Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Eylül '08

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
741
 

İdealize edilmiş kadın

İdealize edilmiş kadın
 

Diliniz tatlı olsun...


Kadın kısık sesle konuşuyorsa birşey istiyor, yok yüksek sesle konuşuyorsa istediğini elde edememiş demektir.

BAKIN KIZLAR burada, bugüne kadar kadar duymadığınızı tahmin ettiğim çok özel bilgiler bulacaksınız. AMMAAN ha, bunları erkeklere karşı silah olarak kullanıp onları öldürmeyin. Elinize hiç birşey geçmez. Üstelik önce pişman, sonra da mutsuz olursunuz. Ama yuvanızı aydınlatacak bir fener gibi kullanacak olursanız, huzurlu, mutlu ve sağlıklı birlikteliklere zemin hazırlarsınız. Böyle davranmakla da yazının gerçek amacına ulşatığını, yazarınında MİSYONUNA UYGUN DAVRANDIĞINI GÖSTERMİŞ OLURSUNUZ.

Kadını önce ana, sonra bacı, daha sonra sevgili ve eş olarak tanıyan ERKEK, kökü çok eskilere dayanan, uzantısını halen günümüzde yaşamakta olduğumuz bir anlayışın ürünü olarak, kadın üzerinde ki hakimiyetini kaybetmek istememektedir. Kendine bağlı ve bağımlı kılma düşüncesini, güç sahibi olmanın sağladığı avantajıda kullanarak, gerek aile içi gerekse de toplumsal yasaları kendi çıkarı doğrultusunda düzenleyerek hükümranlığını sürdüre gelmiştir. Ben, tüm bu çabaların altında yatan asıl nedenin, erkeğin kadın karşısında ki olası eksikliklerini kamufle etme amacı güttüğünü düşünüyorum. Beni bu düşünceye sevk eden başlıca sebebte, söylenen her sözün yada savunulan her eylemin veya örnek gösterilen her olayda, veren tarafın kadın, alan tarafın erkek, fedakarlık yapması beklenen tarafın kadın, fedakarlık bekleyen tarafın erkek olması. Bu sözleri projektör yapar etrafınıza tutarsanız, örneklerini görmeniz için çok çaba sarf etmenize gerek kalmayacaktır. Örnekleme yaparak bir çoğunuzun bildiğini tahmin ettiğim yaşanmışlıklarla, düşüncemi kişiselleştirmek yerine, olayın teoriden başlayıp pratikte noktalanan serüveni içinde, ulaşabildiğim kendi doğrularımı paylaşmayı daha uygun görüyorum.

ERKEĞİN BAŞLICA İKİ SÜSÜ VARDIR. Birisi PARASI. Diğeri CİNSEL GÜCÜ. Buradaki para maddi gücü temsil ediyor. Paranın yerine geçebilcek her türlü güç kaynaklarıda aynı kategoride değerlendirilebilir. Cinsel güç yeterince açık olduğu için açıklanmaya da gerek yok sanırım. Bunlar aynı zamanda birer İKTİDAR SEMBOLÜDÜR. Siz bunları eleştirdiğinizde aslında bir anlamda erkeğin iktidarına saldırıyorsunuz demektir. Bunlar korunup kollandığı sürece KADINA KARŞI son derece sevecen ve verici olabilen ERKEK, tersine bir davranışa maaruz kaldığında ise oldukça sevimsiz ve kırıcı olabilmektedir. AMMAAN ha AMMAAAN. Mevzu bahis bunlarsa, hassasiyetiniz maksimum düzeyde olmalı. Tabii ki önce sizin, daha sonrada eşiniz yada sevgilinizin mutluluğu için.... Tahammül gücümü muhafaza edip aranızda olmaya devam edebilirsem, ilerde paylaşmayı düşündüğüm 5+3 formülünde geniş izahatını bulabileceğiniz, MUTLU BİRLİKTELİĞİN OLMAZSA OLMAZI, ERKEĞİN LİBİDOSU, ürkek bir ceylan gibidir. Bırakın hal ve hareketlerinizi yanlış kullanacağınız bir kelime dahi, daha başlama vuruşu bile yapılmadan maçın bitmesine sebeb olabilir. Topu kaleye atamayan oyuncunun, maç sonunda topu tirübünlere şutlaması anında ki öfkesini gözünüzde bir canlandırın. İstisnaların varlığına saygıda kusur etmeyerek, genele bir baktığımızda, bu iki gurubun haricindeki sahip oldukları hemen hemen herşeyi, espri konusu yapmanızı hoş karşılayabilirler. Hatta kendisiyle barışık biriyle beraberseniz de, esprilerinize katılmanın yanında, katkı sağladığına bile tanık olabilirsiniz.

Ben inanıyorum ki, özel durumları olanlar hariç her erkek eşine her zaman en iyiyi sunma çabası içindedir. Bu cümlenin içine yiyecek içecekten tutturunda, gezilecek yere kadar, binilecek arabadan, onun duygusal tatminine kadar aklınıza gelebilecek herşeyi yazabilirsiniz.Tüm bunlara ve daha fazlasına LAYIKSINIZ DA. Ama lütfen SİZ SİZ OLUN BUNLARI isteyen taraf siz olmayın. Çünkü siz istediğiniz zaman erkeğe yük olursunuz. Talepte bulunduğunuz an ki haleti ruhiyesinden, parasal durumuna kadar, o an yapmak istediği birşeyden vazgeçmekten, istediğiniz şeyi kendininde sevip sevmeyeceğine kadar aradaki onlarca, yüzlerce kriteri kendine uygun duruma getirme çabası erkeği yorar. Bu yorgunlukta size antipati olarak döner. Oysa aynı ürünü yada başka bir şeyi kendi isteğiyle, kendi istediği zamanda aldığında bütün bu problemler çözülmüştür. Hafızanızı bir yoklayın bakalım. En basitinden, marketten kendi isteğiyle, kendine uyan bir zamanda belkide sizin istediklerinizden daha çoğunu getiren bir erkeğe, örneğin televizyon izlerken bir maydanoz almasını istediğinizde, içsel ve dışsal tepkisinin ne olabileceğini düşünmeniz, ne demek istediğimin anlaşılmasını kolaylaştıracaktır. Burada FEMİNEN yada MAKUL davranış keyfiyeti size kalmış. Az önce erkeğe yük olursunuz, şeklinde bir cümle okudunuz. Bu demektir ki, bir de yük olmama hali var. Ve bir üst versiyonunda da ERKEĞİN YÜKÜNÜ ALMA DURUMU. Hani demiştik ya, erkek eşine her zaman en iyiyi sunma çabası içindedir. Bu çaba SİZDEN KAYNAKLANMAYAN, AMA YALNIZCA SİZİN İÇİN yüklenilen bir yüktür. Her vasıtanın taşıma kapasitesi farklı olduğu gibi, her erkeğinde maddi varlığı, yada sosyal statüsünde ki farklılıktan dolayı, eşi için yüklendiği yükü taşırken harcadığı enerji farklıdır. Taşıma kapasitesi artmıyorsa, farklılığı yükü hafifleterek dengelemek mümkün. Bunu mümkün kılabilecek tek kişide kadın. Erkek yapamaz. Çünkü yaparsa iki süsünden birini kaybeder. Ama o yüke kadın eli değerse, o yük yüklükten çıkar, taç olur erkeğin başına konar.Hemde ortada parlayan pırlantanın üzerine eşinin adı yazılmış olarak.

Pekiiii, bu durumda eşimizden birşey istemeyecekmiyiz? Yada nasıl isteyeceğiz? sorusunun yanıtını merak eden dostlarım rahat olsunlar, TABİİ Kİ isteyeceksiniz. İstemek sizin en doğal hakkınız. Hem insan eşinden isteyemezse kimden isteyebilir ki. Önemli olan ne istediğiniz değil, nasıl ve na zaman istediğinizdir. İsterken ihtiyacınız olan şeyi sürekli aynı cümleleri kullanıp tekrar yaparak değilde, farklı kelimeleri değişik ses tonuyla bezeyerek talebinizi yinelemeniz olumlu sonuç almanızı kolaylaştıracaktır. Birde zamanlama. Şu söz akıldan çıkarılmayacak kadar değerlidir. ZAMANLAMA HERŞEYDİR. Spermin yumurtayla ilk buluşmasından, son nefesimizi verinceye kadar yaşadığımız her olayda, ZAMANNIN UYGUNLUĞU temel faktörlerin başında gelir. Tabiki eşinizden birşey isterkende. Rahatlamış bir kişiden talep edilen bir şeyin kabul görme ihtimali ne kadar yüksekse, yorgun ve sinirli bir kişiden yapılan talebin red edilme olasıllığıda o kadar yüksektir. Onun dingin ve mali açıdan uygun zamanını en iyi siz bilirsiniz. Genel anlamda söylemek gerekirse, eve ilk geldiği yorgun an yerine, yemek sonrası çay içerken olabilir. Uykuya dalma halinde değilde, güzel bir cinsel birliktelik sonrası olabilir. Bu zamanlarda yumuşak bir ses tonuyla yapacağınız taleplerin geri çevrilme olasılığı oldukça zayıftır.

Bu iş için sırtınıza küfe vurup hamallık yapmaya gerek yok. Sadece eşinizin bu özelliğini bilin ve ona sıkıntı veren durum için SÖZEL DESTEK VERİN YETER. Yani istek ve ihtiyaçlarınız gündeme geldiği zaman, beklentilerinizi MİNİMİZE ettiğinizde, eşinizin gönlünde SEVGİNİZİN ve DEĞERİNİZİN MAKSİMİZE olacağından emin olabilirsiniz.

Toplumun büyük bir kesimi tarafından ANLAŞILMASI ZOR yada İMKANSIZ gibi tanımlarla anılmanızı hak etmediğiniz bir yana, bu düşüncenin kadınlar arasında da taraftar bulmasını kabul etmekte gerçekten zorlanıyorum. Bana bunun tam tersini düşünmemi sağlayan, birbirinden değerli ve cici arkadaşlarıma bir kez daha minnet ve şükranlarımı arz ediyorum. SİZLER BİZİM DİĞER YARIMIZSINIZ... SİZ YOKSANIZ BİZ NİYE VARIZ Kİ...DEĞERİNİZİ BİLİN...

Buraya kadar okuduklarınız normal şartlar altında ki bir birliktelik için kaleme alınmıştır. Tabidir ki her kişi ve kişilerin oluşturduğu birlikteliklerin kendine has zemini ve koşulları vardır. Benim yaptığım paylaşım, genel anlamda doğru bulduğum, yaşadığım, yaşattığım, önerdiğim prensiplerdir. Takdirlerinize arz ederim.

Özümün SÖZÜ:Eşinizle HAYATI değil, YAŞAMI PAYLAŞMAK için EVLENİN.

Bu yazı EŞİNİ MUTLU ET Kİ, O SENİ DAHA ÇOK MUTLU ETSİN. DAHA ÇOK AİLE MUTLU OLSUN Kİ, DAHA MUTLU TOPLUMLAR OLUŞSUN düşüncesine hizmet amacıyla paylaşılmış olup, birinin diğerine üstünlüğü gibi bir amaç gütmemektedir.
Okuduğunuz için TEŞEKKÜR EDERİM.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hem yazınızı, hem yorumları, hem de cevapları okudum ve şu sonuca vardım. Her şey iyi güzel de... Burada bir şeyler eksik. Acaba ne?....................... dersen!............... Heyecan. Heyecan eksik. Bir de....... Bir de. Bazı genel doğrular olmasına rağmen farklı, farklı olanlar var. Herkes sükuneti sevmez. Ya da her zaman sevmez. Arada klasik müzik dinler fakat bir süre sonra çok sevse de sıkar. Diğerlerine göre süresi çok azdır. Şey gibi... Hani derler ya. Bebeğe anne karnında klasik müzik dinlet, dahiyane olur. İyi de dahiyane olursa çok çeker. İnanın çok çeker, her zaman ve her yerde. Onu eğitebilecek bir eğitim sisteminiz bile yokken özellikle ortada. Onun için istemem, üstü kalsın. Rok da dinlesin, pop da, sanat da, ki; sıkılmasın. Ne dedim, ne anlattım ben yahu. Karıştırdım işte bir şeyler. Anlayabilene aşk olsun:) Kısaca özetlersem, hani "bazıları acı sever" diye bir deyim var ya... İşte o kişiler için sürekli sükunet işkence gibi bir şey olur. Aynı sonla buluşur. Sevgile

Ayrıntıda gezinmek 
 07.11.2008 19:16
Cevap :
Evet çok doğru heyecan eksik. Aslında eksikden ziyade gizlenmiş diyebiliriz....Nereye mi?...5+3 formülünün içine...Hani olmazsa olmazımız var ya, işte heyecanın başlangıcıda , gizlendiği yerde orası... Yorumdan çok çorbaya benzemiş... (bu son cümle, yorumunu okurken istenç dışı oluşan, gülme efektleriyle bezenmiş en saf, en doğal duygulanım durumumu yansıtmaktadır.Emir büyük yerden olduğu için yazmak zorundaydım.Kusura bakma)... Ama her zaman yaptığın gibi malzeme olarak EN DOĞAL duygularını kullandığın, lezzeti, benim damak zevkimin 1 numarası olan DOĞALLIK çorbasını büyük bir keyifle içtim... Ellerine sağlık...Benle paylaşma lütfunda bulunduğun bu DOĞALLIĞINI herkese de yaşatmanı ve yaşamanı diliyorum...Bol heyecanlı DOĞAL, SAĞLIKLI vE MUTLU BİR YAŞAM DİLİYORUM...  08.11.2008 15:11
 

MERHABALAR..SEVGİLİ SEZAR BEYCİĞİM..! :-))) YAZINIZ ÇOK KALİTELİ BİR KUMAŞ DOKUSUNDA TEZGAHINIZDAN ÇIKMIŞ...ELLERİNİZE ve GÖZLERİNİZE SAĞLIK..! :-))) ANCAK BEN BURADAKİ YORUMUMU BİRAZ GENELLEŞTİRMEK İSTİYORUM MÜSAADELERİNİZLE..! KADIN KİM.? ERKEK KİM.? SORULARINDAN BİR İNSANOĞLU ORTAYA ÇIKIYOR.. PEKİ İNSANOĞLU DENİLEN CANLI NE DEMEK.? DÜŞÜNME KABİLİYETİ, HİSLER, ARZULAR, SEVGİLER,AŞKLAR, ÜREME, KEDER, ÜZÜNTÜ, SEVİNÇ...BÖYLE UZAR GİDER.. NETİCE* KADIN=0 - ERKEK=0* KİMSE KİMSEDEN ÜSTÜN DEĞİLDİR. HER KİŞİNİN KADIN OLSUN, ERKEK OLSUN ÖZEL BİR MEZİYETLERİ VARDIR..MÜHİM OLAN HAYATI BİRBİRLERİNE ZEHİR ETMEDEN, BAKLAVA LEZZETİNDE ONU TATLANDIRMAK OLSA GEREK..! İSTANBUL'dan GAZİANTEP'e SEVGİLER ve SELAMLAR...! :-))) (NOT***Üstat bu resimlerdeki lezzetli tatlılar,bizler gibi şeker sempatizanları için pekde şirin görünmüyorlar..! ) :-))))))

Necip Köni - Adana / TR 
 06.11.2008 10:31
Cevap :
Necip abiciğim,çok değerli yorumunu yanıtlamaya bir itirazla başlamak istiyorum.Kaliteli olan bizim dokuma tezgahımız değil,onu test eden sizin güzel elleriniz.Tuşesinin mükemmelliği için sarf ettiğimiz çaba,sizin değerli ellerinizin dokunuşunda olumlu bir his yaratmıyorsa,ne anlamı kaldı ki, kaldır çöpe at gitsin.O nedenle dokuduğum kumaşın TUŞESİNİ TEST EDİP, BANA GERİ BİLDİRİMDE BULUNMA, LÜTFUNDA BULUNAN NECİP ABİMİN ELLERİNDEN ÖPÜYORUM...İNSANLIK paydasında ki, Kadın ve Erkek eşitliği görüşünüze aynen katılıyorum....Abi o fotoğrafları ben koydum ama, benim değil.Şayet önce siz sonra başkalarının rahatsız olduğunu düşünüyorsanız kaldırabilirim...Özellikle o fotoğrafı seçmemin nedeni ise, sizinde vurguladığınız gibi, EVLİLİKLERİN BAKLAVA TADINDA YAŞANMASI içindir. Yani benim damak zevkime göre en güzel olan tatlıyı,yine benim anlayışımla en güzel kurum olan EVLİLİKLE özdeşleştirme çabasıydı....Abi Yengemle birlikte BAKLAVA TADINDA SAĞLIKLI ve MUTLU BİR ÖMÜR DİLİYORUM...  07.11.2008 11:11
 

Okuturken birşeyler öğretmek ve yüzlerde tebessüm yüreklerde sevgi çiçekleri açtırabilmek... Kelimelerin kifayetsiz kaldığı yerdeyim yazılarınızı okurken hemde bir solukta. Kaleminize sağlık efendim.

NefiseCanaran 
 03.11.2008 16:28
Cevap :
Nefise hanım, bu kadarını hak ettiğimi sanmıyorum....Gönül güzelliğiniz, YAŞAM GÜZELLİĞİNİZ OLSUN...  03.11.2008 16:46
 

Yazılarınızı Mutluluk Reçetesi olarak görüyorum. Yüreğiniz dert görmesin, hep mutlu ve paylaşımcı olsun... Esen kalın.

Ayten Dirier 
 01.11.2008 1:12
Cevap :
Ayten hanım,yorumunuz da, benim MUTLUĞUMU ARTTIRICI bir reçete niteliğinde olmuş...Elinize, dilinize sağlık...Dert görmesini istemediğiniz yüreğim,aynı dileği, RUHUNUZ ve BEDENİNİZDE Kİ tüm hücreler içinde diliyor...  01.11.2008 13:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 88
Toplam mesaj
: 88
Ort. okunma sayısı
: 777
Kayıt tarihi
: 24.07.08
 
 

1957 yılında GAZİANTEP'de doğmuşum. Yüksekokul mezunu olup bu yaşa kadar hep ticaretle uğraştım. Kiş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster