Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Şubat '13

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
5447
 

İdeal

İdeal
 

Bazı insanlar isteseler de, gayret etseler de şu veya bu nedenle maalesef emellerini gerçekleştirmekten mahrum oluyorlar. Onların kolayca hayâl kırıklıkları yaşadığını görüyoruz.


Toplumun en alt katmanından tutun en üst konumda bulunanlara değin hemen hemen herkesin bir ideali mutlaka mevcuttur. Toplumsal bir ideal, bilincin örtülmemesini, açık sözlülüğü, nezaketi, soyluluğu, dürüst tavır ve hareketi, cesareti, kibarlığı, görevlerin uygulanmasını, bilgi edinebilme arzusunu, irfan sahibi kişilere saygılı olmayı dile getirebiliyorsa tasvip edilir.

Normal bir yaşam tarzına sahip olup da, ‘benim idealim yok’ diyeni ise haksız ve yanlış bir düşünce içersinde buluyorum.  Böylesi olgunlaşmamış bir ortam her zaman için vardır. Bir elinde cımbız/Bir elinde ayna/Umurunda mı dünya ve 'Bu yeni bir şey değil ki.?' türünden anlayışlar daima bulunur. Ben bu tür sınıfın ideali olmak bir yana her geçen gün çok daha  bencilleşmeye başladığını görüyorum. Bir şeye karşı istek duyup,  aşırılığa gitmek, sonrasında vazgeçmek de sağlıklı bir ideal  olarak kabul edilemez.

İnsanın gerçeğine ve gereksinimlerine ulaşabilmesi için yoğun bir düşünce yapısına sahibi olması gerekiyor. Bu kafa yapısında olanlar ise başkaları tarafından hemen fark ediliyor.

Büyük patron, önemli kişi olma, iyi bir evlilik yapabilme, sevdiğine kavuşma, dünyada bırakıp gideceği şeylere yatırım yapmayı bir ideal olarak benimseme, aşkı tanıma, bir yüksek okul bitirme, insanların farklı psikolojilerini yakalama gibi düşünceler bireysel idealler arasında yer alırken, bireyin tam bir teslimiyet arzusu ile kendini tanıması en uygun ve önemli ideal biçimi olarak tanımlanıyor.

Bu açıdan bakıldığında, kazanacak ve kaybedecek bir şeyi olmayanın bütüne, gerçeğe yaklaşım yaptığını söyleyebiliriz.

Aslına bakarsanız ne biz idealimizden ayrıyız  ne de o bizden. Çocukluğumuzda sahip olduğumuz merakı yitirdiğimizden onu hatırlayamaz olduk. Bu niteliğe sahip olabilmek için sınırlı pencerelerden değil, sınırsız perspektiften bakmak gerekiyor.

Bazı insanlar  isteseler de, gayret etseler de şu veya bu nedenle  maalesef emellerini gerçekleştirmekten mahrum oluyorlar. Onların kolayca hayâl kırıklıkları yaşadığını görüyoruz.

Başkalarında takdir ettiğimiz her davranış biçimi bize düşüncelerimizin/ dileklerimizin  yakın olduğunu veya aksi, bizi üzen, sinirlendiren her hareketin  ideallerimizden ne kadar uzakta bulunduğumuzu gösteren işaretleridir. Sorumluluklarını bilmek ve yaşamak, ufukları oldukça geniş olanların başında gelen bir haslettir.

Önemli olan ideal peşinde koşarken, bunalıma düşmeden ‘benim çıkarlarım’, ‘bana kimse karışamaz’ gibi düşüncelerden uzak durabilmektir. Şartlanma ve değer yargılarından vazgeçebilme idealimize kavuşabilmek için oldukça önemli bir aşamadır.

Aksi halde, insan olaylardan yeterince ders çıkaramamış ve idealine kavuşamamış olur....

Ahmed F. YÜKSEL

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazıyı okuyunca bir an için benim idealim ne diye düşündüm. Sonuçta memnun olduğum gerçek şu oldu: Öyle ya da böyle, ideallerim arasında maddi değerlerden ziyade, manevi değerler- soyut kavramlar gelmiş. Bu sanırım hep böyle olmuş. Elbette ki, gençken bu idealler özellikle meslek seçerken, daha dışsalmış. Mesela doktor olup, bedavaya insanlara bakmak; köy, köy, diyar diyar… İlk hayal kırıklığı da, ilk ideallerinizin başarılmamasıyla başlıyor zaten. Sonuçta ideallerimizi yapamasak bile, her daim bir ideali olmalı insanın; çok haklısınız… Çünkü bu insanı canlı, diri tutuyor ve hayvanlardan ayırıyor…

Mehdi Fidancı 
 27.01.2014 23:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 612
Toplam yorum
: 1985
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 10225
Kayıt tarihi
: 14.12.11
 
 

Araştırmacı Yazar.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster