Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Eylül '08

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
1409
 

İdealist olmak suç mudur?

İdealist olmak suç mudur?
 

google'dan


“Umarım bu idealistliğiniz sistemin çarkları içinde törpülenmez.” İlk yazıma gelen yorumlardan biriydi bu.

Sistemin hatalarını sorgulamak, daha yaşanılır bir ortam yaratmak, ya da böyle bir ortamı arzulamak hata mıdır? Yoksa, insan yanlışları göre göre hataların bir parçası mı olmalıdır?

Belki de, bugün toplum olarak beceremediğimiz bir anlayıştır bu. Yanlış olanı bildiğimiz halde, sorgulamadan o yanlışın devamını sağlamak, seyirci kalmak… Milli Eğitim Temel Kanunu’nda yer alan “…soran, sorgulayan bireyler yetiştirmek” cümlesi neye hizmet eder o zaman? Sadece yazılmak için mi yazılmıştır, bu cümle?

İdealist olmak…
Ütopik fikirler yörüngesinde dönmek değildir kastettiğimiz. Ayağı yere basan fikirler, projeler üretmek, bu tür girişimleri desteklemek; en azından hataları düzeltmek için çaba harcamaktır. Sistemin çarklarını terse çevirmek değildir, kastettiğimiz. Bu çarkların düzenli dönmesini sağlamaktır. "Dünya'yı sen mi kurtaracaksın?" diyenleri duyar gibiyim. Ben veya bizler... Kim kurtaracak?

Eğer idealist olmak suçsa, bırakın bu suçu işleyenlerden olalım. Belki, o zaman değişimin yolu açılır bu ülkede. Belki o zaman tabulaştırdığımız fikirlerimizden sıyrılırız.

Orta yaşlı insanlarda bir tâbir vardır, belki de bir nasihattır bu : “Senin yaşındayken biz de idealisttik, bizim yaşımıza gelince anlarsın.” O zaman şunu sorarım size: Yaş kemâle erince, bir köşeye çekilip seyirci kalmak mıdır yaşam? Ülkenin gelişme yolunda yavaş adımlarla ilerlemesinin bir sebebi de sizler oluyorsunuz o zaman. “Çalışmak, üretmek” dediğimiz kavramlar, gençlik yıllarıyla mı sınırlıdır? Bu durum şu klasik cümleyi hatırlıyor ister istemez : “Biz göremedik bari çocuklarımız görsün.”

Ebeveynlerin geçmişlerini zorlu hayat mücadeleleriyle geçirebildikleri gerçeğini yok saymıyorum. Fakat, bu durumun bütün ebeveynler için geçerli olmadığını düşünüyorum. Bizim toplumumuzda “kolaya kaçma” geleneği her zaman vardır. Çocukları için iyi bir gelecek kurma arzusu içinde olan yetişkinler, içinde bulundukları hayata aktif ve yapıcı şekilde katılmayabiliyorlar. Bu durum kendilerini geliştirmelerini engellediği gibi toplumsal değişimin de yavaşlamasına yol açabiliyor. Ancak, bu ince ayrıntıyı görecek kültürel bir zihniyete sahip bir toplum olduğumuzu söyleyemeyiz. Hepimiz hayatın zorlukları karşısında, ya da kişisel çıkarlar uğruna idealistliğimizden uzaklaşabiliyoruz.

Aradan uzun zaman geçmesine rağmen, bana gelen yukarıdaki yorum, beynimin bir köşesini kurcalıyordu. Bu konuda bir şeyler yazma ihtiyacı hissetim. O yorumdan yola çıkarak dile gelenleri kısa bir sürede aktarmaya çalıştım.

Sürç-ü lisân ettiysek affola.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Benim fikrim idealist olmak bu bahsettiğiniz şevk kırıcı düşüncelere aldırış etmemekle başlar...İdealist insan idealizmin kendi yaşam tarzındaki sınırlarını belirler, olması gerekenleri koltuğunun altına sıkıştırır ve yola koyulur. Vardığı yerde insan olmanın gereklerini bildiği için avucuna döker ne varsa ve karşıdakine uzatır karşıdaki hoşuna gidenleri alır alacağı bittiği zaman İdealit sonra ki durağa gider... Yine aynısı yapar...İdealist olmak zorla empoze etmek değildir kuşkusuz, güzel olanı faydalı olanı... Her gittiği yerde iyi birşeyler bırakabilmişse ondan mutlusuda yoktur...Teşekkürde beklemez. Sadece merakını duyduğu yaptıklarının işe yarayıp yaramadığıdır. İdealist bunu bekler... Umarım hayallerinizi, yaşam gerçek kılar...

Hüseyin Ekinci 
 08.09.2008 23:39
Cevap :
Değerli düşüncelerinizi paylaştığınız için teşekürler.  09.09.2008 15:55
 

Doğru olan herkesin idealist olması ve bu ideallerin gerçekleşmesine hem devletin hem toplumun yardımcı olmasıdır. Türkiye'de ise gerçekten akıllara durgunluk veren farklı bir sistem, daha doğrusu sistemsizlik var. Üstelik insanlarımız birbirine yardımcı olmak yerine birbirine köstek olmayı tercih ediyorlar. Sizin başarınızla arkadaşlarınız, akrabalarınız, çevreniz gurur duymuyor, tam tersine sizin bu başarınızın önünü kesmeye çalışıyor. Elbette bütün çarkların aynı yönde döndüğü bir sistemde siz idealist olarak yalnız kalıyorsunuz. Ya kırılıyorsunuz sistemden kopuyorsunuz, ya da uyum sağlayıp ters yönde dönmeye razı oluyorsunuz. Yaşlıların gençlere nasihat ederken söyledikleri "umarım törpülenmezsin" sözünün açıklaması budur. Aslında siz de bunu artık anlamaya başlamışsınızdır sanırım. Fakat bu insanın ideallerinden vazgeçmesini gerektirmez. Sonuçta başaranlar ısrarla ve inatla doğru bildiklerinde direnmeyi becerebilenlerdir. Gerisi hep yarı yolda dökülür gider. Selam ve saygılarımla.

Ahmet YILMAZ 
 04.09.2008 9:49
Cevap :
Değerli yorumunuz için teşekkür ederim Ahmet Bey. Uzun zamandır aklıma takılan bir konuydu. yazma ihtiyacı duydum. Düşüncelelerimi sizlerle paylaşmak istedim. Saygılarımla...  04.09.2008 14:57
 

İdealist olmayı suç olarak kabul eden bir kültürün varlığından ben habersizim. Benim bildiğim idealist olmak her zaman ve her yerde bir erdem olarak görülmüştür. Ancak şu da var ki idealist olmaktan ne anlıyorsunuz? Eğer idealler soyut, hiç bir şey ifade etmeyen hatta hamasi sözcüklerden ve temennilerden ibaretse idealist olmak ile idealist olmamak arasında da bir fark yok demektir. Söz gelimi öyle barış, kardeşlik, sevgi, saygı gibi kimsenin zaten karşı çıkmayacağı ideallerin hiç bir önemi yok. Onlar herkesin ideali. Bence idealizm de önemli olan bir insanın bilinenlerin haricinde somut ve net ideallerinin olup olmamasıdır. Yoksa ben idealistim demek çok kolaydır. Umarım sizin de geleceğe ışık tutacak idealleriniz ve önerileriniz vardır. Bunlar yüzünden suçlanabileceğinizi hiç sanmıyorum. İnsanlara faydalı olacak bir öneride bulunmanın nesi suç olabilir ki? Saygılar ve sevgiler

Matilla 
 03.09.2008 21:49
Cevap :
Yazımın başında bahsettiğim yorum, Milliyet Blog'daki bir arkadaşımızın bana gönderdiği yorumdu. Bu yorum aldıktan sonra, yazmaya çalıştığım şeylerde "ayağı yere basmayan bir şeyler mi var?" diye kendime sorar oldum. Çünkü, gelen yorum, sanki yazılanları gerçekleşmesi çok zor şeyler yazılmış gibi gösteriyordu. Oysa ki öyle değildi. Hayatın içinden, toplumsal sorunlardan bahsediyordum. Özellikle de eğitim sorunlarından. Düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim. Değerli yorumunuz için teşekkürler. Sevgi ve saygılarımla...  04.09.2008 15:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 92
Toplam yorum
: 162
Toplam mesaj
: 83
Ort. okunma sayısı
: 11252
Kayıt tarihi
: 21.01.07
 
 

Dokuz Eylül Üniversitesi "Tarih Öğretmenliği" bölümü mezunu. Eğitim sektöründe çalışıyor. Yazmak ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster