Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Eylül '15

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
961
 

İçimizdeki Çocuğa Sarılmak

İçimizdeki Çocuğa Sarılmak
 

İnsan etrafında konuşacak birini bulamadığında, yazacak birini arıyor. İçinde biriktirdiği sözcükleri verebilecek birini… O da olmayınca tüm yazdıklarını tek bir kişinin okumasını düşünerek, herkesin okuyacağı yazılar yazıyor.  

Herkes okuyor, ama o bir tek kişi okumuyor…

O, bir tek kişinin okumayacağını bilerek yine de yazıyor!

Belki,  aynı duyguları paylaştığı başkaları için; belki, o başkalarının dile getiremediklerini açığa çıkarmak için ya da yalnız olmadıklarını anlatmak için belki de…

Ve kim bilir belki de, iç sesiyle konuştuklarını birilerinin dinlemesini istediğindendir yazması.

 

Bilenler bilir. Mesnevi “B” harfi ile başlar.

Bişnev!

Farsçada “Dinle” demektir.

Kendine “Suskun” diyen düşünürün en büyük eserine dinle diye başlaması anlamlıdır.

Gerçeği ne olursa olsun, Mevlana’nın iç yalnızlığını Tebrizî’den sonra paylaşan olmadığı muhakkaktır.  Dışa suskun, içe konuşkandır Mevlana.  Bu bağlamda, Mesnevi’ye dinle diyerek başlamasının kendi içinde bir ironi barındırdığını düşünmek pek de yanlış olmasa gerek.

 

Yaşamasını bilene yalnızlık güzeldir aslında.

Başkasıyla paylaşamayacak olduğunuz tek şeydir.

Hele onu güzelleştirecek anılar da varsa…

İçinde özenle sakladığınız hazine değerinde anılar.

Zaten bir saatten sonra başka ne istenebilir ki hayattan; sallanan iskemlemizde oturup, tv seyrederek kahvemizi yudumlamaktan başka?

 

Ama bazen üstesinden gelemediğimiz olur yalnızlığımızın…

Böyle zamanlarda alır başımı giderim.

Nereye gittiğimi bilmeden, hiç bilmediğim caddelerden, sokaklardan geçer, kaybolurum!

Nerede olduğumu bilmemek tuhaf bir duygu yaşatır bana.

İnsan, yalnızlığını ve kendine olan yabancılığını yine yabancısı olduğu bir yerde unutabiliyor ancak. Her yerin, her şeyin, herkesin yabancı olduğu yerler daha huzurlu geliyor bana.

Sanırım ,en çok o zaman kendi yalnızlığımıza dönüp, içimizdeki çocuğa sımsıkı sarılmak ihtiyacı duyuyoruz.

Zaten en çok da o çocuk dinliyor bizi…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

'bak şu Ney'e hikayet etmede... ayrılıklardan şikayet etmede...'

yeşilsoğan 
 29.09.2015 16:12
Cevap :
"Koptuğumdan beri kamışlıkdan ben, Ağlar kadın erkek inleyişimden." Teşekkürler, sevgiyle kalın.  30.09.2015 18:51
 

Melek Hanım, içimizdeki çocuk... Ben ona kendimin kendisi diyorum, kimse dinlemez ve okumazsa en azından kendimin kendisi ile avunurum. Bu arada bayramınızı kutlar esenlikler dilerim.

Şahin ÖZŞAHİN 
 22.09.2015 23:36
Cevap :
Paylaştığınız için teşekkürler Şahin Bey. Sizin de bayramınız kutlu olsun.  23.09.2015 15:46
 

Ruhun yalnızlığı...2 kişilik yalnızlıklar...Zor zanaat baş etmek...Sessiz çığlıkların, ağız boşluğunun duvarlarına çarpıp, hece olamadan midene gülle gibi oturması tarif ötesi... Bunca meşgul olma çabası, didinme, sayfalar arasında koşuşturma, küçücük şeylerden büyük mutluluklar çıkartmamız, bizi dinleyen içimizde ki çocuğu canlı tutmak için değil mi zaten ? Bam telime dokundun yine Melek'cim... Yüreğinin sesine sağlık...

Nurcan Çelik Yalun 
 14.09.2015 0:34
Cevap :
Ah keşke iki kişilik olabilse yalnızlıklar. Ama değil sevgili Nurcan. Senin anlatmak istediğin iki ayrı kişinin yalnızlığı olmalı. Aslında tekil ya da çoğul olması bir şey değiştirmiyor. O hep sadık bir sevgili gibi hep bizimle. İç sesimiz de olmasa ölürdük yalnızlıktan. İçimizdeki çocukla iç sesimizle konuşuyoruz sürekli.Ve sadece dinlemesi bile yetiyor bize. Eski günlerdeki gibi yorumunu okumak mutlu etti beni. Sevgiyle kal.  17.09.2015 21:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 227
Toplam yorum
: 1821
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2016
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

Burada yazarken kim olduğumuzun, ne olduğumuzun bir önemi olmadığını düşünüyorum. Önemli olan yaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster