Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Kasım '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
100
 

İdam ve şantaj!

İdam ve şantaj!
 

Durduk yerde bir “idam” tartışmasıdır almış başını gidiyor ve bu tartışma toplumda farklı kesimlerce farklı yaklaşım ve tepkilerin hızla artıp tehlikeli bir boyuta ulaştığı sunni bir gündem yaratıyor kendine. 

“İdam” polemiğinin fitilini ateşleyen sayın Başbakan’ın bu noktada neyi hedeflediğini, neye dikkat çekmek istediğini kuşkusuz herkes farklı yorumlayabilir; ama görünen o ki iki aydan uzun bir süredir birçok ceza evinde PKK’lı tutsakların başlattığı açlık grevi ve ölüm oruçlarının BDP’li vekillerin katılımı ile hem ülke kamuoyunda ve hem de dış basında giderek ilgi ve destek görmesi karşısında gündem değiştirmeye ve hükümet üzerinde giderek artan basıncı düşürmeye yönelik bir manevra olarak gözüküyor gibi.

Peki bu manevra amacına ulaştı mı dersiniz,; bence hayır, aksine özellikle PKK lideri Öcalan üzerinden PKK sempatizanlarına ve BDP ‘lilere yönelik bir “şantaj” aracı olarak kullanılmak istenen “idam” çıkışı BDP’nin hukukçu eş başkanı Selehattin Demirtaş’ın idam yasallaşsa bile geriye dönük uygulanamayacağını ve bu yasanın Öcalan için bir önem arz etmediğine dair bilgiyi kamuoyu ile paylaşmasının hemen ardından Adalet Bakanı idam cezasının tekrar geri gelmesi yönünde hükümet olarak bir çalışmalarının olmadığını, başbakanın idam cezasına yönelik mesajının 2011 temmuzunda Norveç’te 77 masum insanın katili Anders Behring Brerivik’in Norveç yasalarına göre 21 yıl sonra serbest kalmasına yönelik olduğunu dile getirmek zorunda kaldı.

Öte yandan idam polemiğini doğuran açlık grevlerinin artık çok ciddi ve tehlikeli bir boyuta ulaştığı şu süreçte kuşkusuz ki hem iktidar kanadından ve hem de kendini artık eylemin tarafı olarak gören BDP ‘den sağ duyulu ve uzlaşıcı adımlar atmaları artık kaçınılmaz bir hal almış durumda.

İktidar kanadı, uğruna insan yaşamının yatırıldığı bu eylemi hafife alıp dalga geçme noktasına getirirse eğer yarın o cezaevlerinden çıkacak tek bir tabut toplumda büyük karışıklığa ve kaosa neden olabilir, kaldı ki ülkenin bir çok yerinde karşı karşıya gelen veya getirilen kalabalıklar zaten bu tehlikenin sinyalini bize çoktandır veriyor.

Kuşkusuz ölüm orucuna yatanların karşılanılabilir ve makul isteklerinin ivedilikle gerçekleşmesi ve her geçen gün daha büyük gerginlikleri beraberinde getiren bu eylemin son bulması sağduyu adına istenen ve beklenen yegâne şeydir.

Tutukluların talepleri arasında yer alan “ana dilde savunma hakkı’nın “ zaten hükümetin de öngördüğü ve atmaya hazır olduğu bir adım olarak durduğunu unutmamak gerekir; öte yandan Öcalan üzerinden tecridin kaldırılması yönündeki taleplerin bu sefer hükümet tarafınca PKK’lıların bir “şantaj” malzemesi olarak öne sürdüğü bir çıkış olduğu yönünde tepki ve kuşkuları var; işte bu noktada bir tıkanıklık söz konusu ve kanımca iki tarafında bir ortak noktada buluşabilmesi adına ikinci isteğin yani Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması zamana bırakılmalı ve ölüm oruçlarından istenmeyen sonuçların çıkmaması adına eylemin bir an önce son bulması tek temennimiz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 166
Toplam yorum
: 82
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 526
Kayıt tarihi
: 02.09.09
 
 

Batmanın Beşiri ilçesinde doğdum, Mersinde yaşıyorum, edebiyata ilgi duyuyorum, yerel ve ulusal d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster