Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ocak '20

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
66
 

İçimi Rahat Tutuyorum

Ne kadar da ürkek duruyorum. 
Yüzmeyi bilenler boğuluyor diye,
madalyalı ben boyumu geçen yerlerden kendimi sakınıyorum.
Sağolsun güneş ışığından hiç mahrum etmiyor beni. 
Ay gecemin kardeşi oluyor. 
 
Ben beynimde artçı depremlerle yaşıyorum. 
Yıkıcı değil ama bu kış gününde çok korkutucu biliyorum. 
Hava çok soğuk. 
Kışın gelen bahar, baharda gelebilecek kışı resmetse de,
Aldırmıyorum. 
 
Korkmakla ürkmek arasında fark var.
Korkmuyorum. Ürküyorum. 
Ürperiyorum. 
 
Hayat uzadıkça gecelerin kısaldığına inandırdım kendimi. 
Gece uzadıkça da hayat kısalıyor sanki. 
Aslında bu kadar karmaşık değil. 
 
Düşün şimdi;
Yaşlı birinin vızır vızır arabalar geçerken karşıdan karşıya geçme çabası gibi değil mi hayat?
Ölmek için yaşamak gerekmiyor mu?
Tutunmak, tutulmak, tutuşmak...
 
İşlemediği günahların tövbesindeyken nasıl gömer insan umutlarını? 
 
Aristotales diyor ki; umut uyuan insanın rüyasıdır.
Herbert diyor ki, umutla yaşayan, müzik olmadan da dans eder. 
Sonra Balzac çıkıyor sahneye ''umut, cesaretin yarısıdır'' diyor. 
 
Bir insana yapılabilecek en büyük kötülük,
umudu kollarına verip, karanlığa çıplak bırakmaktır. 
Yapmayın.
Kendinize ve kimseye bunu yapmayın. 
İdam sehpasına çıkardığınız, hapşıran mahkumunuza ''çok yaşa'' demeyin..
 
Avuç içim kadar yüreğime sığdırdıklarımı bir bilseniz... 
Genelden özele giresim yok bugün aslında ama yazmadan da duramam
beni tahmin edemezsiniz. 
 
Döllenmiş harflerim, yepyeni cümlelere gebe, büyütüyorum beyaz safaların rahminde.
Bu çoğul gebeliğin sonu kocaman bir hikaye...
Ya da masal. 
Belki sonu gelmeyecek bir şiir. Kimbilir!
Hayat. 
 
Azalmış ben, çoğaldım. Çoğalıyorum. 
Buruşuklarmı ütülüyorum yastığımın üzerinde.
Masaya gerek duymuyorum.
 
Masa dedim de aklıma ne geldi? 
Masaya oturduğunda doymadan kalkar mı hiç insan evladı?
Kalkar. 
Ya yemeği beğenmez, ya aç değildir
ya da gözü doymuştur. 
Bereket nerede bilir misiniz bu sofrada?
Kırıntıda. Evet kırıntı. 
 
Ben ömrümün yenmesine inat, yaşatacağım ve yaşayacağım içimdeki hissiyatı... 
Koşulsuz!
 
Vardır Allah'ın bir bildiği... 
Yazdığını silmek kimsenin harcı değil değil mi?
Satırları satır satır...
Hatırları hatır hatır...
 
İÇİMİ RAHAT TUT'UYORUM. 
Öyle işte. 
 
 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 25
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 109
Kayıt tarihi
: 07.03.19
 
 

Çocuk Gelişimi, Sosyoloji, İlişki ve Evlilik Danışmanlığı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster