Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Aralık '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
4937
 

İçten pazarlıklı

İçten pazarlıklı
 

İçten pazarlıklı olduğu kadar güzel ve çekici olan bir kadına dayanabilmek, gerçekten sağlam bir yürek ister.(alıntı)


İçten olmak ve pazarlık yapmak, her ne kadar birbirlerinin tersi durumları anlatsa da... bu iki kelime biraraya geldiğinde, bambaşka bir anlam çıkar karşımıza...

İçten pazarlıklı olmak, iki yüzlülüğün bir başka biçimidir belki de... İçten pazarlıklı, iki yüzlülüğün en yakın akrabasıdır bence.

İçten pazarlıklı, yaşamında sergilediği bütün davranışlarının odağına, bir tek kişiyi koyar her zaman. O da kendisini...

Kafasının arkasında sakladıklarıyla, davranışları arasında her zaman binbeşyüz derece fark vardır içten pazarlıklının...

Samimiyet nedir? Bilmez, içten pazarlıklı... En iyi, en doğru işi yapar göründüğünde bile, kafasındaki binbir tilkiyi tek bir amacın, ne olursa olsun çıkarlarını korumanın etrafında dolaştırır; içten pazarlıklı...

Sinsilik birinci, çıkarcılık ikinci kardeşidir içten pazarlıklının... Hoş... Bir yerde, bu üçlünün biri bulunuyorsa, diğerleri de tereddütsüz gelir; o birinin peşi sıra...

İyilik yapar görünürken, kötülüklerin anasını çıkarır, insanın karşısına; içten pazarlıklı; hem de en umulmadık anda...

Öfkesini, kinini ustaca saklayan içten pazarlıklı; en zayıf anını, en rehavete düşmüş halini bekler kötülük yapacağı kişinin... Binbir oyunun bir para bile etmediği ilk kişi Ali Cengiz'se, ikincisi de içten pazarlıklının ta kendisidir bence.

Hiçbir insani değeri önemsemez, hiçbir toplumsal olguyu ciddiye almaz, kendisinden başka kimselere de zerre saygı duymaz, saygı göstermez içten pazarlıklı...

İşin en acı yanı, binbir suratlı adam karekterinin bu en usta oyuncusu, bu yetenekleri sayesinde, sosyal hayatta da, iş hayatında ve yaşamı boyunca da, en hızlı yükselişlerin, en şaşmaz adresidir; ne yazık ki.

" Neden? " mi dediniz? Duyamadım sizi. Biraz daha yükseltir misiniz sesinizi? Ayak oyunlarının, kulis ve dedikodunun, ayak kaydırmaca, adam harcamaca oyunlarının, tartışmasız en usta uygulayıcısıdır çünkü; içten pazarlıklı...

Onu öyle uzaklarda aramana falan da hiç gerek yoktur aslında. Çünkü içten pazarlıklı, Çarşıda, pazarda, kahvede, köy meydanında, okulda, düğünde, dernekte, işyerinde hatta bazılarımızın tam da burnunun dibinde. Kendini en dokunulmaz sandığı yerde, yaşadığı evin içinde, hatta bazen başını koyduğu yastığın diğer yanında...

" Peki, şu içten pazarlıktan kurtulmanın en sağlam yolu nedir? " soruna; en açık cevabımı veriyorum; iyi dinle:

Bir toplum, ne zaman özgüveni yüksek, başkalarına saygılı, özeleştiri ve empati yapabilme gücü gelişmiş, adil, vicdanlı, merhametli, kişisel gelişimini tamamlamış bireylerden oluşursa, işte o zaman, içten pazarlıklının pili biter.

Ne o? Çok mu ürktün? Gözünü çok mu korkuttum? Hayata geçirelim dediğim şey, Thomas More'un Ütopya'sı değil; en nihayetinde... Alt tarafı, kendini geliştirme çabasında olan bireylerin çoğunlukta olduğu bir ülke, bir millet olmalıyız diyorum şurada.

Yapmamız gereken tek şey, kişisel gelişiminin farkında bir toplum yaratmak. Hepsi bu. Atla deve değil ya!...

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

30 dan fazla çocuğun gelişimini izlemeye çalışna bence; içten pazarlık güdüsel bir durumdur, kişisel gelişim ile kökten silinemez, belki yontulabilir. Selamlar...

Kadri KANPAK 
 01.01.2013 20:57
Cevap :
Belki de... Cemce sevgilerimle...  02.01.2013 22:47
 

Bu bin bir suratlı adamlar, bizde hangi parti kazanırsa hemen onun tarafına geçerler. YA DA, BAŞKA BİR PARTİNİN AMBLEMİ ALTINDA VEKİLLİĞİ KAZANIR, SONRA, HOOP, Hükümeti kuran partinin içinde bulunur. Daha dün, Yeni yıla girerken ÜÇ TANE VEKİLİMİZ, HÜKÜMET PARTİSİNE DÖNDÜLER, ROZETLERİNİ TAKTILAR.NE DİYEYİM SAYIN YAZARIM? ADADAN SELAM.

Göksel47 
 01.01.2013 15:51
Cevap :
Her şey o kadar açık ki, üstüne ilaveten bir şeyler söylememize hiç gerek yok sanırım sevgili hocam... Cemce sevgilerimle...  02.01.2013 22:43
 

Belirtmeden geçmeyeyim... Problemin temeli maddi ve manevi fakirliğimizden. Dürüst insan olabilmek için hiçkimseye muhtaç veya bağımlı olmamak gerekir. Bağımlılık veya muhtaçlık insanları yalana ve hileye teşvik eder. Yalan ve hile zamanla ruhun içine işler ve o insan hep içten pazarlıklı olur. Her daim özleştireden yoksun kalmamak, önce kendime sonra tüm dünya için istediğim bir temennidir. Sağlıcakla

Süleyman Akyürek 
 01.01.2013 15:05
 

Yani ahlakta ve eğitimde hem dini hem sosyal yönden sınıfta kalıyoruz hep. Hocam milletin kafası kışın çalışmıyor o yüzden siz bu yazınızı eylülde bir daha yazın :)))))) En kutsal dilekler sizlerle olsun bu senede.

Süleyman Akyürek 
 01.01.2013 15:00
Cevap :
Konuya benim bakış açımdan farklı bir derinlik katan yorumunuza teşekkür ederim sevgili Süleyman bey. Bu arada, " İt ürür, kervan yürür " başlıklı yazıma gönderdiğiniz yorumda beni Cesar Millan'a benzeten yaklaşımınızdan yola çıkarak " her köpek sever biraz Cesar Millan'dır aslında. " başlıklı bir yazı yayınladım. Bu yazıya ilham kaynağı olduğunuz için de, ayrıca teşekkür ederim size. Cemce sevgilerimle...  02.01.2013 22:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1235
Toplam yorum
: 3507
Toplam mesaj
: 73
Ort. okunma sayısı
: 1694
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım, A.Ö.F. Adalet Yüksek Meslek..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster