sayılan sorularla zihni karışır zihni yıkım teslimiyet davranışlarındaki aşırılıklar aşalayıcı biçimde defalarca söylenince kişi iki kişilik arasında iç dünyasında isyanları oynar ki yardım alması sorularına cevap her yönden kesilir. Bu ruh haliyle olan kız veya erkek örgenciden hangi sağlam düşünceyi bekleyebilirsiniz. Sus kelimesi her şeyi halledeceğini sanmam tersine başka içinden çıkılmaz bir yerlere takılı takıntılar oluşturur bunu diğerleri izler.

Hayat zor dense de bir takım fantezili kişilerin geçmiş gelecekleriyle hoşnut olacakları kelimelerle boğar onun tevekkül getirmesi için kişiyi baskı sayılmasa da kendi diliyle ikrar ettirirler

Hak için gerçeği toplum için yararlı gelecek için sağlam düşünceyi sevgi bağının herkesi kucaklayacak genişlikte oluşması gerekirken bizler sizler olmanın kime yararı var. Sadece Yaban “ele”

..Toplumda ki birilerinin güdümündeki zorlayıcı yıkımlar ister gönüllü ister gönülsüz eti kemikten ayırma modelleri, toprağımızı parselleyerek elimizden üçüncü şahıslarla alma teknikleri, insanımızı dar boğazlara sokup canına” tak” ettirme biçimleri veya az parasız paraya ihtiyaçlı beldelerde eder fiyatın üstünde fiyat vererek diğerlerinin de tecessüslerini markaja alma biçimleri yoksullara yardım diye evini arabasını yenileme. Ciğerlerimizin sigortası güzelim ormanlarımızın yok oluşu boş verin ne rüzgarı tabiat kendine zalim olamaz. Zedelenen tarihi dokumuz değişen sokak cadde isimleri her düşüncemi yanlış. Yarın torunlarıma anlatacağım hikayede sadece ”içi geçmiş beyin rahatsızlığı” ihtiyarlıkta olabilir baş sallamalarını görür gibiyim. Hayat zor değil aslında kendine kimliğimize dönersek yani nerden geldiğimize kim olduğumuza kim dost kim düşman, kim örtülü düşman kim gülerek canımızı alma sevdasında olsa da;zorluk kişilerin önü alınmayan ihtirasları, sabırdan bereket hazzından uzak lüzumsuz kamufleleri insani dokuları zorlaştırmaktadır.

Bence; bu düşüncelerin işlemlerin en acısı kocaman harflerle anlatılmalı “insanı kandırmak, insana verilebilecek en ağır beladır derim sorarım sizlere benim kafamı karışık yoksa ben mi? Şaşkınım..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 151
Toplam yorum
: 44
Toplam mesaj
: 30
Ort. okunma sayısı
: 968
Kayıt tarihi
: 13.02.08
 
 

Kısaca öğretmen ve öğretenim. Yaşamayı yaşarken öğrenmeyi ilke edinmenin dustur olduğuna inananla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster