Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Şubat '07

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
829
 

İğneada çağrısı

İğneada çağrısı
 

Bir gün bu kayıp cennete geldiğinizde bu güne kadar yaşadıklarınızı, yaşayamadıklarınızı, kazandıklarınızı, kaybettiklerinizi, onlarca yıldır uğradığınız haksızlıkları, yaşadığınız vefasızlıkları, hayal kırıklıklarınızı, yıkıldığınız, çöktüğünüz döküldüğünüz anları bir tarafa bırakın. Bir an da olsa unutun onları. Ve bulunduğumuz kozmosun sonsuzluğunda bir zerre olduğunuzu hissederek bu kayıp cennetin kollarına teslim edin kendinizi.

Sırtınızı dayayın ormandaki ağaçların ya da sahildeki kocaman kayaların birisine, kapatın gözlerinizi ve kuşların, böceklerin, yaprakların, rüzgârların, dalgaların, kısacası bu coğrafyanın size fısıldadıklarını dinleyin. Onları anlamaya çalışın. Çiçek olmaya hazırlanan bir tomurcuğun, bir günlük ömrü kalmış bir kelebeğin ya da deniz kıyısında bir istiridyenin, asırlar boyu Karadeniz’in hırçın dalgalarının beyaz köpükleriyle sevişen sahildeki kayaların sadece size söylemek, sizinle paylaşmak istediği sırları olabilir. Herkesin, her şeyin bir hikâyesi vardır. Onları gerçekten dinlemeye çalışırsanız size söylediklerini muhakkak duyarsınız. Hatta minik karıncanın ayak seslerini bile. Yeter ki siz isteyin. Belki de bu güne kadar söyleyecekleri en güzel şeyleri sizin için saklamışlardır.

Güneş Mahya Tepesinin ardına devrilip akşam olunca, efsanevi Istrancalar’dan esen rüzgârların sesi sahilde Karadeniz’in hırçın dalgalarının sesleriyle buluşur. Kumların üzerine oturup gözlerinizi kapadığınızda bu senfoniyi duyarsınız.

Kim bilir bu seslere antik çağlarda İğneada’ya Thynias adını veren Thyn’li ozanların flüt sesleri de gelip karışır belki…

Unutmayın ki cennet güzelliklerle doludur…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

mrb.lar, sizi tanıtan yazıyı okuduktan sonra yuksek sesle dıle getıremedıgım bır sey acıga cıktı. 25 yıldır İğneada'lı oldugum ve yılda birkaç kez gittiğim halde oradan uzak kalmak istemediğimi fark ediyorum. Sanırım ben de sizin gibi geri dönüş yapıp güzelliğin ve cennetin dünyadaki resmine: İğneada'ya yerleşicem. Yalnız bir şeyi sizinle paylaşmak istiyorum, sahil kesimindeki kirlilik ve belediyenin bu konudaki duyarsızlığı çok üzücü. Bireysel olarak birçok şey yapmaya çalışsak da insan yanında yaptığı başlangıçları devam ettirebileceğine inandığı yöneticiler görmek istiyor. Ben Türkiye' de bu kadar güzel bir yer daha olmadığını düşünüyorum ve bu güzelliği kaybetmek istemiyorum.. Duyarlılığınız için çok teşekkür ederim.. Saygıyla..

kırmızı 
 29.08.2007 15:47
 

Bunu yakalayabilmiş bir yüreğin satırlarını okudum. Ne çok şey anlatır değil mi?Paylaşımınız için teşekkür ederim. Saygı ve sevgilerimle.

Doğa 
 25.05.2007 11:31
 

Yazıyı okudum. Bu hafta sonu iğne adadayım kaptan.

Ali Gülcü 
 23.05.2007 2:33
 

Bu günlere getirdiğimiz ve bundan sonraya güzel bırakmak istediğimiz doğa parçalarından biri olarak iğneadayı gelecek kuşaklara temiz bırakmamız lazım. İğneadayı seviyoruz ve torunlarımıza da güzel bırakmak istiyoruz. Sizin gibi değerli abilerimiz oldukça iğneadayı daha çok seveceğimizi biliyorum. Sevgi ve saygılarla...

Levent BİÇKİN 
 20.04.2007 14:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 18
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 1485
Kayıt tarihi
: 07.02.07
 
 

1953 İğneada doğumluyum. A.İ.T.İ. Akademisinden mezun olduğum gün bulduğum ilk otobüse atlayarak yin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster