Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Aralık '10

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
2499
 

İdealist öğretmen

Bir gün, Moskova Üniversitesinde herkesi şaşkına çeviren bir olay yaşanır. Çünkü Üniversitenin henüz pek genç olan matematik profesörü S. A. Raçinski, üniversitedeki görevinden kendi isteğiyle ayrılır ve Rusya'nın Samolenska bölgesinin Tatevo köyünde, bir köy öğretmenliğine atanmak için Maarif İdaresi'ne dilekçe verir. Tatevo köyünde, babasından miras kalan bir miktar tarlası da vardır. Raçinski genç olmakla birlikte bilim dünyasında büyük bir üne sahiptir. Yazdığı kitaplar Fransızca, İngilizce ve Almancaya çevrilmektedir. Ayrıca matematik ile ilgili birtakım yeni kuramlar ortaya atmıştır. Avrupa’nın bütün bilginleri Raçinski'nin Matematik bilimine büyük hizmetler edeceğine inanmışlardır.

Profesör, Üniversitede öğrencileri tarafından da çok sevilir ve ilgiyle dinlenir. Raçinski, profesör olalı daha on yılı geçmemesine rağmen, öğrencilerinden üçü profesör olur.

Fakat şimdi ise tüm bu başarılara rağmen, profesör kendi arzusuyla üniversitedeki öğretim çalışmasına son vermektedir. Herkes çok şaşırmıştır. Profesörün bu kararına bir türlü anlam veremezler. Bazıları, “Zaten bu matematikçiler biraz anormal insanlardır. Zihinleri perişandır. Onlar hayatı anlayamazlar. Raçinski denilen adam da bunlardan biridir, büsbütün aklını kaybetmiş olmalı, ” demeye başlarlar. Üniversitenin rektörü de, “Sen ne yapıyorsun? Küçük bir çocuk gibi ıssız bir adaya düşen Robinson rolünü mü oynamak istiyorsun? Şimdiye kadar elde ettiğin güzel mevkii, yükselttiğin sağlam binayı, kendi elinle yıkıyorsun!” diye bağırır.

Profesörün dostları da kendisini ayıplar ve şöyle derler: “Yaptığının aptalca olduğunun farkında mısın? Orta öğrenimini bitirmiş herkes, senin doğduğun köye öğretmen olabilir; fakat Moskova Üniversitesi senin gibi bir bilgini bir daha asla bulamaz. Üniversite profesörlüğü nerede, köy öğretmenliği nerede? Sen, çok yüksek olan ruh kuvvetini, pek parlak olan müthiş yeteneğini bir uçurumdan aşağı doğru atıyorsun!..”

Raçinski bu söylenenlere şöyle karşılık verir: “Ben zannettiğiniz gibi geniş bilgilerimi uçuruma atmaya gitmiyorum. Halk kütleleri arasında gizli ve meçhul kalan yeni yetenekleri keşfe gidiyorum. Bu sözleri dinlerken kalbimde acılık duyuyorum. Biz çok şeye sahibiz ama üretmiyoruz, sürekli satın alıyoruz. Köy halkının nasıl yaşadığı ortadadır. Birçok vilayetlerimizdeki halkın büyük bir kısmı, mide, verem, frengi gibi ölümcül hastalıklara tutulmuştur. Biz hala, ‘Rus milleti çok zekidir, iyidir, yeteneklidir, naziktir, asildir’ diye övünürüz. Sizin söyledikleriniz hep doğrudur. Ben de bunu kabul ediyorum. Toprağın içinde zengin neft madenleri vardır. Yalnız, bu maden bazen toprağın pek derinlerinde bulunur. İnsanlar, onu yeryüzüne çıkarmak için inat ve ısrarla çalışarak derin kuyular kazarlar. Halk kütlesinin ruhunda gizli kalan servetler de böyledir. Kömür, tuz, demir kendi kendine yeryüzüne çıkmaz. İnsan, yeri kazarak onları meydana çıkarır. Ben de okumamış halkın akıl ve vicdanında gömülü kalan kıymetli madenleri ortaya çıkarmaya gidiyorum. Üniversitede benden başka birçok parlak ateşler daha vardır. Öğrencilerimden birisi benim yerime geçebilir. Tatevo köyünde ise saydam olmayan bir karanlık hakimdir.”

Raçinski köyüne gittikten sonra da kimseden maddi ve manevi destek görmez. Vilayetin, bütün Guberniyan'ın çiftlik ve arazi sahipleri yeni köy öğretmenini düşmanlıkla karşılarlar. Raçinski ise söylenen tüm sözlere sabırla ve ikna edici şekilde cevaplar verir ama köylüler Raçinski'ye yine de şüpheyle yaklaşırlar. “Köyümüzün bu akıllı çocuğu, acaba bize nasıl bir kapan kurmak istiyor?” diye düşünürler.

Raçinski, okuldaki öğretmenliğine kendine özgü bir yöntemle başladığından, köylüler ve çiftlik sahipleri hakikaten aklını kaçırdığını zannederler. Köy okulunun binası büyük ve aydınlıktır. Fakat yıllardan beri bakımsız kaldığından kirlenmiştir. Raçinski binayı olduğu gibi bırakmaya karar verir.

Raçinski sınıfta ilk olarak, masayı temizler ve düzene sokar. Masanın üzerine de bir çiçek koyar. Öğretmenin arkasına gelen duvara da iki levha asar. Öğrencileri merakla, ne yapacaklarını sorarlar. Raçinski ise tatlılık ve yumuşaklıkta, tanışacaklarını söyler. Öncelikle çekmecenin içinden, bir demir parçası çıkarır ve öğrencilerine, “Bu nedir?” diye sorar. Onlar da, “demir” cevabını verir. Sonra onu çekmeceye koyup, tenekeden yapılmış bir kuş çıkarır ve “İşte şimdi gördüğünüz oyuncak, evvelce gördüğünüz ham bir madendi. Şimdi kuş olmuş yürüyor ve ötüyor. Siz buna ne dersiniz?” diye sorar. Onlar da şaşkınlıkla, “Amca sen sihirbazsın” derler. O da, “Birtakım insanlar, işte böyle ham madenleri alıp temizler ve işlerler, ” diye yanıt verir. Bundan sonra Raçinski insanların nasıl keşiflerde bulunduklarını ve hammaddelerin nasıl işlendiğini, kendi masasını örnek vererek, nasıl düzenli olacaklarını anlatır. Bunun üzerine çocuklar, çevrelerine düzen vermeye başlarlar. Okulun etrafı tertemiz olur.

Raçinski bu köyde senelerce çalışır. Şüphesiz ki her teşebbüsünde başarılı olamaz. Birçok zorlukla savaşır. En çok içki ile savaşmak zorunda kalır. Çünkü köylüler içkiden vazgeçmezler. Tüm zorluklara rağmen Raçinski, gün etçikçe emeğinin karşılığını almaya başlar. Çünkü öğrencileri yetişmeye başlamıştır artık.

Üç çocuk Raçinski'nin daha ilk yıllarda dikkatini çeker. Bunlardan biri Bogdanov isimli olan çok iyi Resim yapabilen bir çocuktur. İkincisi yine Bogdanov isimli Kimya alanında başarılı bir çocuk, üçüncüsü ise Vasilev isimli, Din alanında iyi olan bir çocuktur.

Güzel resim yapabilen Bogdanov, köy okulundan sonra liseye gider. Sonra da Güzel Sanatlar Akademisi'ni birincilikle bitirir. Daha sonra da devlet hesabına öğrenimini tamamlamak üzere İtalya'ya gönderilir. Rusların en büyük ressamlarından biri olur ve 'Hesap Zihni' tablosunda öğretmeni Raçinski'yi tasvir eder.

Kimya alanında başarılı olan Bogdanov ise Zabolotni ünvanıyla meşhur olur. Girdiği bir sınavdaki başarısıyla uzun müddet konuşulur. Başarısıyla ödüller kazanır. Devlet onu Paris'e gönderir. Raçinski'nin yetiştirdiği kişiler sadece bunlar değildir. Mühendisler, makineciler, doktorlar da yetiştirilenler arasında vardır. Ayrıca Rusya'nın iki önemli müzisyeni de Raçinski'nin öğrencilerindendir.

Üçüncüsü ise Vasilev'dir. Vasilev, Dört İncil'i ezberlemiştir. İlahiyat okuyan Vasilev, daha öğrenciyken halka konferanslar verir. Öğrenimini tamamlamaya bir sene kalmışken, okulu bırakır. Çünkü İlahiyat’ın birtakım kuru sözlerden ibaret olduğunu düşünür. Daha sonra Pop Aleksandr unvanını alarak, küçük bir kiliseni papazı olur. Rusya'nın içinde bulunduğu duruma çok üzülür ve çözüm yolu arar. Vasilev, ders vermeye gittiği yüksek rütbeli kişilerin evinde de sık sık bu durumu dile getirir. Fakat dediklerini kimse önemsemez ve sonunda Çarlık Rusya’sı yıkılır. İdare Bolşeviklerin eline geçer. Meşhur bakteriyolog Zabolotni tren istasyonunda zulme uğrayarak öldürülür. Vasilev de karışıklıklar esnasında yok olur. Raçinski ise ihtilalden evvel vefat etmiştir.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Betül Hanım ne kadar önemli ve ince bir hikaye anlatıyorsunuz.. Taşranın değerli insanları, öğretmenleri bekliyor.. Onlar ellerinden geleni yapıyorlar. Ama yetmiyor. Onları mutlaka desteklemek gerekir... Sonuçta ,Anadolu'dan da nice örnek insanlar çıkabilir.. Çıkıyorda ... Ama yalnız öğretmenler değil, herkes çalışmalı, herkes sorumluluk almalı...Teşekkürler.

Erdal Ceyhan 
 18.12.2010 2:15
Cevap :
Öncelikle bu güzel düşüncelerinizi bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ederim. Sizin de ifade ettiğiniz gibi Anadolu'muzun ücra köşelerinde keşfedilmeyi bekleyen nice cevherlerimiz bulunmaktadır. Bu konuda herkesin çaba göstermesi gerekmeketedir fakat, en büyük görevin öğretmenlere düştüğünü düşünmekteyim. Ben bir öğretmen adayıyım. Bu öyküyü okuduktan sonra ne kadar büyük bir sorumluluğum olduğunu anladım. Ayrıca, gösterdiğiniz bu ilgiden dolayı çok teşekkür ederim.  24.12.2010 15:40
 

Kahramanlık bu işte kardeşim.. Hamdullah Suphi; "Acizlere müthiş gelen, kahramanlara idealdir" der.. Tebrik eder ,esenlikler dilerim.

Halil Güven (Sökeli) 
 17.12.2010 17:09
Cevap :
Çok teşekkür ederim sayın hocam. Eğitime emeğini ve gönlünü verenlere bu sayfa her zaman açıktır. Selam ve saygılar. 17.12.2010.  17.12.2010 17:24
 

Aşağıdaki bağlantıda sizin yazınızdan ilham alarak yazdığım metin. Selam ile... blog.milliyet.com.tr/Dil_yanlislari___34/Blog/?BlogNo=277602

Can Keman 
 17.12.2010 0:27
Cevap :
Çok teşekkür ederim sayın hocam. Yazdıklarınıza gönüldren katılıyor, selam ve saygılarımı sunuyorum. 17.12.2010.  17.12.2010 12:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 425
Toplam yorum
: 282
Toplam mesaj
: 98
Ort. okunma sayısı
: 2902
Kayıt tarihi
: 06.12.06
 
 

Gazi Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü, Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ve Ekonomisi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster