Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mart '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
1321
 

İçimizdeki Karşı Kıyılar

İçimizdeki Karşı Kıyılar
 

Görsel: Karşı kıyı: www.kaliteliresimler.com


İçimiz, ister bir kent karmaşası, ister bir kasaba sıradanlığı ya da bir köy dinginliği içinde olsun. Orada bir yerlerde mutlaka su ya da onun özlemi vardır. Bu özlem, belki de hem geldiğimiz hem de yaşadığımız yer ile alâkalıdır (*)

Bu özlemli su kitlesi, ister bir deniz, bir göl, ister bir akarsu siluetinde ya da zihinde ve yürekte akan damlalar halinde olsun...Bu manada tüm kişisel denizler birer 'iç deniz' halindedirler. Göller, akarsular ve damlalar da içli, derin ve özlemlidirler...

Sen, hep orada bir yerdesindir. Kendi kıyında... Suyu, havası ve toprağı ile... Hep o kanıksadığın yerdesindir!

Bu kıyı, artık her şeyiyle bilinen, yaşanmış, gereken mücadeleleri verilmiş ve tüketilmiş bir kıyıdır.

Ya o karşı kıyı(n)? Öyle mi ya? Orası, yeninin, bilinmeyenin ve umudun karşı kıyısıdır.

Sabahları isli, puslu ve gizemli, geceleri ise ışıltılı... Suya vuran ışıkları ve renkleriyle, adeta kendini kendiyle çarparak hem büyütüp hem de büyülercesine... Hele bir de burcun balıksa ya da su burçlarından herhangi biri... Hep oraya, karşı kıyına geçmek ister durursun.

Kendi kıyın, gri tonlarında gerçekliğinse, o kıyı pembe hayallerinin,
Kendi kıyın, soluk sarı sıradanlığınsa, o kıyı masmavi ideallerinin,
Kendi kıyın, beyaz bayraklı teslimiyetlerinse, o karşı kıyı kızıl renkli isyanlarının kıyısıdır!
Çoğu kez de çocukluk ve ilk gençlik anılarınla beslenip duran
Yaşın kaç olursa olsun, hayâlinde hep o kıyıya geçer, geçer durursun...

Esas olansa oraya gerçekten geçebilmektir!

" Bir kez geçer bir insan bir karşı'ya, - Ondan sonra artık her-şey karşıdır.- Orada bir dur-yeri olsaydı ya...- Olmaması bir karşı-yarışı'dır. " ("Değirmen"- Özdemir Asaf - "Yalnızlık Paylaşılmaz"dan)

Seni kuşatan, bağlayan, kendi kıyına demirleyen şeyleri ve aidiyetleri birer birer kırarak, bırakarak... Ardından da derin bir nefes çekip dalarak... Ya da seni karşı kıyıya geçirecek sağlam ve ışıltılı bir tekne bularak...

O dalış öncesi çekilen derin nefes, aslında çok farklıdır. O nefes, mutlaka (t)utku, umut, özlem, sevgi ve aşk bileşimlidir. Sırf nitrojen, oksijen ve cüzi diğer bazı gazlardan oluşmaz!

Diğer seçenek dahilinde binilen teknenin ise, yelkenleri sadece umut rüzgârlarıyla şişer. Pruvası (t)utkunun uzunluğunda, gövdesi sevginin derinliğinde, güvertesi ise özlem ve aşk çiçekleri ile bezelidir.

Azmin, sabrın, özlemin ve yanısıra şansın da varsa, karşı kıyına geçersin.

Geçerken, oraya gidip de geri dönmeye çalışan bazılarını görsen de, vazgeçmez ve devam edersin.

Hele ki, yaşamda kritik kararlar arifesinde ve kırılma anlarında, durum işte tam da budur!

"...Haydi, şimdi gel benimle sevgilim..." diyesin gelir. "...Gelip de hayâl ve ideâllerimin ellerinden tutar mısın?",

"...Birlikte derin bir nefes alıp karşı kıyılarımıza yüzmek için benimle dalar mısın?",

"...Oraya doğru benimle güçlü, kararlı ve yorulmaz kulaçlar atar mısın?",

Ya da bembeyaz yelkenleri sevgi rüzgârıyla dolan teknemize binerken, "...Seni -eski halinle- sana bağlayan köhne halatlarını söküp de atar mısın?" diye de ardışık olarak sorasın gelir...

Yanıt da " Evet ! " ise,

İşte o zaman; 'karşı kıyım ve diğer yarımsın!' diyesin gelir...

'Karşı kıyılarımız'a bir geçebilsek
Göktaşları gibi yağsa üstümüze
Gelecek düşlerimiz
Ve yarınlara dair ümitlerimiz.
Pembesi, mavisi ve kızılıyla
Sadece 'göz alıcı' değil, aynı zamanda 'ruh alıcı'
Renklerden yoksunluğumuzu unutsak
Onca zaman süren
Ve oldukça acı veren
Yoksunluğumuzu...
Her ne kadar büyük Dostoyevski
'İnsanın ruhunu yücelten bir acı
ucuz bir mutluluktan evladır
" demişse de...

Not:

(*) Ana rahminde bir tür can suyu içindeyizdir. Hem içine doğduğumuz dünyanın hem de vücudumuzun dörtte üçü -ilginç bir rastlantı eseri- su ile kaplıdır. Bu özlemin fiziksel yanı buralardan kaynaklanıyor olsa gerek.

(**) Büyük Siyaset Bilimci ve yazar Adam Şenel'in 'Ozmos Kronos' adlı fantastik bilimsel romanındaki kahramanı Ozmos Kronos'un gözlerinden, 'hayali karşı taraf' ile giriştiği tartışmalarda ve kahramanın bitmek bilmez sorularının cevaplarında görebildiğimiz temayı, kıyısından da olsa - bu kısa yazıyla- yakalayabildiğimi hissettiğim için kendimi mutlu hissediyorum.

İ.Ersin KABOĞLU,

13 Mart 2009, Ankara

Papatya Tarlası bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Ersin Bey,çok etkileyici ve güzel bir yazı. Okudukça kendi kıyılarımı düşündüm. İnsanın kıyısı sevdiği insandır evet. Bazen o kıyı pespembe çiçeklerle dolar, bazen gri bulutlar yağmurla sular kıyıyı, bazen yedirenk ebemkuşağı çıkar. herşeye rağmen yaşamak güzel. Hayata doğru kıyıdan bakabilmek dileğiyle.. saygılarımla

Papatya Tarlası 
 17.11.2014 23:20
Cevap :
Talip Apaydın'ın 'Karşı Yakadaki Cennet' adlı bir öyküsü vardı değerli Sema hanım. Taaa..Lise yıllarımda okuduğum: "...Öte yakadaki cennet... Irmağın öte yakası yemyeşil, bu yakası bomboz... O tarafı bağlık bahçelik, bu tarafı göz alabildiğine kır..." diye başlardı o öykü... Bu bloğuma esin kaynağı olmuştu. Hak eden herkesin en kısa sürede 'Karşı Kıyı"larına ulaşması dileğiyle... Yorumunuz (ve ilk yazınızdaki yorumuma yanıtla yetinmeyip ana kaynağa da ulaşıp yorumladığınız) için içten teşekkür ve selamlarımla...  18.11.2014 12:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 361
Toplam yorum
: 3334
Toplam mesaj
: 251
Ort. okunma sayısı
: 2333
Kayıt tarihi
: 05.10.07
 
 

Samsun/Ladik doğumluyum. Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım babamın görevi gereği ülkemizin Orta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster