Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Yeşim Varol İlişki ve Evlilik Danışmanı

http://blog.milliyet.com.tr/duruyasam

12 Ağustos '09

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
901
 

İçinizdeki çocuğun yaralarını sarın

Psikologların seanslarda danışanlarını, çocukluklarına döndürmeleri boşuna değildir. Çocuklarımızda öğrendiklerimiz, aldığımız yaralar büyürken bizim kimliğimiz olur. Ebeveynlerimizin evlilik modeli, bizim ilişkilere ve nasıl olması, nasıl olmaması gerektiğine dair temel bilgilerimizi oluşturur ve daha sonra öğrendiğimiz her şey bu temelin üzerine inşa edilir.

İnsanlar ilişkilerinde, çocukluklarında aldıkları yaraları iyileştirmeye çalışırlar. Ebeveynlerinin ilişkilerindeki problemleri kendi ilişkilerinde çözmeye çalışırlar. Bilinçaltında yatan ve çoğu kez bireyin farkında bile olmadığı bir dürtü “sen annen gibi ezilmeyeceksin” ya da “baban bu sorunu aşamayıp boşanmayı seçmişti, sen aşacaksın” der. Ya da tam tersi. Bunun altında yatan duygu ise, ebeveynlerinden daha başarılı olduğunu hissetmek ve çocuklukta aldıkları yaraları sarmaktır.

Ebeveynlerinden biri alkolik olan çocuklara baktığımızda büyüdüklerinde ya kendilerinin de alkol zaafları olduğunu (ebeveyninden daha güçlü olduğu ve alkole asla annesi/babası gibi yenik düşmeyeceğini ispatlama dürtüsü) ya da asla alkol kullanmama eğilimi ( ebeveyni gibi alkole yenik düşeceği korkusu) içinde olduklarını görürüz. Alkolik bir ebeveynin çocuğu olup da, alkolü hayatında kontrollü bir noktada tutabilen birey sayısı istatistiki olarak yüksek değildir.

Benzer örnek ebeveynleri geçimsiz olan çocukların ilişkilerinde de yaşanır. Ya evliklerinde sorun yaşadıkları ilk noktada kaçma eğilimi gösterirler ki bunun altında yatan, ebeveynlerinin yaşadıkları eziyeti yaşamamak ve belki de onlardan daha güçlü davranabilmek dürtüsüyle boşanmayı tercih etmeleridir. Bazı örneklerde ise bilinçaltında yine ebeveynlerinden daha başarılı olabilmek amacıyla , örneğin boşanmış ebeveynlerin çocuğu ise aksine ilişkiye daha fazla sarılmak, boşanmamak adına yanlış ve mutsuz bir ilişkiyi sürdürmekte inat etmek ve belki de ömrü sıkıntıyla boşa harcamak gibi eğilimler olabiliyor.

Bu noktada bireylerin kendilerini iyi tanıması ve farkındalıklarını arttırmaları çok önemli. İlişkilerimizin sağlıklı olması hangi dürtüyle hareket ettiğimiz, ilişkilerimizde hangi ihtiyacımızı karşılamaya çalıştığımızla doğru orantılı.

Çocukluk yaralarımızı onarmak ve ihtiyaçlarımızı karşılamak dürtülerimiz ön planda olduğu zaman, ve bunu partnerimize beklenti şeklinde yüklediğimizde, bu yaralardan ve ihtiyaçlardan bihaber eşler, çözümsüz kalıyor ve ilişki çıkmaza giriyor. Bir de partnerimizin kendi çocukluk yaraları ve ihtiyaçları olduğunu da göz önüne alırsak ilişkimizdeki sorunlar kördüğüm halini alıyor.

Hepimiz içimizdeki çocuğu büyütmek ve yaralarını sarmakla mükellefiz. O çocuk biziz ve onu korumak ve sevmek bizim görevimiz. Önce kendimizi sevelim ve kendimize iyi bakalım. Anne ve baba olanlar bilir, çocuklarını başkasına emanet etmek çok zordur. Sizin içinizdeki çocuk da kimseye emanet edemeyeceğiniz kadar kıymetli.Onu büyütecek ve yaralarını saracak olan da sizsiniz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 171
Toplam yorum
: 165
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 2274
Kayıt tarihi
: 13.05.09
 
 

Davranış Bilimleri Uzmanı, İlişki ve Evlilik Danışmanı, Kurumsal Eğitmen ve Danışman Kitapları; U..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster