Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Şubat '08

 
Kategori
Alışveriş - Moda
Okunma Sayısı
375
 

İflah olmaz bir hastalık

İflah olmaz bir hastalık
 

Bize bu hastalığı bulaştıranlar olmalı. Zorla aldırıyorlar bize. Hiç aklımızda olmayan şeyleri avucumuzda buluyoruz. Şehir öyle bir şehir ki nereye gitsem vitrinler, mağazalar , alış-veriş merkezleri... Hep al diyor, ne olursa olsun al, gerilerde kalma, yenile kendini. Kim düşünüyor ki senin cebini, hesaplarını , bütçeni... Borç yap al, kartla al, krediyle al... Al da nasıl alırsan al...

Galiba bir parça da olsa bu hastalığa yakalananlardanım. Okulla ev arasında vitrinlerin olmaması sevindiriyor beni. Biraz gezmeye çıkayım diyorum , alış- veriş yapmış olarak eve dönüyorum. Sanki bu şehirde evden dışarı çıktın mı alış- veriş yapmaya mahkum oluyorsun. Hani olsaydı şöyle sadece ağaçların ve çiçeklerin olduğu kocaman, yemyeşil alanlar ve hiçbir şey satılmasaydı oralarda , elimizi cebimize atmadan özgürce gezebilseydik. Biz özgürlüğümüzü vitrinlere kaptırmış alış-veriş mahkumları olmuşuz da oturup düşünmüyoruz hiç...

Kış gelmişti.Bir ayakkabım vardı kışı geçirecek. Bir de bot alayım dedim, şöyle uzunlarından , sıcacık olsun içi , çok üşüyen biri olarak böyle bir düşünceye engel olamadan , vitrinleri gezmeye başladım. Fiyatlar insanın canını yaksa da yine alacağım diyordum. Şöyle beğendiğim , kaliteli bir şey alayım desem neredeyse bir maaşımı vermek zorunda kalacaktım. Ne vahim! İnsan bir ay boyunca sadece bir bot için mi çalışır? Bu da bizi nasıl sömürdüklerinin , nasıl kanımızı emdiklerinin bir kanıtı galiba. Kendi bütçeme uygun bir botu sonunda buldum ama o bile bir çok insana göre pahalı sayılırdı. Hani derler ya “alış-veriş yapınca stres atıyorum.” Benimki stres atmak değil bilakis stres altına girmekten başka bir şey değildi.

Minibüse binip eve dönerken yaşadıklarımın muhasebesini yapıyordum. Gözüm bir ara karşımda ayakta duran adama takıldı.Hava yağmurluydu ve adamın ayağında eskimiş, kenarları yırtılmış, yazlık bir ayakkabı vardı. Ayakları ıslanmış sırılsıklam olmuştu. Ayağımda sağlam ayakkabılar ve onlar yetmiyormuş gibi bir de bütçemi zorlayarak aldığım yeni botlar.... Bu haksızlıktı , utandım elimdeki poşetlerden içim acıdı vallahi... Bu bencillikti, açgözlülüktü, doymazlıktı. Biz, biz bunları göremiyorduk. Hep başkalarını zengin ederken hem kendimizi hem de başkalarını eksiltiyorduk.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Eğitimli biri olarak kendimi kaptırmak zoruma gider benim ama renkleri sevme gibi bir derdim var, o yüzden fazla alışverişlerim:) Sevgiler, maviyle.

derinmavi.. 
 25.02.2008 13:43
Cevap :
Ben de renkleri çok severim. En soğuk havalarda bile üzerimde mutlaka bir renk vardır. İstanbul'da, beton yığınları içinde ,yeşile hasret kaldığımızdan en çok da yeşil ve tonlarını seviyorum. Sevgiyle..  26.02.2008 15:17
 

KONUŞTURMUŞSUN KALEMİNİ TOPRAĞIM HELAL OLSUN. YOLA DEVAM... SAYGILAR

kemal turan turran 
 13.02.2008 20:56
Cevap :
Teşekkür ederim. Yola devam tabi ki...  14.02.2008 1:17
 

Sevgili Fatma; sizin yaptığınız alışveriş, alışveriş hastalığı değil, tamamen ihtiyaç gidermek için yapılan bir alışveriş , bundan ötürü vicdan azabı çekmeyin, lütfen. Çalışana, emek verene biçilen aylık gelir seviyesi o kadar düşük ki, milletimizi bu darboğaza sokan devlet büyüklerimiz vicdanlarının sesine kulak versin diyorum ben, siz üzmeyin tatlı canınızı. Sevgilerimle.

Dolmakalem 
 13.02.2008 10:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 70
Toplam yorum
: 120
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 822
Kayıt tarihi
: 18.01.08
 
 

Eğitimci, yazar... Denizin Üvey Kızı ve Hayalbaz şiir kitaplarının şairi... Bilgisayar öğretm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster