Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Kasım '10

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
853
 

İdealize eşcinsellik

Bir ebeveynin çocuğuna karşı yapması ve yapmaması gereken şeyler vardır. Yapmaması gerekenler, onu, onun iyiliği için bile olsa toplumsal normlarla, dinsel dogmalarla, terbiyeli davranış şablonlarıyla, baskılamamak, köreltmemek vs. Yapması gereken ise onu gerçek ve doğru bilgiyle zamanlamasına uyarak tanıştırmaktır. Çocuğuna sevgiden önce saygı duyarak onu bu yolda yetiştiren bir ebeveyn iyi, akıllı, sevgili ve bilgili bir çocuk yetiştirmiş olur.

Yukardaki niteliklere sahip erişkin bir insan hayatında istediği her şeyi yaşama hakkına sahiptir. Bu ne karışılacak ne de üzüntü duyulacak bir durumdur, neyse odur.

Peki ama bu ideal niteliklere sahip kaç aile var ki? Onların durumu ne olacak? Bu tür insanlar için hayattaki her şey sorundur zaten. Her konuda çatışma, anlaşmazlık yaşanır. Bu sorunların birini diğerinden ayırmanın özel bir anlamı yok. Onlar için kavramsal umut yok, ancak tekil olgu olarak ilgilenmeyi gerektirirler.

Eşcinsellik konusunda yaygın olan ve esas tartışma eşçinselliğin kaynağı üzerinedir. Çeşitli bakışlar vardır. Tartışmanın taraflarından olan sol eğilimli bakış, ki sanırım artık bu pek savunulamıyor, eşcinselliğin kapitalist bozunuma uğramış bireylere özgü kötü bir durum olduğunu temellendirmek ister. Onlara göre solcu bir toplumda insanoğlu en ideal olanı yaşayacağından (kişinin kendi seçtiğini yaşıyor olmasından daha ideal ne olabilir ki?) bu tür insan doğasına aykırı şeyler olmayacaktır. Bu sapkınlıklar kapitalist düzenin sonucudur. Bunu hala savunanlar ve doğruluk payı da olabilir. Ancak bu yaklaşımın hem kendi içinde kuşkulu hem de eşcinselliğin tamamını kuşattığını sanmıyorum.

Doğruluk payını vurgulayacak olursak, çocuk tecavüzü ya da tasallutu toplumda olan bir şey. Çocukluğunda tecavüze uğramayı eşcinsel olmanın bir nedeni saymak elbette çok saçma. Ama hayatını insanca yaşamanın koşullarına ulaştırılamamış bireyler düşkünlük nedeni ile eşcinselliğe sığınmış olabilir. Onun da bir sosyolojisi vardır mutlaka. Bir çevreden olmak, bir aidiyete bağlanmak, belki parayla bedenini satarak geçimini sağlayarak bir sınıf oluşturmak gibi. Zaman zaman eşcinsel biyografilerinde gördüğümüz kadarıyla kendini 'kurtarmış' entel/entellektüel arası bazı eşcinsellerin de geçmişinde tecavüz olduğunu görüyoruz. Bu tür kötü bir öyküye sahip olmayı kapitalizme bağlamak belli ölçülerde mümkündür, ama bunun ekonomik politiğine bakılmaksızın her toplumda olduğunu bilmek de gerekir. Mesela eski yunanda, pederasti (oğlancılık) meşru bir iştir, ki başka kültürlerde olduğu da söylenir.

Kötü geçmişe dayanan ya da oradan doğan bir eşcinselliği gerçek eşcinsellik diye görüp, onu tedavi gerektiren bir sapkınlık görmek, belli bir perspektiften bakmak demektir.

Oysa, eşcinselliğe idealize edilmiş bir düzeyde bakmak gerekir.

İdealize düzeydeki eşcinsellik, bireylerin bilinçli olarak yaşamayı tercih ettikleri bir ilişki şeklidir. Ne çocukken tecavüze uğramış ve sonra yoksulluğun dibinde kaldığı için bunu yaşam tarzı seçmiş olmayı içerir ne de biyolojik ya da fizyolojik olarak yapısal bir duruma sahip olmak sözkonusudur. Çünkü eğer eşcinselliği bu ikisine bağlarsak, hemen onun üzerinde, varolan hakim ilişki çeşitlerini yücelten, yani evliliği, heteroseksüelliği, monogamiyi, bir 'aklı selim' ortaya çıkar. Bu aklı selim, düşkünlerin eşcinselliğini ortadan kaldıracak yaşam koşullarının olmayışından dem vurur ya da zaten bazı kişilerin doğuştan çift cinsiyetli olduğu için eşcinselliği 'seçmiş' olmalarının hoşgörülmesinden bahseder.

Oysa eşcinsellikten bahsetmek için kusursuz eşcinselliği konu edinmek gerekir. Şöyle ki:

Kusursuz eşcinsellik bu iki durumdan musdarip olmadan, kişisel ilgi, beğeni, seksüel arzu gibi kişisel tercihlere bağlı olarak kişinin kendi cinsiyle beraber olması olgusudur. Eşcinsellik üzerine konuşurken onu zayıf yanını değil ideal yanına bakmak gerekir. Bu aslında tüm meselelerde böyledir. ***

İnsan seksüel zevk alarak, kendi hemcinsiyle birlikte olmaktan mutluluk duyabilir. Bunu sadece ve sadece kişisel ilgi ve seksüel zevk nedeniyle tercih edebilir. Bu da kişinin kendi bileceği iştir. İnsan doğası için bu mümkündür. İnsan doğası, mana dünyası buna izin verir.

Seks zaten, manadır, bedenin bedene geçmesine indirgenmiş bir zevk anlayışı seksin ucuz taraflarındandır.

Velhasıl aklı başında, ne yaptığını bilen, bundan mutlu olan, hayat konusunda en az sizin kadar bilgili olan bir eşcinsele saygı duyup duymamanın tek bir koşulu vardır: O da onun saygıdeğer ve erdemli bir insan olmasıdır. Dürüstse, açık sözlüyse, sahiciyse, namusluysa, sahtekar değilse, arkadaşlığı yalakalığa indirgememişse yani karakterli bir adamsa/kadınsa, onun önünde ancak saygıyla eğilinir.

Hiçbir yaşam tarzı ve ilişki şekli diğerinden üstün ya da alçak değildir. Hiçbir yaşam tarzı kutsal da değildir. Ötekisine zarar vermeyen, sahtekarlık içermeyen ve bireyin kendi kişisel tercihi olan her şey saygıyla karşılanmalı. Bireyler köstek olmamak kamusal güç kullananlar ise destek olmak zorundadır. Bu insanların doğuştan eşit olduğu ilkesinden çıkan bir sonuçtur.

*** Alt etmek istediğiniz şeyin güçlü yanının üzerine gitmelisiniz. Çünkü o tekrar karşınıza çıkacak yeni bir şeye sahip olamayacaktır. İkincisi ise, güçlü yan bir şeyi o şey yapan şeydir. Zayıf yanının üzerine gitmek bir tür çakallıktır, çünkü onu, onu belirlemeyen yanıyla alt etmek istemeye dayanır. Günümüzde Türkiye'de kendini aslan sanan çakal sürüsüne ithaf olunur.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Valla elinize sağlıktan daha fazla ne desem bilemedim. Bakışları fazlasıyla verip son kısımda vurguladıklarınız herkeisn okuması ve algılaması gereken noktalar olmuş. Örnek olarak verilmesi, yayılması ve aktarılması gereken bir yazı diye düşünüyorum ellerinize tekrar tekrar sağlık olsun!

Buğra TOKMAKOĞLU 
 08.11.2010 18:12
Cevap :
Teşekkürler...  09.11.2010 13:14
 

Blog başlıklarında sık rastladığımdan yaznızı okudum.Sol kavrama ait kaba geçişi gördüğümden yazıyorum.Bizler konulara bilimsel bakarız malesef yazınız bilimsel değil.Değil çünkü daha çocuk anne karnında ceninken genetik bölünmeler de bozuklukla çift cinsiyetli doğar,hormonal bozuklar la cinsiyet kavramı ters gelişebilir bu tamemen bilimsel kökenli şeylerdir.buna da kimse yok böyle şey olmaz diyemez.2-Psikolojik temelli çocuğun cinsel kimliğini tanımasın da bir bozukluk yaşanabilir.Hormonal bozukluk oluşabilir(tecavüz,baba baskısı,yanlış yetiştirme vs.)Kısa eşcinsellik nedenleri.Kapitalizm(eski yunan da kapitalist tir)Birey egosu,değişik zevkler peşinde koşması,bunu kapital kazanıma döküşü ortadadır.Biz insanların o veya bu şekilde farklılıklarının zevk,ticaret,para kazanma aracı olmasına karşıyız.Bu sömürüdür.Cinselliğin bilinçaltı;ÜREME,NESLİN DEVAMIDIR.(Karşı cinsle olur.)Zevk?Ego tatminidir.Bilimsel Psikolojik temeli vardır.yaşam&yaşamlara saygıyla.

GÜNEŞİNSULARI 
 05.11.2010 1:04
Cevap :
Siz okuduğunuzu anlamamışsınız. Yazıya &yazanlara saygıyla.  08.11.2010 10:31
 

değişmeyen doğa kanunları vardır. örneğin, elma ağacında erik yetişmez, köpekler kedi doğuramaz, erkekler fiziken anne olamaz gibi...Eğer bunlara aykırı bir durum olmuşsa doğal ve normal kabul edilmez ve bilimsel araştırmalara konu olur, ama insan normal olmayan birdurumu kendi normali kabul eder ve o durumla mutlu olur, ona asla diyeceğim yoktur insana saygı gereği...Saygılarımla...

Güler Sun 
 04.11.2010 16:15
Cevap :
Eşcinselliği sosyolojik vs. bir eksiklik olarak gördüğünüzü söylüyorsunuz, bunun temellendirmek için insan doğasını gerekçe gösteriyorsunuz, sonra da, doğal olmayan bir şeyden biri mutlu oluryorsa ona saygı duyarım diyorsunuz. Bana kalırsa düşünceniz tutarlı değil. Çünkü eşcinselliği eksilik olarak görüyor olmanız, zaten buna değersiz bulduğunuz gösterir. Bu da aslında saygıdan eksiltir. İkinci olarak, analojiler hiçbir zaman ciddi gerekçeler yaratamaz. Sonuçta köpek kedi doğurmaz ama, eşcinsellikte, insan kediyle köpekle yatıyor değildir. Yani benzetmeniz doğru gibi görünürken, aslında yanlıştır. Bu nedenle analojiden bir kanıt çıkmaz. Üçüncü olarak -tekraren- mutlaklık imkansızdır. Mutlak doğa olamaz, sadece insanoğlu için çok uzun süreler devam eden benzerlikler, süreklilikler vardır. İnsan bunları mutlaklar sanar.  06.11.2010 16:05
 

adınıza yaraşır açıklamanız için teşekkür ederim. Normal derken kastettiğim bana göre ya da toplum geneline göre normal gelen şey değil, fiziksel anlamdaki doğal duruma aykırı olmayan şey normaldir, doğa kanunu yani...bazı konular da yorumyapmanız için illa ki bilim adamı olmanız gerekmez, bilimsel bir beyne sahip olmanız yeterlidir diye düşünüyorum..Saygı ve selamlar...

Güler Sun 
 04.11.2010 12:19
Cevap :
Normal olan, doğa kanunu olandır denemez, çünkü canlılık evrim geçirir ve doğaları hep değişir, ancak belli bir döneme ait durumlardan bahsedilebilir. Bu nedenle siz yaygın ve güncel olana normal olan diyorsunuz diye kabul etmek lazım. Yorumunuza bunu yazmam yeterli ama ilave yapayım. Normali yaygın ve güncel hakimiyetler diye belirlesek bile, bu da eşcinselliğe karşı bir sav olamaz çünkü, eşçinseller zaten, kadın kadınla erkek erkekle birlikte olmalı demiyor, ben kendi eşcinsimle dengeli ve normal bir insan olarak birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum diyor olmalı. Bunun sağlıklı ve 'normal' insanlar için mümkün olduğunu reddetmek için, alternatiflerinin yaygınlığını göstermek bir kanıt olamaz. Şunu da göz ardı etmemek gerekir. Fiziki seks mi duyguları harekete geçirir, duygular mı fiziki seksi? Aslında ikisi de karşılıklı etki içerir. Birbirinden kopuk değildir, eğer duygular fiziki seksi harekete geçirme potansiyeline sahipse, bunun hemcinsler için olması anormal değildir.  04.11.2010 12:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 466
Toplam yorum
: 945
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 973
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster