Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mart '14

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1617
 

İçine atma matruşka! İçine atmak iyi değil...(*)

İçine atma matruşka! İçine atmak iyi değil...(*)
 

alıntıdır


Son zamanlarda öyle yoğun bir iş temposunun esiriyim ki, günün başlangıcı ve bitişi arasındaki süreyi tek nefeste yaşıyorum sanki.

Sabah işe giderken radyoda haber dinlemeyi bir tarafa bıraktım. Huzur ve sevgiyle besleniyorum ben. Diyeceksiniz ki; “ben”cil misin? Asla! Ama ne kadar çok olumsuzluk ulaşırsa bünyeme o kadar çabuk tüketiyorum enerjimi, yaşam sevincimi.

Bırakın geleceği, yarından bile endişeleniyorum bu sefer. Bu yüzden radyo da haber dinlemek yerine sabahları müzik dinlemeyi tercih ediyorum.

Sabah şirketin kapısından içeri adım attığım an üç kişiyi ellerinde büyük çantalarla görmem bir oluyor. Gazete dağıtıyorlar. Anlıyorum ki; bu bir işaret! Yine bir şeylerden kaçıyorum ve bu sefer kaçtığım ne varsa elime tutuşturuluyor.

Gün boyu bakmıyorum gazeteye. Daha çok sohbet ediyorum fırsatını bulursam. Ve ne zaman biriyle konuşsam boyunu aşan öfkelerle dolu. Ama söyleyemiyor kimse birbirine öfkesini, kırılma noktasını. Hep kapı arkasında kalıyor bozulmalar, tasalanmalar.

Yaşam koçu bir arkadaşımla konuşmuştuk bir kez. Şimdilerde gitmeye çekindiğim Fransız Sokağı’n da oturmuştuk ve onun sohbetinde dinlemiştim içine atmanın nasıl derinlerde biriken öfke atıkları olduğunu.

“İçine atma sakın” demişti. Paylaş! Paylaş ki kendine en az zararı verebilesin. Paylaş ki, içini kemiren ne varsa aydınlığa kavuşabilsin.

Şimdilerde söylediklerini düşünüp bir de etrafımdakileri dinliyorum da, herkes içindeki heybede biriktiriyor her şeyi. Hiç ummadığınız anda anlıyorsunuz bazen kırdığınızı çevrenizden birilerini.

Halbuki açıklamanız var, tamamen yanlış anlaşılmışsınız! Ama ne var ki anlatılmadan anlayamazsınız!

Konuşmadan anlaşamazsınız.

Nedir bu içimizde biriktirmenin altındaki neden bilemiyorum. Yalnız kalma korkusu mu? Yanımızdakilerin bizden uzaklaşmasından çekinmek mi? Adını koyamıyorum.

Bildiğim tek bir şey var, kimse bilmiyor sizin içinizden beslediğiniz sevgiyi veya öfkeyi.

Anlatmadığınız, içinizde sakladığınız her şey hemen şimdi yıpranma sebebi. Nasıl ödeyeceksiniz biriktirdiklerinizin sağlığınıza verdi hasarın bedelini?

Etten kemikten insanız hepimiz, matruşka değiliz ki!

yılmaz çetingöz, Erdal Ceyhan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merve'cim, Aylaaaar sonra ilk kez bir blog yazısı okuyorum. Ve sana denk geldi. Tamamen tesadüf. "Biriktirdiklerinizin sağlığınıza verdiği hasarın bedelini nasıl ödeyeceksiniz?" demişsin ya; işte bu cümle beni vurdu geçti. Çünkü ben bunu yaşadım, yaşıyorum. Anlatamamanın sebebinin yalnızlık korkusu olduğunu öğrendim. Ve anlattığımda aslında yalnız kalmadığımı, destek aldığımı gördüm. Pişman oldum daha önce paylaşmadığıma. Bu sabah çok zor kalktım, zaten bir süredir sabahları kalkmakta zorlanıyorum. İşe geldim ve maillerimi okumaya hazırlanırken senin yeni yazı yazdığını haber veren maili gördüm. İçimden bir ses "aç" dedi, açtım. Sayfana girdim ve bu yazını okudum. Sorgulamakla meşgulüm kendimi şu an. Çünkü daha anlatacaklarım bitmedi. Hâlâ korkularımın esiri olduğumu, son bir gayretle o anlatamadığımı anlatmam, yakınlarımla paylaşmam gerektiğini biliyorum. Sabah sabah bana yaptığına bak :) İyi ki okumuşum canım. Bazen hiç ummadığın anda hiç ummadığın bir yerden güç alıyorsun.

NURTEN DEMİREL 
 18.04.2014 10:49
Cevap :
Nurten Hanım, sizi görmek öyle güzel ki...uzun süredir sizi merak ediyorum ve cümlelerinizi özlüyorum. Ne iyi ettiniz bu sabah o e-maili görmekle:)ne yazık ki fazla susuyoruz. Çok biriktiriyoruz. Hatta bize kalsa hala biriktireceğiz ama artık bedenimiz, sağlığımız karşı çıkıyor bu duruma. Ve bedel ödemeye başlıyoruz. sonucu ağır oluyor.İçimizden geçenler paylaşmadıkça, konuşmadıkça dert oluyor. Her şeyin, her sıkıntının, hastalığın sebebi de bu değil mi zaten? Oysa bugün varız yarın olup olmayacağımız meçhul. Bir kere geldiğimiz şu hayatı çok fazla ciddiye alıyor, hiç bırakmayacakmış gibi davranıyoruz. Paylaşın nolur! içinize atmayın hiç bir şeyi. Eğrisiyle doğrusuyla bu hayat sizin. Geminin kaptanı sizsiniz. Bugün Gabriel García Márquez'in son mektubunu okudum. Neden diye düşünmeden edemiyor insan. Neden hep sona yaklaştıkça kaybedilen zamanın değeri fark edilir? O yine şanslıymış ki, bu yaşa gelebilmiş. Ya bizler? Yarının garantisi var mı hayatımızda? Öyleyse herşey için ŞİMDİ! svglr  18.04.2014 19:30
 

Negatif enerjilerden yer mi kalır o zaman pozitif enerjilere.Olumluyla olumsuzluklar birbirine karışırsa onları ayıklamak ne çok zaman alıp enerji tüketir oysa.İnsan kendine bey,padişah vezir,sultan olmalı sanırım.Özbenliğimize kodlanmış onca güzellikler dururken başkalarının çirkinlikleriye neden üstünün kapatılmasına izin verelim ki? Konuşmak,paylaşmak,anlaşmak ve dertleşmek güzeldir,ama kemale ermiş sevgi ve saygının dürüst atmosferinde kalmak şartıyla,yoksa sıkıntıların huzursuzluğundan doğacak hastalığa neden emek harcansın ki?..İçin dışa dürülmesinin de bir sanat olduğu asla gözden kaçırılmamalı...Düşüncelerinize katılıyorum.Güzeldi!Elinize sağlık Merve hanım.Selam ve saygılarımla

Abbas Oğuz 
 09.04.2014 23:07
Cevap :
Paylaşmak güzel. İçe atılan her şey sağlığımızı tehdit ediyor ne yazık ki. Eskiden olsa saatlerce düşünürdüm kırıldığım bir şeyi söyleyip söylememeyi. Şimdilerde istesem de içimde tutamıyorum. Bu bana gerçek anlamda fayda sağladı. Çünkü kabul görme telaşım yok. Ya olduğum gibi kabullenilirim yada edilmem. Biraz da büyümek ile alakalı sanırım.  18.04.2014 12:54
 

Değerli Merve hanım, güzel yazınız için teşekkürler. İnsanlar, ruhsal ve biyolojik doğasına bağlı olarak pozitif veya negatif tepkiler gösteriyorlar. Telkinle menfi etkileşimden kurtulmaları çok mümkün olmasa da, paylaşarak, yıpranmayı azaltmak mümkündür. Ancak, toplumu geren olaylara neden olanların, düşünce ve davranışlarındaki doz, acımasızca tırmanıyorsa ve siz bu resimleri seyretmek mecburiyetinde bırakılıyorsanız, Yüce Allah'ın acil bir çözüm bulmasını beklemek gibi, pozitif bir düşünceye yönelmeyi, nihai çıkar yol olarak düşünüyorum. Selam ve saygılarımla. Refik

Refik Başdere 
 22.03.2014 8:58
Cevap :
Refik Bey çok teşekkür ediyorum. Öyle güzel özetlemişsiniz ki... Tek temennimiz huzur! ille de içsel huzur. Selamlar...  31.03.2014 20:53
 

BEN DE ÇOOK YOĞUNUM, YENİ TORUN, bir koşuşma, diğer gelinim de apansız bir operasyon geçirdi torunlar bende, şükür ayaktayım ve onlara bakabiliyorum, tabii anneanneleriyle paylaşarak.Ne haberlere kulak veriyorum, ne de dizilere. 'TWİTTER de kapatılmış', eşim, haberleri dinliyor, salondan bana sesleniyor... İyi akşamlar sevgili BALLI, BAL GİBİ YAZMIŞSIN YİNE. ADADAN SEVGİLER.

Göksel47 
 21.03.2014 19:25
Cevap :
Bazen yoğunluklar iyi gelir Göksel Hanım. Bir şeylerden uzaklaşmak insana huzur verir. Dikkatimizi, odak noktalarımızı değiştirip bir nefeslik dinlenmişlik hissederiz o tatlı yoğunluğun içinde. Selamlar,sevgiler Kıbrıs'a ve size  31.03.2014 20:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 670
Toplam yorum
: 3226
Toplam mesaj
: 35
Ort. okunma sayısı
: 1803
Kayıt tarihi
: 19.12.10
 
 

İstanbul doğumlu. Kuantum Yaşam Koçu. EFT, NLP, ETKİLİ İLETİŞİM, BEDEN DİLİ gibi bir çok konuda e..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster