Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Kasım '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
795
 

İçimizden kuş kaçışları!

İçimizden kuş kaçışları!
 

Görsel kaynak: www.bydigi.net


Bir kafes vardı içinde, aslında küçük bir ev

Zaman zaman çokça bunaltan

Ezen ve ezilenlerin şu gerçek dünyasına inat,

Ona kafa tutan,

Hapseden değil de, aksine

İçindekini koruyup her daim canlı tutan

Bir kuş kafesi, aslında kuş evi 

Göğüs kafesinden daha da içerilerde... 

GG

Göğüs kafeBoyutlarını hiç bir zaman ölçememişti. Rontgenlerde de çıkmıyordu. Ama kocaman olduğunu hissediyor, belki de biliyordu. İçinde, susamcıktan isketeye, sakadan ispinoza ve kanaryaya kadar türlü, türlü rengârenk kuşları vardı. Hatta bir de papağan… İç sesini taklit edip duran rengârenk bir papağan bile vardı… 

İçindeki düşlerin, sevginin ve barışın

Asıl gerçekleri görüp bilebildiği

O hayat dolu kafesi, iç evi, dirençli kılardı onu

Ezen ve ezilenlerin şu gerçek dünyasının

Bunaltıp durduğu

Zihnini, yüreğini ve bedenini

Her daim diri, genç ve şen tutarcasına…

Bir gün açtılar o evin kapısını ve içindekiler hep birden uçarak kaçtılar!

Ve önce bazı şiirlerini ve şarkılarını alıp götürdüler, belki de kaf dağının arkasına (*)

Kimi; “Geçmiş artık yaşın, başın” dedi. Bazıları;“Seni yanlış tanımışım, aradığım sen değilsin”mişler… Bir kısmından da;“Toplumsal olanı boş ver, bireysele takıl” diye serzenişler… “Bu dünyayı sen mi kurtaracaksın, önce kendini kurtar ve tadına bak!” tamtamları arasında açtılar o kafesin kapısını…

Zaten son zamanlarda -böylesi bir atmosferin varlığı yüzünden- can kuşlarıyla pek de muhabbetli geçinemiyorlardı. Ne artık sevgili gibiydiler, ne de arkadaş kalabiliyorlardı...

Kimi gözleriyle,

Kimileriyse susmalarıyla hissettirdiler

Ve bazıları da iki dudak arası

Sözlerle söylediler ona bunları

Kendi kıyılarından el sallayarak…

Oysaki bilmiyorlardı; hangi yaşta olursak olalım, yine de hayatta bir daha hiç olamayacağımız kadar genç olduğumuzu... 

Ayrıca, asıl o, kendi içinde gizliydi ve oraya bakmayı hiç kimse akıl edemiyordu.

Bir de, tek başına, hedefsiz bir "ben"in neredeyse bir "hiç" olduğundan, ancak "Biz(ler)"e doğru giden yolda mükemmelleşmiş, doyumlu ve bilinçli bir "ben"in "her şey" olabileceğinden de sanki habersiz gibiydiler! 

Ey zamanın dışına düşmüş (denilen) adam

Ve içindeki, (sözde) zamanın dışındaki antik kuşları

Bilesiniz ki, onlar… Daracık kıyılarından el sallayarak söylenenler… Hem geleneksel hem modern, bazen de sanal ağlarla örülü görünmez kafeslerinde, (sanki) mutlu(mu)ydular!

Aile kafesi, iş-güç-meslek kafesi, dozu kaçmış din-iman, ilaveten Facebook, Tweetter ve de muhtelif geçici hazlar kafesleri içinde... “Tık”, "rating", “beğen” ya da “rahatla” sayısı tokluğuna, çoğu kez çaresizce çırpınanlar…

Bakma salladıkları ellerin avuç içlerinin beyazlığına, aslında, irili ufaklı, kara kara yalanlar gizlerler o ışıltılı ve bembeyaz ekranların arkalarında…

Ama sonunda başardılar

Onun iç kafesi, iç evi artık boş

Ve tüm kuşları da özgür, nazlı nazlı

Ait oldukları zamanlara doğru uçmaktalar

Fakat şimdi de o artık tutsak... O kafesin yerine bir çukur kazıp kendini gömmüşcesine tutsak... Ezen ve ezilenlerin, zaman zaman çokça bunaltan o gerçekler dünyasında!

Ruhu sanki puslu kuşlar atlası, şu post (hoşt)-modern zamanın keşmekeşinde...

Yine de, soğuk ve yağmurlu gecelerde

Sanki haylaz bir serçenin kanatları ile asılır o

Şu ilk kış göğüne...
Belki de bir zamanlar içinden kaçan bir serçenin
Ve hiç eskimeyen bir Ay'ın parlak ışığıyla tutuşur
Yaşama sevinci de (b)öylesi gecelerdeSöylendi sonunda kendi kendine: İnsanlık namına, içimize yeni kuş kafesleri gerek!  .......
 

Söylendi sonunda kendi kendine: İnsanlık namına, içimize yeni kuş kafesleri gerek!

İ.Ersin KABAOĞLU,

29 Kasım 2011, Ankara

(*) Örn.Tuğba Özerk'in "Aklımda Sen Varsın" şarkısııı......Örn.Ö  

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Üstad;ben de en çok 'iç evi'ni sevdim..insanlar fark etmeli iç evlerini hakkıyla yaşamalı hayatın kafamıza kafamıza savurduklarına inat..:)selamlar.

cinford ali duran 
 02.12.2011 21:18
Cevap :
4 Temmuz'dan beri, güzel Ağrı dağı anlatımından bu yana yazmayan değerli yazarım... Haklısın, hem insanlar kendi "iç evlerini" farkedebilmeli, buradan doğan empatiyle de diğer insanların "iç evlerini" de görebilmeli... İster bir kafes genişliğinde olsun, ister iki oda bir sofa... Farketmez... Yeter ki içinde kendilerince bir mutluluk olsun! Yoksa şu hoşt-deli "sistem" bizleri bir süre sonra liğme liğme eder! Değil mi sevgideğer Ali Bey? İçten teşekkürler ve dost selamlarımla...  02.12.2011 22:59
 

Daracık kıyılarından el sallayanlar ne geleneksel ne de modern uydurdukları sanal dünyalarında mutluluğu mu aradılar? Seyrederek; düşünmekle üretmekle uğraştırmayan boş bakarak geçtikleri yollarda bir çember çizdiklerini hissetmeden ve o çemberin etrafında amaçsız dönerken yaptıkları tek şeyin aslında boşluklarını örten bir zaman öldürmek olduğunu bilmeden, uyuşmalarla öldürdüler kıymetli yaşamlarını.Belki zaman zaman hepimiz düştük o çemberin çevresine vakit öldürmeden çıkmayı bilenler uçurdu kuşlarını karanlık göklere yarın güneşe selam versin diye... Üretken, düşündüren ve ürettiren yazınıza selam olsun.

TC kaan kartal 
 30.11.2011 14:16
Cevap :
Sevgideğer Kaan Bey, sizin de yazımın son bölümüne parlak, işıltılı ve son derece anlamlı bir paragraf şeklinde ekleyesim gelen bu değerli katkınıza sonsuz teşekkürler ve dost selamlarımla...  01.12.2011 10:35
 

Ersin Bey Blog yazınız bir lokum yumuşaklığında damaklarımız yerine yüreklerimizi tatlandırmış.. Keşke içimizdeki kuşlar bir yerlere çarpmadan özgürce uçabilseler... Gelin görün ki; sağlık,iş aile çevresinde insan olarak yaşamı sürdürmek adına bazen çarpışmalarımız oluyor... Yeter ki zarar almadan tekrar ama tekrardan içimizdeki kuşu uçurabilmek en önemlisi... Yaşadıklarmdan tek bildiğim içimizdeki umut kuşunu kaçırmamak... Ne kadar özgür bıraktığımızı düşünsek bile... Bizim olan bizden ne kadar uzağa uçabilir ki... Dilerim umut kuşlarınız başınızı üzerinde hep uçuşsun... Dostça selamlar ve sevgiler...

ecemece 
 30.11.2011 10:26
Cevap :
Değerli yorumunuzda "...Yaşadıklarmdan tek bildiğim içimizdeki umut kuşunu kaçırmamak. Ne kadar özgür bıraktığımızı düşünsek bile, bizim olan bizden ne kadar uzağa uçabilir ki..." derken bu yorumunuz "kuşların geri dönüşü" adına müjdeli bir haber gibi gelip otursun öyleyse yazımızın altına... Sizin de "umut kuşlarınız" başınızın üzerinde hep uçuşsunlar değerli yazarım... Dostça selamlar ve sevgilerle...  30.11.2011 10:57
 

Değerli yazarım, daha çok düşündüren bir betimleme...En güzeli "ben" olmanın hiçliği, "biz" olmanın mükemmelliği...Ama ezen ve ezilenlerin yaşadığı bu dünyada "biz" olabilmenin sıkıntısı ve bunaltıcılığı...Kapısı açılınca kafesin, özgürlüğe açılan iç dünya...Özgürlük? Kader çizgisinin verdiği izne bağlı...Yaşadığımız şu ân, hangi yaşta olursak olalım, bundan sonrası için hiç olamıyacağımız kadar genç olduğumuz...Her gün bunu düşünüp o ânın hazzını hissetmek bile güzel...Sıradışı bir yazı, bilincinize sağlık. Selam ve saygılarla...

Yurdagül Alkan 
 30.11.2011 0:14
Cevap :
O deneyimli kişiliğiniz ve kaleminizle can alıcı noktaları ne de güzel bulup çıkararak sentezlemişsiniz. "...Dünya alaz bir kafes, bizler konar göçer kuşlarız..." Bir de aydınlıklarda şöyle gönlümüzce mutluluktan şakıyabildiğimiz ânların süresi uzasa... Ne de güzel olacak değil mi değerli Yurdagül Hanım? İçten selam ve saygılarımla, çokca sağlıcakla ....  30.11.2011 10:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 335
Toplam yorum
: 3201
Toplam mesaj
: 251
Ort. okunma sayısı
: 2328
Kayıt tarihi
: 05.10.07
 
 

Samsun/Ladik doğumluyum. Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım babamın görevi gereği ülkemizin Orta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster