Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mart '09

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
344
 

İçimizdeki odalar

İçimizdeki odalar
 

içimizde ki odaların bir başınalığı....


Kendimi böyle bir durumda gördüm mü yad a görebileceğimi tahmin ettim mi acaba..! Bazen koşullar ne getirise getirsin ayakta kalma mücadelesi veririz. Ama sanırım artık ayaklarımı hissetmediğim, diz kapaklarımda dayanılmaz ağrıların olduğu bir dönemdeyim.

Ayakta duramıyorum, kalkmak için mücadele verdikçe diz kapaklarımdaki ağrılardan dolayı kalkamıyorum. Tutunacak bir el arıyorum ya da tutunacak destek...! Sanırım bomboş bir odada yapayalnızım! Aradığım ve istediğim hiçbirşey yok, kendimle başbaşayım!

Düşünüyorum, sadece düşünüyorum. Nasıl bu boş odaya geldim, nasıl ayaklarımı hissetmeyecek duruma geldim. Nasıl? Yapayalnız ve bomboş odada bunları soruyorum kendime. Beni bu odaya kim hapsetti! Yürüyemediğimi, yalnız başına ayağa kalkamayacağımı kimse bilmiyormuydu!

Düşünüyorum, düşünceler arasında kayboluyorum. Karanlık bir odada, bir ışık arıyorum. Önce odayı, sonra içimi aydınlatsın diye...! Evet; düşüncelerle boğuştuğum anlar, dakikalar ve saatlerde bu odaya gelmeden önceki günlerimi düşlüyorum. Hem de anımsayabilidiğim en uzun zamanlardan başlıyorum.

Gülümsüyorum, ağlıyorum, şaşırıyorum! Geçirdiğim, yaşadığım o zamanlardaki beni düşlüyorum. Tıpkı bir film şeridi misali en uzaka zamandan başlıyorum kendimle konuşmaya! Film şeridinin son bir, iki sahnesinde bir karmaşa! Beynim ve kalbimin birbiri ile mücadele ettiği bir kaos! Mücadele o kadar uzun sürüyor ki; mantığım dayanamayıp benden kaçıyor! Beynim ise; "YAŞA ve GÖR" diyor. Kalbimle başbaşa kalıyorum. Bense yenik düşüyorum kalbime. Uzakta yanan kocaman bir ateş alev alev gecenin karanlığını tıpki gündüz gibi aydınlatan o ateşin yanına gidiyorum. Ateşe yaklaşıyorum, yaklaştıkça beni yakacağını biliyorum. Aldanıyorum onun o aydınlığına. Yakşaltıkça o ateşe sanki benim içimde aydınlancaktı tıpkı gecenin aydınlandığı gibi! Yaklaştım, yalaştım ve ayaklarımın kızgın korlara bastığını fark etmeden yakşaltım.

Canım acıdı anladım ki ayakalarım yandı, koştum uzaklaştım o kocaman ateşten, odaya geldim canımın acısıyla herşeyi fırlatıp attım. Canım acımıştı, hiç birşeyi görmek istemiyordum. Canım yanıyordu, film şeridinin akıp gitmesi beni getiridi bu odaya. Evet beni bu hale kalbim getirdi.

Keşke demiyorum. Ama sadece Ayaklarımı yakan bu ateşin hep o geceyi aydınlatan kocaman alevlerini görebilseydim. Ona yaklaşırken bilemezdim; ayaklarımın yanıp ve onunda kısa bir süre sonra SÖNECEĞİNİ...!!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 460
Kayıt tarihi
: 22.09.07
 
 

Bahar aylarından birinde Ankara'da merhaba dedim yaşama. Ziraat Fakültesini bitirdikten sonra Ank..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster