Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Nisan '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
586
 

İçinde yüreğin olmalı...

İçinde yüreğin olmalı...
 

Ona bir armağan almak istediğini söylüyor. Doğum günüymüş. Armağan almakta hep çok zorlandığını, ne alacağını bilememenin sancısıyla günler önceden kıvrandığını anlatıyor. Bana soruyor: "Sence ne almalıyım?" Şaşkın şaşkın bakıyorum yüzüne. Hiç tanımadığım biri için nasıl bir öneride bulunabilirim ki? Bunu ona söylüyorum. Bana onun özelliklerini saymaya başlıyor. Tarifine göre doğumgünü olan kişi 28 yaşına girecek genç bir adam. Yakın bir dostu olup olmadığını soruyorum. "Çok yakın" diye cevaplıyor. Liseyi birlikte okumuşlar hatta üniveristeyi de. O zamandan beri dostlukları sürüyormuş. Şaşkınlığım daha da artıyor. "Onu iyi tanıyor olmalısın. Nelerden hoşlanıp nelerden hoşlanmayacağını biliyor olmalısın." Aynı cümleyi tekrar ediyor: "Armağan seçmekte hep zorlanmışımdır." Öylece bakıyorum yüzüne. Bunca yıldır tanıdığı birine armağan almakta zorlanıyorsa, onunla olan dostluğunu sorgulaması gerektiği geçiyor aklımdan, sesimi çıkarmıyorum.

Aklıma takılıyor armağan konusu. Neye göre, nasıl seçtiğimiz, bize verilen armağanlar, bizim verdiğimiz armağanlar, armağan vermek için özel günleri bekleyip beklemediğimiz, çok bilinen şeyleri mi yoksa özel şeyleri mi tercih ettiğimiz üzerinde uzun uzun düşünüyorum. Hayatımda aldığım en güzel armağan geliyor aklıma. 22. yaş günümde bana verilmiş küçücük el yapımı bir defterdi bu. Kare şeklinde, avuç içine sığacak kadar küçük, sarı sayfalı bu defterde inci gibi bir el yazısı ile yazılmış şiirler vardı. Çok sevdiğim birinin yüreğinden dökülen kelimeler avucumun içindeki bu küçücük defterde duruyordu. Benim için çok kıymetliydi. Çünkü içine yürek konularak yapılmıştı.

Armağan böyle olmalı diye geçiyor aklımdan; kişiye kendini özel hissettirmeli. Çünkü sevdiklerimize verdiğimiz bu küçük nesneler aslında kalbimizde olanların küçük bir temsili gibi. Bu yüzden belki de, maddi değeri olmayan fakat el emeği taşıyan armağanlar bana her zaman çok daha değerli geldi. Bir peçete üzerine yazılmış bir dörtlük, el yapımı bir kitap ayracı, içine bir kaç sayfa sevgi dolu sözcük yazılmış bir defter, şans getirmesi için verilen bir taş çok özel ve önemli oldu benim için...

Şimdi eli çenesinde düşünüyor ona ne alması gerektiğini. Bunu bir zorunluluk olarak gördüğü için aklına hiç birşey gelmiyor. Muhtemelen bir kazak, bir kitap ya da bir deodorant alacak...Ve armağanı alan kişi ona teşekkür edip belki de hiç kullanmadığı eşyalar arasına atacak bu armağanı. Biri, bir zorunluluktan kurtulacak diğeri, hiç gereksinim duymadığı bir eşyaya sahip olacak ve doğum günü partisi bitecek... Hayattaki pek çok şey gibi bu da geçiştirilmiş ilişkiler içinde kendine ait sırayı alacak...

Armağan, sadece armağan adını taşıyacak ama asla bir armağan olmayacak...

RESİM:Victor Haddad

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bazen tek bir kelime bile yetiyor, ya da tek bir bakış...dünyanın en değerli armağanına sahip oluyorsun bir anda...yeter ki olması gereken kişi(ler)den, içten, yürekten olsun...

beenmaya 
 10.04.2007 20:06
Cevap :
Sevgili Özlem, Beklenilen kişiden alınan bir armağan, hatta tek bir kelime bile olsa, ne çok mutlu ediyor değil mi? Hele de o bir kelime yüreğin içinden gelmişse :) Kucak dolusu sevgiler...  10.04.2007 20:33
 

Bir insana verilebilecek en güzel hediye, ona yaşatması gerektiğine inandığı en güzel "an" olmasıdır aslında. Bak işte sevdiğim sen şu an yoksun artık bu hayatta, ama o "an" lar ölene dehep kalacaktır akılda. Ölümsüz bir hediye işte Sevgili Fulya...Ölümsüz

Tarık Azra 
 10.04.2007 18:40
Cevap :
Sevgili Tarık, Ne kadar güzel bir armağan..."Bir an..." Çok teşekkür ederim Sevgili Tarık bu belki de en doğru bakış açısıydı...Sevgilerimle...  10.04.2007 18:57
 

aslında , armağan mıdır? armağanı sunan mıdır? sevindiren. armağan burada detaydır. Aslolan sevdiğin yada ciddiye aldığın kişi tarafından ciddiye alındığını görmektir. Sevdiğinin avucunda taşıyıpta seni hiçbir yere koyamadığını bilmektir. Bu yapılsın yada hissettirilsinde, nasıl yapılırsa yapılsındır olay! Muhatabına, çok güzel bir cümle kurmaya çalışmaklıktaki çaba ve tıkanıklıkta, bir nevi en içten armağandır, sonrasında o güzel cümleyi ararken oluşan yorgunluğun göstergesi olarak, "öyle işte" deyivermesidir mütebesim bir hal ile. :) Evet; sonuç olarak armağan vermek, armağanı kabul edebilmek kadar ciddi bir iştir. sevgiyle

Yücel! 
 10.04.2007 17:45
Cevap :
Sevgili Yücel, Aslında aynı şeyden söz ediyoruz; Armağanı veren ve düşünen önemli elbette.Fakat bazen zorunluluktan alınmaz mı armağanlar hani ayıp olmasın diye...Yoksa içten gelerek verilen armağanın ne olduğunun ne önemi var ki, asıl önemli olan o sana verendir.Bunu anlarsın zaten...Onun kalbi seninleyse armağan sadece somutlaşmış bişeydir başka birşey değil...Önemli olan da budur zaten.Sevgiler...  10.04.2007 18:05
 

Güzel bir blog açmışsınız ve çokta iyi etmişsiniz... Aldığım en değerli armağan bir gemi yolculuğu sırasında afrika nın siareloren ülkesinin freetown limanın da idi. Gittiğimiz bar da cumartesi günü kurulan bir orkestra vardı. Ben de onların içinde tumba çalmıştım bütün gece... Onlarda bana ağaçtan el işlemesi ile yapılmış tumba çalan bir Afrikalı kadının heykelini vermişlerdi... Verdiklerim ise anlamını yitirmiş olmalı... yüreğinize sağlık sağlıcakla kalın...

sürahi 
 10.04.2007 17:05
Cevap :
Sevgili River, Armağanlar bizde ne kadar önemli izler biırakıyor değil mi? Ama bence verdiğiniz armağanlar mutlaka birilerinin yüreğinde alındıkları günkü değerini koruyorlardır. Çünkü insanlar unutmaz...Sevgilerimle...  10.04.2007 17:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1071
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster