Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mart '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
3468
 

İçimizde beslediğimiz düşman

İçimizde beslediğimiz düşman
 

Görsel alıntı


Son zamanlarda toplumda, çoğunluğun yüzünde, gözünde, bakışlarında, duruşlarında, söz ve söylemlerinde bir durgunluk, bir hüzün var. Sanki bir çare arıyorlar. Ancak, meramlarını bildirecek, anlatacak, yer bulamadıklarından dolayı endişeli olduklarını, derin düşüncelere daldıklarını, güven duygularının azaldığını, umutlarının tükenmekte olduğu bir halde görüyoruz.

Öte yandan nefislerine esir olup, mevki ve makamlarını, yetkilerini kirli emeller uğruna feda edenlerin pişmanlık ya da nedamet duymadıklarını, sızlayan vicdanların sesine kulak tıkadıklarını ve yaptıklarından hiç rahatsız olmadıklarına muttali oluyoruz.  

Düşmanı uzakta aramaya gerek yok. En büyük düşmanı, kendi iç dünyamızda besliyor ve büyütüyoruz. Bir nefis yetmiş iki şeytandan daha güçlü ve daha tehlikelidir. Nefsi manevi bir tabip tarafından terbiye ve tedavi ettirmeden iyiye, doğruya, güzele ve hayra varmak mümkün değildir.

Bu dünyada köle yetiştirenler, kendilerine hizmetçi bulanlar bilmezler ki kendileri nefislerine köle olmuş, nefislerine hizmet etmektedirler. Nefsi ruhun gıdası, yeme, içme, sananlar yanılıyor ve aldanıyorlar. İşte o nedenle hayat mücadelesinde başarıya ulaşılamıyor. İç dünyamızda büyüttüğümüz nefis, yorulmadan, hak etmeden ve başarı göstermeden kazanma, kısa yoldan zengin olma istek ve arzusunu öne çıkarıyor..

Nefsin bitmeyen, tükenmeyen istek ve arzuları tamamen yok olmayınca, Makamlar, mevkiler kirli emeller uğruna feda edilir. Rüşvet, hırsızlık, soygun, gasp, yalan ve hileye başvurulur. Yeryüzündeki bütün haksızlıklar, savaşlar, fakir ve yoksul ülke sayısındaki artışlar, zengin ile yoksul arasında yer ile gök arası kadar mesafe yaratma, nefsin gem vurulmaz istek ve arzularından meydana gelmektedir.

Nefis aklın önünde engeldir, aklın önünde pusu kurar, her fırsatta sesini yükseltir sonu gelmeyen ölçüsüz istek ve arzularda bulunur. Cümle kötülüklerin asıl nedeni nefse uymaktır. Nefse uymak gaflete, gaflet şehvete, şehvet delalete ve günaha götürür. İşte o nedenle derler nefsini bilen Rabbini bilir. İnsanın kendini bilmesi, iç dünyasında yaşattığı düşman nefsi yenmesi halinde hakkı, hukuku, helali, haramı, yetimi, öksüzü, sevgiyi, saygıyı bilir, bundan dolayı Yüce Yaradan’a yakın olur.

Şeytan nefsine uydu, Yüce Yaradan’a karşı gelerek ” ben Âdemden daha hayırlı ve kıymetliyim, çünkü onu topraktan yarattın, beni ateşten yarattın “ dedi. İblis, nefsin hocası iken, nefis daha ileri gitti Yüce Yaradan’a  “ Ben benim, Sen sensin” dedi. İşte o günden itibaren hoca şeytan nefsin talebesi, talebe nefis şeytanın hocası oldu.

Geçmişte Firavun, Karun gibileri de nefislerine yenik düştüler.Onlar bu suret dünyada, zelil oldular, esas dünyaya mahçup gittiler. Günümüzde de bir çokları nice mevkileri, makamları, yetkileri nefsin çirkin emelleri uğruna feda ettiler ve etmeye devam ediyorlar.

İnsanın iç dünyasındaki düşman nefis iki ruhludur. Ruh-u Sultani, Ruh-u Hayvani. Sultani ruh hayvani ruha galip gelirse insanın esas ruhuna manen lezzet verir. Diğeri galip gelir ise, ne mevki, ne makam ve nede yetkiyi gözetmez. Yetim, fakir fukara hakkı bilmez. Vicdanı dinlemez, Pişman olmaz, nedamet duymaz, korkmaz, çekinmez.  

Nefsine hâkim olamayan insandan, siyaset, hizmet, ticaret, hak, hukuk, adalet, iyilik, beklenir mi? Nefis insanda hırsı şahlandırır, Allah’ın verdiği nimetlerle yetinmez, şükretmez. Dünyanın tüm malına sahip olmak ister.

Kıssadan hisse:

Bağdat caddesini kirli gören padişah, caddenin miski amber ve Gül karışımı su ile yıkanmasını, denetime hazır hale getirilmesini emreder. Görevliler caddeyi yıkarlar, padişah sabahın erken saatlerinde tebdili kıyafetle Bağdat caddesini denetlerken, pencereden yatak çarşafını silkeleyen kadının göğüs kısmı açık kalmıştır. Padişah kadını bu ahvalde görünce, denetimden vazgeçer.

Veziri yanına çağırır. “ Emrim emir ola, bu kadının kocası buluna, kendisine öyle zor görev verile ki, görevi ifa etmeye, katli vacip ola, kadın dul kala bana yar ola” Eve giderler kadına kocan ne iş yapar diye sorarlar, kadın kocam marangoz adresi alıp marangoza giderler. Padişahın fermanıdır kırk sekiz saat içinde bin bir tabut yapacaksın, süreyi geçirir ya da tabutları yapmasan başın gidecek. Marangoz buna imkân yok dese de “ Bak hala konuşuyor” diye azarlarlar.

Marangoz eve gider hanıma mesele mahiyetini anlatır ağlamaya başlarlar. Neden padişah bize muğber oldu, çocuklar henüz küçük onlar yetim kalır, hayallerimiz, umutlarımız vardı diye gözyaşlarını ceyhun ederler. Vaktin dolmasına iki saat kala kapı çalınır. Marangoz hanım, geldiler hadi gel son defa halelleşelim elleri, ayakları titreyerek kapıyı açar dört, beş zaptiye görür. Marangoz,” erken gelmediniz mi? henüz vakit dolmadı ” diye sorunca, Zaptiyeler marangoz senin o söylediklerinden biz bir şey anlayamadık.Sizlere ömür padişahımız dün gece öldü, padişah için çok acele altın kaplamalı bir tabut yapacaksın.. 

Elbette bunlar birer hissedir, lakin nefsine köle olanlar kıssadan hisseleri dinlemezler. Nefsine esir olanların yanına şeytan bile yaklaşmaz uzak dururmuş. Koskoca padişah kirli emelleri uğruna marangozun ölüm fermanını hazırlamıştı, yaşam hakkını yok saymıştı. Makamını, mevkisini, yetkisini kötüye kullanmıştı. Hakkı, hukuku, geride kalacak yetimleri ve en önemlisi ölümü hiç düşünmemişti.

Ne dolarlar, ne avrolar ( Euro ) kimseyi bu dünyanın kulpuna bağlamaz. Bu âlem hiç kimseye kalmaz. Saraylar kâşaneler, mallar, yatlar, yazlıklar, yaylalar burada kalacak, evlatlara da bir fayda sağlamayacaklar, onları da bir birine düşürecekler.Sonuçta her şey birer virane olacaktır.

Şeyh EDEBÂLİ : Ne güzel söylemiş,

Aç gözlü ile dost olma, ikram bilmez, kural bilmez doymak bilmez üzülürsün. / Kibirli ile dost olma, Hâl bilmez, ahval bilmez, Gönül bilmez üzülürsün, / Namert ile dost olma, Mertlik bilmez, yürek bilmez, dost bilmez üzülürsün.  

Kıymetli okurlarımıza saygılar sunuyorum.

Mehmet BURAKGAZİ / MERSİN                       

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Nefsin tuzaklarına düşmüşler kötü hayalleri yüzünden obur ve kaba,çirkin ve bencil huyları yüzünden her yemeğe üşüşen kara sineklere benzerler.Görüntüleri bile mide bulandırır... Dikkatli ve itinalı,tesiri müthiş bir yazı sayın Burakgazi dostum.Varlığınız mutlu ediyor insanı.Selam,sevgi ve saygılarımla sağlıcakla kalınız hep inşallah.

Abbas Oğuz 
 08.03.2014 10:28
Cevap :
Kıymetli dost kardeşim.Sayın,Abbas Oğuz Aynen yorumunuzda yazdığınız gibi her yemeğe üşüşen sineklere benzerler, yaptıklarıyla mide bulandırırlar. Yine her türlü takdirin üzerinde bir yorumda bulundunuz.Böyle bir dostu tanıdığım için, onunla haberleştiğim için mutluyum.Saygılar sunuyorum kıymetli öğretmenimize, her daim sağlık ve mutlulukla yaşamasını diliyorum.   08.03.2014 12:54
 

"Nefis insanda hırsı şahlandırır," Ne güzel ve etkili bir söz değerli Mehmet bey, keşke hırsı şahlandıracak hedefler yerine "AZİM" çağrıştıracak insanları ve emekleri örnek alabilsek, öğütler ve kıssa şahaneydi, emeğinize sağlık, saygılarımla selamlıyorum

Cemile Torun 
 07.03.2014 23:50
Cevap :
Kıymetli yazarımız Cemile Torun; Bu son zamanda duyduklarımız, gördüklerimizin tümü nefsin şahlanması sonucu meydana gelmiştir.Pişman olmama, nedamet duymama hepsi nefsine öle olmaktan ileri gelmektedir.Padişah yetkisini, makamını kötüye kullanarak zavallı marangozun hanımına göz dikerken yetimleri, öksüzleri,hakkı, hukuku ve daha da önemlisi ölümü düşünmemişti. Zahmet, zaman ve güzel yorumunuz için teşekkür ediyorum.Saygılar sunuyorum.Sağlığınızı, mutluluğunuzu diliyorum.  08.03.2014 17:51
 

Arzu ve istekler namütenahi yani sonsuzdur. Nefis insana düşmandır kardeşim. Nefsine esir olmuş insanların hırslarının sonu gelmez ve bu kişilerin yapamayacakları kötülük yoktur. Tek istekleri şahsi menfaatlerini elde etmektir. Bunun için yalan da söylerler, verdikleri sözlerden de dönerler ve başkalarının hakkını yemekten de çekinmezler. Vebali büyüktür ve ebedi alemde cevabı verilemez sorulardandır "kul hakkı" bilhassa ve bilhassa "yetim hakkı"...Yiyenlerin vay haline...Rabb'imiz bizleri korusun, gönlümüzdeki imandan yürüdüğümüz doğru yoldan saptırmasın. Bu güne kadar nasip olmadı, bundan sonra da, bize ait olmayan zerre kadar bir nesneyi bize nasip etmesin. Kul hakkı yiyen yolunu sapıtmış kişileri de Allah ıslah etsin, bacın selamlarını gönderdi kardeşine ve değerli ailesine sağlık ve mutluluklar dileyerek...

Yurdagül Alkan 
 07.03.2014 17:39
Cevap :
Kıymetli Yurdagül Alkan; Yorumunuz paha biçilmez doğru sözlerle nakış edilmiş bir yorum.Padişahta nefisinin köle olmuştu,hiç ölümü düşünmemişti,mevkisini,makamını kötüye kullanarak çirkin emellerine alet olup zavallı marangozun hanımına göz dikmişti. Altın kaplamalı tabuta girmişti.Saygılar sunuyorum.Bacıma ve tüm ailesine sağlık ile mutluluk diliyorum.   08.03.2014 0:12
 

Nefis olmasa,melekten ne farkımız kalırdı değil mi , değerli Mehmet Bey; nefisle sınanıyor, ona ne kadar yenik düşüp düşmediğimize bakılarak puan alıyoruz Rabb'imizden:)Ona gem vurmak, hiç de kolay değildir insanoğlu için.Örneğin; elimizdekinden kendimize yetecek kadar olanını ayırıp geri kalanını ihtiyacı olanlarla paylaşmayı kaçımız, ne ölçüde yapabiliyoruz..."Rabbena,hep bana" der ya halkımız,bunu anlatabilmek için. Mazeretimiz hazırdır,"Ama işte çocuklar, gelecek v.s. " deriz. Öyle olmasa, dünyada gelir yönünden bu kadar aşırı uçlar olabilir miydi? İnsanın ne ölçüde "insan" olduğu o insan makam, varlık sahibi olunca anlaşılır.Öykünüzdeki padişah örneği veya günümüzdeki nefislerinin esiri olmuş erk sahibi insanlar, bazen güçlerini böylesine hayvani boyutlarda da kullanabiliyorlar ne yazık ki. Yine de,halen Anadolu'muzda gönlü zengin insanlar, nefsine mağlup olmayan güzel insanlar da az değil,şükür ki...Saygılar, selamlar...

Nur Eşmeli 
 07.03.2014 15:47
Cevap :
Kıymetli Öğretmenimiz, Sayın,Nur EŞMELİ: Sizler Edebiyat deryasının derinliklerinde yüzmüş, ülkemizi aydınlatmış ve aydınlık yolda yürümeleri için nice gençler yetiştirdiniz. Yüce Yaradan kulların nefsini terbiye edecek doyuma,mutluluğa sağlığa,sevince yetecek kadar helal nasipler var etmiştir. Bunlarla yetinmeyenler nefsin amansız istek ve arzularına köle olurlar.Padişahlıkta, Sultanlıkta, hep nefsin istekleri öne çıkmış.Ölümü düşünmeyenler ise Firavun ve Karun gibi olmuşlar. Nefsi öldürmek değil, nefsi terbiye etmek güzeldir.Zahmet, zaman ve paha biçilmez yorumunuz için teşekkür ediyorum.Saygılar sunuyorum.Tüm aile efradına sağlık ve mutluluk diliyorum.   07.03.2014 16:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 609
Toplam yorum
: 7068
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1977
Kayıt tarihi
: 12.04.12
 
 

Bingöl'de, Baharın son ayında, ikindi üzeri un ambarı (kiler) arkasında, ebesiz, hemşiresiz, Emin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster