Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mart '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
328
 

İdeal Anayasa

Bu çalışma; her şeyden önce ideal olan Anayasa'nın nasıl olması gerektiği, sorusuna cevap ararken Anayasa'nın nasıl algılanması gerektiği sorularına cevap aramak için hazırlanmıştır.

Sİyaset Felsefe'sinin kurucularından ve belki de en önemli filozoflarından olan Platon ve Aristotales'in -Aristo'nun, Platon'un öğrencisi olmasına rağmen- arasındaki en büyük fark şuydu: Platon, olması gerekeni şartların uygunluğuna bakmaksızın ideal olanı konuşmuş buna rağmen Aristo, önce şartları analiz etmiş ve uygun şartlara uygun felsefe geliştirmiştir.

Biz de bu çalışmamızda hem Platonvari hem de Aristovari bir yöntem izleyerek olması gerekeni günümüz şartlarına bakmaksızın yorumladık ve günümüz şartlarını da göz önünde bulundurarak duruma en uygun olanı inceledik.

Türkiye'de Anayasal hareketler hep bir ''devrim'' niteliği taşıyan olaylara mukabil geliştirilmiştir. Yapılan tüm anayasaların devrim, ihtilal, rejim değişikliği gibi devletin ve milletin kaderini değiştiren vahim sonuçlara, tamiri zor yaralara sebeb olan olaylar sonucunda yapıldığını görmekteyiz. Esasen bu durum, teamüllerin/geleneklerin/öğretilerin yerleşmesine ve devlet ve demokrasi bilincinin oturmasına engel teşkil etmiştir.

Anayasalar tanımları itibariyle çok geniş ölçekli oldukarlı içindir, bir ülkede insan nefesi olan her yere ulaşmak oralardaki toplumsal yaşantıyı tanzim etmek haklarına sahiptir. Nerede bir devlet varsa, orada bir anayasa vardır. Bu devlet ki; Anayasasıyla, kendine gönüllü kulluk (botie), toplum sözleşmesi (rousseau, iş bölümü (Platon) ya da herhangi başka ritüeller vasıtasıyla kontrolü altına aldığı halkın, nerede, ne zaman, ne yaptığını(eğitim sistemimiz buna en uygun örnektir) kontrol eder.

İşte anayasaların toplumsal siyasal ve ekonomik hayatı tanzim etme gücünün bu denli yüksek olmasının sebebi o topraklardaki ''en üstün güç'' olan devlettendir. Devlet Anayasa; Anayasa her şey demektir.

Anayasaların en büyük önem ihtiva eden hususu şüphesiz, bugünün insanları tarafından bugünün şartlarına göre yapılan anayasaların yarının insanları/dünyası/teknolojisi/felsefei tarafından da kullanılacak olmasıdır. En makbul anayasanın uzun yıllar hiç değiştirilmeyen anayasa oldugu reailetise binaen, olması gereken ''basiretli'' bir anayasa yapabilmektir. Günümüz şartlarını dikkate alarak ya da günümüz günümüz sorunları temel alınarak yapılacak olan anayasa bugün için önemlilik arzedebilir ama yarın için önemini kaybedebilir ve yeni anayasa ihtiyacı doğurabilir. Bu da istikrar güven kalkınma açısından faturası ağır, vehameti büyük yeni bir 'darbe' demektir.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 936
Kayıt tarihi
: 13.03.12
 
 

1991 yılında Konya'da doğdum. İngilizce öğretmeni olarak görev yapıyorum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster